|
|
|
Yuvarlak Niko Bir
varmış bir yokmuş... diye başlayan günlerden bir gün yuvarlak Niko
dağdan aşağıya doğru yuvarlanmaya başlamış. Önce küçücük
minicik miniminnacık imiş, az gitmiş uz gitmiş büyümüş büyümüş
koccamanlaşmış hızla. Yuvarlak Niko yuvarlanırken böyle, tik tik tik
taklarla örülü bir ağacın dalına çarpmış. |

|
Darmadağınıklanınca
bu çarpmayla yuvarlak Niko hiç de yuvarlak olmadığını anlamış hayretle.
Paramparçanın şekli nasıldır bilinmez, toplamış bir bir bir sonra da iki
iki iki... parçalarını yerden. Doldurmuş özenle heybesine hepsini aheste.
Artık yuvarlak Niko yuvarlaklığını yitirmiş şekilde, heybesinde parçalarıyla
ne olduğunu aramaya koyulmanın tam da zamanı ve vakti ve buna benzer şeyler...
olduğunu farkedip dere tepe düz gitmenin ilk adımını atmış. Eskiden
yuvarlak, şimdi paramparça olan Niko arayadursun şeklini şemalini biz dönelim
şimdiki zaman ve mekana.
Siz neye benzediğinizi
biliyor musunuz? Bir öykü okumuştum zamanında. Öykünün kahramanı adamın
biri karşılaştığı her insanı bir hayvana benzetir, herhangi bir
hareketinden ötürü. Birgün güzeller güzeli bir bayanla tanış edilir.
Adam bu bayana bakar bakar bakar... aylarca inceler bir türlü bir hayvana
benzer tarafını çıkaramaz. Bundan dolayı bayana hayranlık duyar ve
evlenirler. Ertesi sabah bir daha dönmemek üzere evden ayrılır, ki bayanı
sonunda bir hayvana benzetmiştir. Artık onunla beraber olmanın bir anlamı
kalmamıştır. Öyküyü okuyunca ‘ben’ ile başlayan bir cümle kurmaya başlamıştım
ki... erken uyandım neyse cümleyi tamamlamadım. Öyküden hoşlandığımı söyleyemem.
Ve bana göre insanlar ille de birilerine ya da birşeylere benzemek zorunda değildir.
Yuvarlak Niko da yuvarlak olduğu için yuvarlaktı zaten, yuvarlak birşeylere
benzemek istediği için değil. Demem o ki, bilye yuvarlaktır; Niko da öyle.
Camdır üstelik benim bahsettiğim bilye, Niko cam mıydı bilmiyorum. Çocuklar
oynar oynar oynar... sağa sola atar, bir başka bilyeyi vurmaya çalışır.
Derken bilye kırılır. Camdır işte. Paramparça olur. Yuvarlak bilye
yuvarlaklığını yitirmiş şekilde, yerde yatmaktadır artık. Tek fark bilye
canlı değildir ve arayamaz şeklini şemalini biryerlerde; Niko canlıdır,
arar aramaktadır da...
Sizin aramakta
olduğunuz nedir? Dünya nasıl yerlebir edilir? İnsan soyu nasıl yok edilir?
Yeryüzü nasıl bir çöl haline dönüştürülebilir? Soruları çoğaltmak mümkün.
Ben bu kadarıyla kifayet etmedeyim şimdilik. Nitekim bu kadarı bile soruların
ne büyük çapta dehşet saçabileceğini gösterme yetkinliğinde. Cevapları
ise ben vermeyeceğim. Herkes bu soruların karşılığı olabilecek onlarca
cevabı zihninde barındırmaktadır kanımca. Fazla söze ne hacet. Aramak
insanın yaradılışında var, kabul. Eskiden yuvarlak şimdi paramparça olan
Niko da arayış içinde. Lakin o hakkı olanı arıyor bence. Siz hakkınız
olanı mı arıyorsunuz diye bir sorayım dedim.
|