|
|
|
Renkler Herkesin Mutsuzluğun insanlara
öğretildiğini, bu çağın mutsuzluk üzerine kurulduğunu ve insanların
mutsuzluklarıyla övünmeye çalıştıklarını söylüyordu Mîna Urgan. Bunu, yani
mutsuzluğu yüzüne kondurup insanın, kendini bir de bununla yüceltmeye
uğraşmasının süflî bir davranış olduğunu düşünüyordu. Belki böyle. İnsan
acılarını bağır çağır, bir bohçacı edasıyla satmaya başladığı an çökmeye
de mahkumdu. |

|
Acıları satmak... kim anılarını şu insanların, kaç paraya üstelik
satın almak isterdi ki... Hiçkimse. Nasılsa herkesin kendine ait yüzlerce,
binlerce anısı vardı. Hem anıların vitrinleri çok da renkli değil. Kimse
renksize meyletmiyor bu günlerde. Giyimlere bir dikkat edin. Mor... ah mor...
hemen herkesin üzerinde. Daha birkaç yıl öncesine kadar kim mor bir elbise
giyerdi? Moda rüzgarı da renklendi. Eserken karşılaştığı herkese renk dağıtıyor.
Tıpkı siyah-beyaz bir filmin, bir şeridin geçmesiyle, renklenişi şerit boyunca.
Kahverengi giyerdi insanlar. Siyah giyerdi... gri giyerdi... beyaz giyerdi...
İlle de bu tonlarda gezinirdi bankacılar, öğretmenler, terziler, aşçılar,
öğrenciler, işçiler, sağcılar, solcular, enteller, metalciler, bilginler,
alimler, çocuklar, gençler, hanımlar, beyler bir de vekiller... Böyle olunca
neden renkli tarafından baksın ki insanlar dünyaya? Hangi renk giyiyorsa o
renkle bakacaktı elbet. Hangi renk giyiyorsa o renkle görecekti elbet.
Şimdi renklendi elbiselerle birlikte insanlar ve bakışlar...
Hüznün bu renklenişle renk değiştirdiğini ben kabul ediyorum.
Artık Ahmet Haşim’in sarı hüznü turuncuya boyandı, mora boyandı, yeşile boyandı,
pembeye boyandı. Bakışlarda canlı, capcanlı bir hüzün var. Hüznün de canlısı
olur mu demeyin. Hüznün alacalısı, hüznün bulacalısı, hüznün kahkahası bile var.
Gözyaşında bile ebemkuşağı doğuyor. Hiç farketmediniz mi? Bu tarafından bakınca
hüznün verdiği lezzete doyulmuyor. Ağlıyorken gülmek mi? Gülüyorken ağlamak mı?
Neden olmasın. Her ikisi de kılınası. Her ikisi de insanlar için. Ne de yakışır
üstelik nemli gözler insana. Hiç ağlayan birinin gözyaşına dokundunuz mu bir
tebessümle? Hiç ağlayan birinin ağladıkça hüzünden çıkışını hissettiniz mi?
Hüzün yakışır gözlere...
Yakıştırana her şey yakışır bir de.
Çok gerilerde kaldı artık giyime göre sıfat kazanmak.
Ne güzel ki artık renkler herkesin!
|