|
|
|
Yürümek Hayatın Üzerine Neden
sonra dönüp arkasına baktığında şehrin çok uzaklarda kaybolmaya başladığını
gördü. Terkeden terkettiğini nasıl da zor bırakıyordu olduğu yerde.
Yine de bırakıyordu işte. İleriye, çok ileriye gidebilmek için bir
daha dönüp bakmamalıydı. Heybesi ağırlaştı. Ağırlaşan bir de yüreğiydi. |

|
Aylardan, ayların
sultanı. Günlerden haftasonunun ilk günü. Yıllardan bir yılın sonlarına
doğru. Zaman hızla geçiyordu. Çocukken şu zamanın gelip geçişini
neden hiç farketmezdi de şimdi varlığını çarpa çarpa neden
hissettiriyordu ki zaman. Büyüdükçe zorlaşıyor demek her şey. Ya da öğrendikçe...
İnsan öğrendikçe uzaklaşıyordu en vazgeçilmezlerinden. Oysa öğrendikçe
daha sıkı, sımsıkı sarılmalı değil miydi? Bazı şeyler ters olunca doğru
oluyordu belki de.
Yürümek hayatın
üzerine demek. Nasıl yürünürdü ki hayatın taa üzerine? Hayat karşı yönden
gelir diye düşünmüştü hep. Kendisine vereceğini verip geçip giderdi
geriye. Böyle sanmıştı hayatı. Yani hayat geleceğin bir parçasıydı ona
göre. Nasıl basılırdı ki üzerine hayatın? Basanlar vardı demek, böyle
dendiğine göre. Kendisi de bir denese yürümeyi. Belki de hiç zor değildi.
Mutlu da olabilirdi belki sonunda. Rengarenk kalemleri, boyaları; bembeyaz
sayfaları, dosyalar dolusu çizgileri olurdu. Hiç de bıkmazdı o zaman hayatın
getirdiklerinden.
Kimi güneşin
en ulaşılmaz olduğunu sanıyordu, kimi ay’ın, kimi gökkuşağının, kimi
dünyanın diğer yanının, kimi çocukluğun, kimi gençliğin, kimi anıların...
Her kim neyi bırakıyorsa oydu belki de asıl ulaşılmaz olan. Terkedilen bir
daha kazanılamazdı bunu herkes bilirdi. Döndü bir daha baktı şehrine.
Orada kalan parçalarına da... Bir gün gelip dönse de şimdi bıraktığı şehri
bulamayacağını çok iyi biliyordu. Kendisini bile bırakıyor gibiydi. Yanına
alıp gittiği bir heybesi bir de kendisinin değişmeye daha meyilli tarafıydı.
Birşeylerden başlayabilmek için yeniden, birşeylerden vazgeçmek ille de...
bazı kanunlar kurallar vardı işte, birileri çıkıp kuralları da kanunları
da bir güzel çiğnese de.
Yeni baştan doğrulmak.
Adımlara güç vermek. Ve bir dalına takılmamak geçmişin. Umut
gelecekteydi. Hayatın sırtına binmiş yaklaşıyordu hep hep hep. Şimdi avuçlarını
açıp yalvarmanın tam da zamanıydı. Aylardan, ayların sultanı. Günlerden
belki kadir gecesi. Nereden başlanırsa başlansın, O hataları silendi
biliyordu bunu. Şimdi, gecenin içine dalıp, sahur vaktine bir selam verip
ertesi gün için söz vermeliydi: İftara kadar tek bir lokma yemeyeceğime,
bir yudum su içmeyeceğime söz veriyorum. Bazı kelimelerin tadına başka köşeden
bakmanın lezzetine varmak belki de buydu.
İleriye yöneldi.
Yeni bir hayata yönelmek için ayların sultanı’ndan başlamak en doğrusuydu.
Işığı ona tutan, yüreğinden taşanlardı....
|