MÜREKKEP LEKESİ 31

Naz Ferniba

Düşüncelerimin Örtüsü

Ne çok kitap yayınlandığını düşünüyorum bu aralar. Yazmak giderek daha da anlam kazanıyor insanlar için. Belki sanal alemin hayatımıza hızla girmesi buna sebeptir. Yazma gücünü ortaya çıkarmış gibi görünüyor. Ya da her zaman birşeyler yazıyorduk da bunu paylaşmak gibi bir olanağımız yoktu. Sanal alemin bize sunduğu bu sanırım. Konuşmaktan çok yazmayı tercih eder olduk. Belki yazarak kırmaktan ya da kırılmaktan uzak durduğumuz düşüncesine sahibiz içten içe. Bu kendini koruma altına almak anlamına gelebilir. Birebir görüşmelerde suskunluk daha hakimdir ortama. Cümleler seçilir söylenmeden önce ya da yutulur. Bir kendine güvensizlik sözkonusudur. İnsan konuşma yeteneğini (henüz) geliştirmemiştir.

Genelde aile ortamlarımızda baskıcı yetiştirme tekniklerinin ortaya çıkardığı bir sonuçtur bu. Çocuğa konuşma hakkının verilmemesi, ebeveynlerin çocuğu dinleme alışkanlığının olmaması, kendi özgür iradesiyle davranışlar sergilemesine karşı çıkılması... Çocuk onların bulunduğu mekanlarda sessizliği tercih eder, yapacaklarını yapmak istediklerini söylemez, her şeyi onlardan uzaklaştığı yerlerde onlarsız gerçekleştirir. Çoğu zaman birkaç kişilik ortaya çıkar. İnsan anne-babasının yanında tutucu, ahlaklı, masum, saf, basit davranırken başka bir ortamda çılgın, konuşkan, özgür, mutlu, sert biri oluverir. Örtülü ve örtüsüz davranmak...

Örtünün doksanlı yılların başında hızla yaygınlaşması, örtünün farklı biçimlerde takılabileceğinin gösterilmesi, tesettür mağazalarının açılması, örtülü öğrencilerin hızla yayılması... gündemden örtünün hiç düşmemesini beraberinde getirdi. Eğitime verilen anlamın değişmesi ile genç kızların da liseden sonra üniversite hayallerinin gerçeğe dönmesine neden oldu. Ailelerin erkek çocuklarını okutma çabasının yanında kız çocuklarının da aynı eğitimi almalarını sağlamalarıyla farklı kültürlerin kültürel hayatın içinde bir araya gelmesine kapı araladı. Bunun yanında modern oluşun çelişkileriyle karşılaşan örtülü kızlar, modern hayatın insanlarının örtüyü bir antimodern giyim tarzı olarak görmeleri sonucunda yenilikleri giyimlerinde geliştirme çabalarına girdiler. Örtüyü küçültme, örtüyü süsleme, örtüyü değişik biçimlerde bağlama... fakat örtüyü çıkarmadan modern oluşun giyimle hiçbir bağlantısı olmadığını gösterme girişimleri kıyafetin diğer unsurlarına yönelme gereğini getirdi beraberinde. Birzamanlar kadınlarda hoş görülmeyen pantolonlu kıyafetlerin şimdi hemen bütün vitrinleri kaplaması, pantolon giymekle bazı bakış açılarını genişleteceği inancına yöneltti insanları, pek çok çelişkiyi beraberinde getireceği düşünülmeden. Görünüşün değiştirilmesi aslında içeride biryerlerde var olan kendine güvensizliğin bir göstergesiydi. ‘Ben de sizler gibiyim’ demenin başka bir yoluydu.

Hangi anlamda onlar gibi olmak? Bu bir çeşit kendini onlarla denk görmemek ifadesinden başka bir şey değil aslında. Kıyafetin kişiler arasında ayrılıklar oluşturduğu bir gerçek. Örtülü giyinmek ile örtü takmak arasında büyük bir fark var. Modern olmanın giyimle ilgisizliğini anlatmaksa oldukça güç. Bunun yanında modern kelimesinin sözlük anlamına baktığımızda ise ‘şimdiki zamana uygun’ gibi bir cümleyle karşılaşıyoruz. Ne demek ‘şimdiki zamana uygun’? Moda tasarımcılarının her yeni dönemde yeni kreasyonlarla podyumları süslemesi mi? Ya da sadece görünüşün globalleşmesi mi?

Örtünün düşünceleri örtmediği gerçeğini kabullenmek ne de zor geliyor modern olduklarını söyleyenlere. Dünya insanları hangi yöne çevirmişken keskin bakışlarını...

Bir Önceki Sayfa... Ana Sayfa Köşe Yazıları Arkadaşına Gönder

Yukarı Çıkmak İçin...