MÜREKKEP LEKESİ 24

Naz Ferniba

Aşka Başka Bir Günün Doğmasını Bekliyorum

 

“Ben başka türlü bir hikayenin peşindeyim.”(0)

(B)aşka bir günün doğmasını bekliyorum. Önce çarşaf gibi serili göğe çeviriyorum bakışlarımı. Sonra duygularla (b)oyuyorum gördüklerimi. Yağmur, ağlıyorum izlenimi veriyor. Ben ki, çizgili bir gömleğe takı(lı)yorum. Düğmelerinin uyumsuzluğu düşüncelerimi duraklatıyor. Bir çantanın cafcaflı pembesi ile dalgınlığıma gömülemiyorum. Birşeyler, evet hep birşeyler odaklanmışlığıma set çekiyor. Durduğum an, kendimce kurduğum cümleler yarım kalıyor. Yarım kalmışları bütünlemek içimden gelmiyor. Başlangıç yapmaya (ç)alışmak durmadan: Sonlandırılmayan eylemler... sonlandırılmayan cümleler... sonlandırılmayan yürüyüşler... Her koşunun bir bitiş çizgisi çekilmeli. (B)aşka başka girişler yapıp, (b)aşka başka kelimeler arıyorum içimde. Çok var. Kim(i) kuşların kanadına takılıp uçuyor bilmediğim yere. Kim(i) kırık bir kaldırım taşının oyuğuna gizleniyor. Kim(i) yumuşak bir yastık bulup uykuya dalıyor: Düşlerim(...) benim olmayan gecelerde gezinmeye gidiyor. Kalıyorum duru.

 

Bir iğne alıp elime, sökükleri dikiyorum. Hiçbir şey onarılmakla eski değmemişliğine kavuşamıyor. Gün be gün kendimde yaptığım tamirat derin izler bırakarak ya(rı)na kaydırıyor beni. Taşınıyorum oradan oraya. Usturuplu yaşamlar seçiyorum: Gazete küpürleri biriktiriyor... halı desenleri kovalıyor... bayram şekeri topluyor... (um)

 

Bazen bir mezarlığı ziyaret etme ihtiyacı beliriveriyor. Ölümün kabirler üzerinde sessiz salınışını

görmek istiyorum. Bulutları serpiyorum toprak üzerine. Düşünüyorum da, dünya ölenler için de dönmeye devam ediyor. Toprağa giren her beden, bütünleşip onunla dünya oluyor.

 

Akıl almazları aklıma sokuyorum. İnanmakla başlıyor gerçeklik. İnanmadığım yok’luğa, inandığım var’lığa karışıyor. Ben ki, önemsiz değilim. Kendime ver(e)mediğim değeri görüyorum ki, bir başkası, en yüce olan, benden esirgemiyor. Kuşkulanıyorum: Durduğum yerden... baktığım pencereden... açtığım kapıdan... tuttuğum bardaktan... mutfaktaki musluktan... dolabın kulpundan... Hem var hem yok’lar.

 

İndracit’in yengileriyle endişeleniyor, avatar’ın elinin uzan(a)madığı yerlerin yitişine şahid oluyorum. Medet uman yanlış yerde ar(an)ıyor şifayı: Bir çift gözde... tek parça elbisede... parmakların dokunuşunda... sandalet’lerin bastığı toprakta... Boşuna! Dünyada değil, dünyanın üzerinde: “İnsanlar hiçbir şeye dikkat etmiyorlar.”(1)

 

“Karanlıkta yol alan hikaye karanlıkta son bulur.”(2) Perdeleri açıyorum. Yolculuğumun ışığa ihtiyacı var: Filizlenmeli. Işkın vermeli.

 

0) Elif Şafak, Şehrin Aynaları

1) J. D. Salinger, Çavdar Tarlasında Çocuklar

2) Murathan Mungan, Ressamın Sözleşmesi

Bir Önceki Sayfa... Ana Sayfa Köşe Yazıları Arkadaşına Gönder

Yukarı Çıkmak İçin...