|
Hasta, Yatağında Uyurken; Refakatçi Pencereden Bakar
(İnsan, vitrinlerin en parıltılı görüntüsü. Seyrederek
geçip karşılarına yüzlerce öykü oluşturabilirsiniz. Eğer seyrettiklerinizi
okuyabiliyor ve okuduklarınızı yazıya dökebiliyorsanız. Ve yazdıklarınız
bir şekilde okunabiliyorsa ne şanslısınız. Siz seyriniz sonunda aynı
vitrine bakamayanların manzaraya ortak olmasına aracısınız demektir.
Herkes her şeyi aynı biçimiyle yaşayamaz kesin. Başka tarafından bakarken
hayata, başka tarafından tatlanıyoruzdur.) |

|
Öyle masum çizilirken hatları yaşayanların, bir el uzanıp yönünü
değiştirir.
Akarken kendi halinde, arkların üzeri betonla örtülür.
Köşebaşında kaç yılın kökleriyle tutunan dut ağacı, kör baltanın
tok sesiyle devrilir.
Demlenen çayın bir hafta boyu içildiğini duyan kulaklar, irkilir.
Ve yollarda kayan arabalar çoğalınca, her dönemeçte bir kaza ile
ölüm alacağını alır.
Hasta yatağında inleyen, penceresinden görebildiği kadarıyla
şehre bakar.
Uykuya dalan rüyasını yaşamaya gitmiş, gece sessizce
süzülmektedir.
Serum şişesinden damlayan sıvı, damardan girerken bedenine,
uyuşan kolu kıpırtısızdır.
Refakatçi, olması gereken yerde değil, belki çok sokak ötede bir
hamaktadır.
Acıyan yüreği, acıttığı yüreklerin varlığını yeni anımsarken,
gözler nemlenir.
Şimdi,
nasıl merhem çalınır bu yüreklere... nerededir?
Komodin üzerindeki vazonun boş oluşu yalnızlık göstergesidir
belki.
Ya da
yanıbaşındaki hiç çalmayan telefon.
söylenmemesi gereken çok şey söylendi
yapılmaması gereken çok şey yapıldı
yazılmaması gereken çok şey yazıldı
yakılmaması gereken çok şey yakıldı
rengi değişti hayatın her an
şekli değişti
tadı değişti
örtüler serildi üzerine her şeyin, görünmesin bilinmesin diye
sonra
bir yıl önceki etek belinize dar geldi
yeniler eskidi
eskiler verildi
vitrinlerden yeni yeniler beğenildi
(Yaşamak istiyoruz hepimiz sanırım. İstemeyenler birer birer
gidiyorlar zaten ölüm izni çıkmadan. Yaşamak kelimesinin içinde pek çok eylem
gizli ve biz bu eylemleri abarta abarta gerçekleştiriyoruz kimi zaman. Telaş
içinde alınan kararlar başkalarına da zarar verebiliyor, başkalarının
hayatlarına da dokunabiliyor hatta. Tutun ki hiç konuşmadım, dinledim hep. Tutun
ki konuştum, dinlemedim hiç.)
|