MÜREKKEP LEKESİ 28

Naz Ferniba

Hasta, Yatağında Uyurken; Refakatçi Pencereden Bakar

(İnsan, vitrinlerin en parıltılı görüntüsü. Seyrederek geçip karşılarına yüzlerce öykü oluşturabilirsiniz. Eğer seyrettiklerinizi okuyabiliyor ve okuduklarınızı yazıya dökebiliyorsanız. Ve yazdıklarınız bir şekilde okunabiliyorsa ne şanslısınız. Siz seyriniz sonunda aynı vitrine bakamayanların manzaraya ortak olmasına aracısınız demektir. Herkes her şeyi aynı biçimiyle yaşayamaz kesin. Başka tarafından bakarken hayata, başka tarafından tatlanıyoruzdur.)

 

Öyle masum çizilirken hatları yaşayanların, bir el uzanıp yönünü değiştirir.

Akarken kendi halinde, arkların üzeri betonla örtülür.

Köşebaşında kaç yılın kökleriyle tutunan dut ağacı, kör baltanın tok sesiyle devrilir.

Demlenen çayın bir hafta boyu içildiğini duyan kulaklar, irkilir.

Ve yollarda kayan arabalar çoğalınca, her dönemeçte bir kaza ile ölüm alacağını alır.

 

Hasta yatağında inleyen, penceresinden görebildiği kadarıyla şehre bakar.

Uykuya dalan rüyasını yaşamaya gitmiş, gece sessizce süzülmektedir.

Serum şişesinden damlayan sıvı, damardan girerken bedenine, uyuşan kolu kıpırtısızdır.

Refakatçi, olması gereken yerde değil, belki çok sokak ötede bir hamaktadır.

Acıyan yüreği, acıttığı yüreklerin varlığını yeni anımsarken, gözler nemlenir.

Şimdi,

nasıl merhem çalınır bu yüreklere... nerededir?

Komodin üzerindeki vazonun boş oluşu yalnızlık göstergesidir belki.

Ya da

yanıbaşındaki hiç çalmayan telefon.

 

söylenmemesi gereken çok şey söylendi

yapılmaması gereken çok şey yapıldı

yazılmaması gereken çok şey yazıldı

yakılmaması gereken çok şey yakıldı

 

rengi değişti hayatın her an

şekli değişti

tadı değişti

örtüler serildi üzerine her şeyin, görünmesin bilinmesin diye

sonra

bir yıl önceki etek belinize dar geldi

yeniler eskidi

eskiler verildi

vitrinlerden yeni yeniler beğenildi

 

(Yaşamak istiyoruz hepimiz sanırım. İstemeyenler birer birer gidiyorlar zaten ölüm izni çıkmadan. Yaşamak kelimesinin içinde pek çok eylem gizli ve biz bu eylemleri abarta abarta gerçekleştiriyoruz kimi zaman. Telaş içinde alınan kararlar başkalarına da zarar verebiliyor, başkalarının hayatlarına da dokunabiliyor hatta. Tutun ki hiç konuşmadım, dinledim hep. Tutun ki konuştum, dinlemedim hiç.)

Bir Önceki Sayfa... Ana Sayfa Köşe Yazıları Arkadaşına Gönder

Yukarı Çıkmak İçin...