|
Ayşe Kulin’in Anlatımıyla Aylin Radomisli Aylin
Radomisli Cates’in hayat öyküsünü okudum dün. Ayşe Kulin’in
anlatımıyla Adı: Aylin... ‘ne kadar hızlı, ne kadar heyecan dolu ve
dünyayı dolaşan bir öykü bu böyle’ dedim bitirince. Kendisini
sevebilmeyi bilen nadir insanlardan biri sanırım. İnsanlar genelde acı
çekmek için çırpınıyorlar gördüğüm kadarıyla. Biliyorum herkes
aynı güce sahip değil. Ve biliyorum herkes mutluluğa hangi paragraftan
gireceğini kestiremiyor. |

|
Ve yine
biliyorum çok şeye, çok zaman bulamadığından yakınıyor herkes. Varsın
olsun ne çıkar... sonuçta, bu herkesin içinden nadiren de olsa biri çıkıp
duvarları bakışlarıyla-öfkesiyle-sevgisiyle-zekasıyla bir şekilde işte yıkabiliyor.
Özgürlüğün tadı hem acı, hem ekşi, hem tatlı, hem tuzlu... Aylin
Radomisli’nin hayatı bana, bu hayatın geçiciliğini bir kez daha gösterdi.
Bir fırtına ne
kadar şiddetli olursa olsun bir zaman sonra, yıkıp geçse de sonlanır. Başlayan
bir şey bir yerde bitmek zorundadır. Kesin olarak, başlayan biter. Onun hayatında
da o kadar çok başlangıç ve son var ki... Siz hiç başlarken, son’un ne
zaman geleceğini düşündünüz mü? Bunun her zaman olması mümkün değil
tabii. İnsanın doğarken ‘ne zaman öleceğim’ diye düşenemeyeceği
muhakkak. Ki çoğu zaman ‘son’ umrumuzda bile değildir. An’ın tadını
çıkarmanın keyfine varırken bu keyfi ‘son’ kelimesiyle bozmamak da vardır
işin içinde. Hatta çatlakları farkettiğimiz zaman da bu çatlakların
giderilmesi üzerine bir girişimde bulunmayız. Ta ki çatlaklar dev yarıklara
dönüştüğünde eteklerimiz tutuşur. Sağa sola koşturmaya başlarız. Bir
yardım eli ararız... vesaire vesaire...
Aylin Radomisli
bu duyguları çok yaşamış. Çok başlamış, çok bitirmiş, çok bitirilmiş
belki de. Bir yandan da hayat vermiş insanlara. Hastaları ölüm feryatlarıyla
çıkınca karşısına dalga geçmiş onlarla. Bu görünürde umursanmayan tavır
hastaları çileden çıkarıp hayatın bir ucundan tutmaya yönlendirmiş
neticede. Yine de mutluluğun tadına çokça bakarken gözyaşını da akıtmayı
ihmal etmemiş Aylin Radomisli.
Yaşanmış
hayatları okumak her zaman hoşuma gitmiştir. Kendime ait bir satır
bulabileceğimi düşündüğümden olabilir. Ya da hatalara karşı daha
temkinli davranabilmek için, bilemiyorum.
Kitabı
bitirince Nilüfer Hanım’ı ziyaret etmek geçti içimden. Ben okuduğum
kitapların kahramanlarına bir telefonla ulaşabileceğimi sanmışımdır hep.
Hep de sanmaktan öteye gidememişimdir. Çoğu konuda sanmak, özel bir yeteneğim
haline dönüştü üstelik. Sanarak yaşamak... akşam olacağını, yemeğin
pişeceğini, yağmurun yağacağını, elektriğin kesileceğini... sanarak yaşamak...
bir sanrıya dönüştürmek sonunda bu hayatı.
Ve Aylin
Radomisli 1995 yılında dünya hayatına veda ettirildi.
|