|
|
|
Tarihî Kayıtlar Bölümü’ne Dilekçe
Çizgide eğrilme oldu biraz. Şöyle yana doğru bir kayma.
Pencereden baktım. Ağaçlarda hışırtı çoğalmış. Gece gece bir sokak
serüvenine atılmış yan komşunun köpeği. Eğrilen çizgiden habersiz sürerken
olağan durum, ‘olağan durum ne ki’ sordum kendime. Hiçbir şeyin hiç de
olağan olmadığını, olabilenlerin olağan dışılığından bîhaber yaşadığımı
farkettim anında vaktin. Bul buluştur, yapıştır parçaları, anlat kendine
demini, kırmızıyı yeşile boya, eğrilme noktasından yola çık... Çaprazına
bak, bir matem yaşanıyor. Düzünde fal açmış bakıyor çingene. Geride dipsiz
kuyu, taş at ses yok. Buralarda sabah olur uyanır insan, gece olur uyur
haliyle. Oralarda, dünyanın her bir yanında yani, aynıdır üstelik; sabah
olur uyanır insan, gece olur uyur... Gelgelelim değişik bir şey yapmalı
derim içten içe.
|

|
Hangi satırındayım tarih sayfasının? Savaşların yıkımlarından
geçmiş toprak. Derinlerinde kan sızıntısı. Boş kovayı doldurabilirsin ya, doluya
sığdır sığdırabilirsen. Çizgide eğrilme var. Biraz. İmzamı, sayın tarih, nereye
atayım?
Tarihî Kayıtlar Bölümü’ne
Çizginin eğrilmesine sebebiyetten sorumluyum. Nasıl
düzeltilebileceği üzerine bir tasarı geliştirmiş bulunmaktayım kendimce.
Gerçekle özdeşleştirme babından bu tasarıyı, basamakların anahtar kelimesine
ihtiyaç duymaktayım. Dosyaların F ile isimlendirileninde denir ki, ‘Bir tasarı
için düşünce gerekir. Düşünce varsa düşünen de var demektir. Eylem kelimelerin
bilinmesiyle oluşturulabilir.’ Bu konuda yapılması gereken her ne ise sizden
bekliyorum, haddim olmadan. Arz ederim efendim.
Saygılar...
imza
Burada ‘imza’ bölümüne dikkatinizi çekmek niyetinde değilim.
Aslında dikkatinizi çekmek gibi bir çabam yok. Ben dikkat etmekten yanayım çok
zaman. Yazgıda oluşan en ufak bir eğrilme ile neler olabileceğini çok net
görebiliyorum. Rengi bordo. Hafif dalgalanma var gibi. Bu dalgalar bir belirti.
Geliyorum, gerçekleşeceğim, hazırlıklı ol, tavrını seç, gardını al, tedbiri
elden bırakma kaçmasın... Eğrilmeyi sezdiyse insan daha da eğrilmeden çizgi
düzene girmeli birden. Tıpkı vücudun ateşlenmesi gibi. ‘Bak bende bir gariplik
var. Bu garipliği gider’ dercesine.
söylemek lazım diye birşeyler
konuşuyorsam eğer
sözcükler uzak dursun benden
|