MÜREKKEP LEKESİ 13

Naz Ferniba

Yürümek Hayatın Üzerine

Neden sonra dönüp arkasına baktığında şehrin çok uzaklarda kaybolmaya başladığını gördü. Terkeden terkettiğini nasıl da zor bırakıyordu olduğu yerde. Yine de bırakıyordu işte. İleriye, çok ileriye gidebilmek için bir daha dönüp bakmamalıydı. Heybesi ağırlaştı. Ağırlaşan bir de yüreğiydi.

Aylardan, ayların sultanı. Günlerden haftasonunun ilk günü. Yıllardan bir yılın sonlarına doğru.  Zaman hızla geçiyordu. Çocukken şu zamanın gelip geçişini neden hiç farketmezdi de şimdi varlığını çarpa çarpa neden hissettiriyordu ki zaman. Büyüdükçe zorlaşıyor demek her şey. Ya da öğrendikçe... İnsan öğrendikçe uzaklaşıyordu en vazgeçilmezlerinden. Oysa öğrendikçe daha sıkı, sımsıkı sarılmalı değil miydi? Bazı şeyler ters olunca doğru oluyordu belki de.

 

Yürümek hayatın üzerine demek. Nasıl yürünürdü ki hayatın taa üzerine? Hayat karşı yönden gelir diye düşünmüştü hep. Kendisine vereceğini verip geçip giderdi geriye. Böyle sanmıştı hayatı. Yani hayat geleceğin bir parçasıydı ona göre. Nasıl basılırdı ki üzerine hayatın? Basanlar vardı demek, böyle dendiğine göre. Kendisi de bir denese yürümeyi. Belki de hiç zor değildi. Mutlu da olabilirdi belki sonunda. Rengarenk kalemleri, boyaları; bembeyaz sayfaları, dosyalar dolusu çizgileri olurdu. Hiç de bıkmazdı o zaman hayatın getirdiklerinden.

 

Kimi güneşin en ulaşılmaz olduğunu sanıyordu, kimi ay’ın, kimi gökkuşağının, kimi dünyanın diğer yanının, kimi çocukluğun, kimi gençliğin, kimi anıların... Her kim neyi bırakıyorsa oydu belki de asıl ulaşılmaz olan. Terkedilen bir daha kazanılamazdı bunu herkes bilirdi. Döndü bir daha baktı şehrine. Orada kalan parçalarına da... Bir gün gelip dönse de şimdi bıraktığı şehri bulamayacağını çok iyi biliyordu. Kendisini bile bırakıyor gibiydi. Yanına alıp gittiği bir heybesi bir de kendisinin değişmeye daha meyilli tarafıydı. Birşeylerden başlayabilmek için yeniden, birşeylerden vazgeçmek ille de... bazı kanunlar kurallar vardı işte, birileri çıkıp kuralları da kanunları da bir güzel çiğnese de.

 

Yeni baştan doğrulmak. Adımlara güç vermek. Ve bir dalına takılmamak geçmişin. Umut gelecekteydi. Hayatın sırtına binmiş yaklaşıyordu hep hep hep. Şimdi avuçlarını açıp yalvarmanın tam da zamanıydı. Aylardan, ayların sultanı. Günlerden belki kadir gecesi. Nereden başlanırsa başlansın, O hataları silendi biliyordu bunu. Şimdi, gecenin içine dalıp, sahur vaktine bir selam verip ertesi gün için söz vermeliydi: İftara kadar tek bir lokma yemeyeceğime, bir yudum su içmeyeceğime söz veriyorum. Bazı kelimelerin tadına başka köşeden bakmanın lezzetine varmak belki de buydu.

 

İleriye yöneldi. Yeni bir hayata yönelmek için ayların sultanı’ndan başlamak en doğrusuydu. Işığı ona tutan, yüreğinden taşanlardı....

 
Bir Önceki Sayfa... Ana Sayfa Köşe Yazıları Arkadaşına Gönder

Yukarı Çıkmak İçin...