|
Aşka Başka Bir Günün Doğmasını Bekliyorum
“Ben başka türlü bir hikayenin peşindeyim.”(0) |

|
(B)aşka bir günün doğmasını bekliyorum. Önce çarşaf gibi serili
göğe çeviriyorum bakışlarımı. Sonra duygularla (b)oyuyorum gördüklerimi. Yağmur,
ağlıyorum izlenimi veriyor. Ben ki, çizgili bir gömleğe takı(lı)yorum.
Düğmelerinin uyumsuzluğu düşüncelerimi duraklatıyor. Bir çantanın cafcaflı
pembesi ile dalgınlığıma gömülemiyorum. Birşeyler, evet hep birşeyler
odaklanmışlığıma set çekiyor. Durduğum an, kendimce kurduğum cümleler yarım
kalıyor. Yarım kalmışları bütünlemek içimden gelmiyor. Başlangıç yapmaya
(ç)alışmak durmadan: Sonlandırılmayan eylemler... sonlandırılmayan cümleler...
sonlandırılmayan yürüyüşler... Her koşunun bir bitiş çizgisi çekilmeli. (B)aşka
başka girişler yapıp, (b)aşka başka kelimeler arıyorum içimde. Çok var. Kim(i)
kuşların kanadına takılıp uçuyor bilmediğim yere. Kim(i) kırık bir kaldırım
taşının oyuğuna gizleniyor. Kim(i) yumuşak bir yastık bulup uykuya dalıyor:
Düşlerim(...) benim olmayan gecelerde gezinmeye gidiyor. Kalıyorum duru.
Bir iğne alıp elime, sökükleri dikiyorum. Hiçbir şey onarılmakla
eski değmemişliğine kavuşamıyor. Gün be gün kendimde yaptığım tamirat derin
izler bırakarak ya(rı)na kaydırıyor beni. Taşınıyorum oradan oraya. Usturuplu
yaşamlar seçiyorum: Gazete küpürleri biriktiriyor... halı desenleri kovalıyor...
bayram şekeri topluyor... (um)
Bazen bir mezarlığı ziyaret etme ihtiyacı beliriveriyor. Ölümün
kabirler üzerinde sessiz salınışını
görmek istiyorum. Bulutları serpiyorum toprak üzerine.
Düşünüyorum da, dünya ölenler için de dönmeye devam ediyor. Toprağa giren her
beden, bütünleşip onunla dünya oluyor.
Akıl almazları aklıma sokuyorum. İnanmakla başlıyor gerçeklik.
İnanmadığım yok’luğa, inandığım var’lığa karışıyor. Ben ki, önemsiz değilim.
Kendime ver(e)mediğim değeri görüyorum ki, bir başkası, en yüce olan, benden
esirgemiyor. Kuşkulanıyorum: Durduğum yerden... baktığım pencereden... açtığım
kapıdan... tuttuğum bardaktan... mutfaktaki musluktan... dolabın kulpundan...
Hem var hem yok’lar.
İndracit’in yengileriyle endişeleniyor, avatar’ın elinin
uzan(a)madığı yerlerin yitişine şahid oluyorum. Medet uman yanlış yerde
ar(an)ıyor şifayı: Bir çift gözde... tek parça elbisede... parmakların
dokunuşunda... sandalet’lerin bastığı toprakta... Boşuna! Dünyada değil,
dünyanın üzerinde: “İnsanlar hiçbir şeye dikkat etmiyorlar.”(1)
“Karanlıkta yol alan hikaye karanlıkta son bulur.”(2) Perdeleri
açıyorum. Yolculuğumun ışığa ihtiyacı var: Filizlenmeli. Işkın vermeli.
0) Elif Şafak, Şehrin Aynaları
1) J. D. Salinger, Çavdar Tarlasında Çocuklar
2) Murathan Mungan, Ressamın Sözleşmesi
|