|
|
|
Ya Kapatır Çıkarsın
günlerce yürü dilersen
dilersen haftalarca
hiç durmadan
aylarca yürü ya da yıllarca
dünyadan dışarı çıkamazsın |

|
Esef miydi içimizden gelip geçen, ki esef nedir biz bilir miydik,
ki bilmek de neydi bir anlatıveren çıksaydı da neyi bilip neyi bilmediğimizi
anlayıverseydik, ki anlamak zordu yazılan onca şiiri, ki şiir yazmayı geçtik bir
yana okumak dahi düşüncelerimizi dumura uğratmadaydı, ki dumur bir uzvun maddi
veya manevî kabiliyetinin körelmesi demek imiş lügâtlerdi bunu bize söyleyen, ki
yapamadık diye yapamadıklarımız yanlış olan değildi; ki değilledik her bir
kelimeyi esef girince hayatımıza, hayatı gözetleyen bakışlarımıza, düşünce ve
yüreğimize... cümlenin tam da burasında ‘nokta’ koyup her bir şeye, durmadık mı
sırf esef yüzünden. Yetmedi. Bir de uzaklaşmayı deneyelim dedik. Ve başladık bir
başımıza, yön seçip kendimize, yürümeye. Bilmiyordu ki, nereye gidersek gidelim
geçmişimiz hep bizimle omuz omuzaydı. Asıl istediğimiz onu bir silkinişle dipsiz
kuyulara fırlatmaktı. Yürümekle olmazdı. Yürümek çözüm değildi. Yanıldık.
Yüzlerce yıl yürümeyi başarmış olsak bile dünyanın çıkış kapısı yoktu. Dünya
binlerce kolu olan kocaman bir çıkmazdan başka bir şey değildi. Esef yüzünden...
bu dünyaya sıkışmış olduğumuz saplantısına takılıverdik. Kimdi bu saplantıya
saplanmamıza neden olan, ki ortaçağ hürriyeti bile alınmıştı sanki ellerimizden.
Modernizmin kucağına düşeli beri dünya, dünyalığını yitirdi.
söylenmedik söz kaldı mı
yaşanmadık öykü...
bir kere değil, bin kere
bütün yollardan geçildi
Ne ki hep yeniden... asırlardır her gelen aynı şeyden bahsetti.
Sözler ard arda, ard arda, ard arda sıralandı durmadan, ki her beyin yeni
düşünceler sundu önümüze, ki kimi doğruydu, ki kimi yanlıştı, ki kimi doğru mu
yanlış mı bilemediğimizdi; öğrenmek için çabalamadık mı, çabamız kendimizden
geçmeye dek varınca saçılmadık mı, tüm aldıklarımızı kümeleyip kümeleyip
bölümlemeliydik, ki o vakit karmaşa denen bizden uzak duraydı. Olmadı. Biz bir
türlü gerçeklerle yüzleşemedik. Döngüler içinde döndük de döndük, döndük de
döndük. Her söylenmiş aslında söylenmemiş miydi, ki biz değişimle el ele alıp bu
söylenmişleri başka bir çehreye bürümeli değil miydik. Hakça yaşamalı, sevgiyle
yoğrulmalı, merhametle kucaklanmalı... değil miydik dürüstçe büyütülmeli. Herkes
aynı yoldan geçti, ki biz de o yoldan geçenlerdendik. Kader çizgimizin üzerinde
dualarla yaşanmışları yeniden yaşamadaydık. Söylediniz. Dinlediler. Ama
anlamadılar. Söylediniz. Dinliyoruz. Ama anlıyor muyuz.
ya açar girersin kapıdan
ya kapatır çıkarsın...
|