|
|
|
Düşüncelerimin Örtüsü
Ne çok kitap yayınlandığını düşünüyorum bu aralar. Yazmak
giderek daha da anlam kazanıyor insanlar için. Belki sanal alemin
hayatımıza hızla girmesi buna sebeptir. Yazma gücünü ortaya çıkarmış gibi
görünüyor. Ya da her zaman birşeyler yazıyorduk da bunu paylaşmak gibi bir
olanağımız yoktu. Sanal alemin bize sunduğu bu sanırım. Konuşmaktan çok
yazmayı tercih eder olduk. Belki yazarak kırmaktan ya da kırılmaktan uzak
durduğumuz düşüncesine sahibiz içten içe. Bu kendini koruma altına almak
anlamına gelebilir. Birebir görüşmelerde suskunluk daha hakimdir ortama.
Cümleler seçilir söylenmeden önce ya da yutulur. Bir kendine güvensizlik
sözkonusudur. İnsan konuşma yeteneğini (henüz) geliştirmemiştir. |

|
Genelde aile ortamlarımızda baskıcı yetiştirme tekniklerinin
ortaya çıkardığı bir sonuçtur bu. Çocuğa konuşma hakkının verilmemesi,
ebeveynlerin çocuğu dinleme alışkanlığının olmaması, kendi özgür iradesiyle
davranışlar sergilemesine karşı çıkılması... Çocuk onların bulunduğu mekanlarda
sessizliği tercih eder, yapacaklarını yapmak istediklerini söylemez, her şeyi
onlardan uzaklaştığı yerlerde onlarsız gerçekleştirir. Çoğu zaman birkaç kişilik
ortaya çıkar. İnsan anne-babasının yanında tutucu, ahlaklı, masum, saf, basit
davranırken başka bir ortamda çılgın, konuşkan, özgür, mutlu, sert biri
oluverir. Örtülü ve örtüsüz davranmak...
Örtünün doksanlı yılların başında hızla yaygınlaşması, örtünün
farklı biçimlerde takılabileceğinin gösterilmesi, tesettür mağazalarının
açılması, örtülü öğrencilerin hızla yayılması... gündemden örtünün hiç
düşmemesini beraberinde getirdi. Eğitime verilen anlamın değişmesi ile genç
kızların da liseden sonra üniversite hayallerinin gerçeğe dönmesine neden oldu.
Ailelerin erkek çocuklarını okutma çabasının yanında kız çocuklarının da aynı
eğitimi almalarını sağlamalarıyla farklı kültürlerin kültürel hayatın içinde bir
araya gelmesine kapı araladı. Bunun yanında modern oluşun çelişkileriyle
karşılaşan örtülü kızlar, modern hayatın insanlarının örtüyü bir antimodern
giyim tarzı olarak görmeleri sonucunda yenilikleri giyimlerinde geliştirme
çabalarına girdiler. Örtüyü küçültme, örtüyü süsleme, örtüyü değişik biçimlerde
bağlama... fakat örtüyü çıkarmadan modern oluşun giyimle hiçbir bağlantısı
olmadığını gösterme girişimleri kıyafetin diğer unsurlarına yönelme gereğini
getirdi beraberinde. Birzamanlar kadınlarda hoş görülmeyen pantolonlu
kıyafetlerin şimdi hemen bütün vitrinleri kaplaması, pantolon giymekle bazı
bakış açılarını genişleteceği inancına yöneltti insanları, pek çok çelişkiyi
beraberinde getireceği düşünülmeden. Görünüşün değiştirilmesi aslında içeride
biryerlerde var olan kendine güvensizliğin bir göstergesiydi. ‘Ben de sizler
gibiyim’ demenin başka bir yoluydu.
Hangi anlamda onlar gibi olmak? Bu bir çeşit kendini onlarla denk
görmemek ifadesinden başka bir şey değil aslında. Kıyafetin kişiler arasında
ayrılıklar oluşturduğu bir gerçek. Örtülü giyinmek ile örtü takmak arasında
büyük bir fark var. Modern olmanın giyimle ilgisizliğini anlatmaksa oldukça güç.
Bunun yanında modern kelimesinin sözlük anlamına baktığımızda ise ‘şimdiki
zamana uygun’ gibi bir cümleyle karşılaşıyoruz. Ne demek ‘şimdiki zamana uygun’?
Moda tasarımcılarının her yeni dönemde yeni kreasyonlarla podyumları süslemesi
mi? Ya da sadece görünüşün globalleşmesi mi?
Örtünün düşünceleri örtmediği gerçeğini kabullenmek ne de zor
geliyor modern olduklarını söyleyenlere. Dünya insanları hangi yöne çevirmişken
keskin bakışlarını...
|