|
Çokluk İçinde Tek
Zaman
akıp gidiyordu, akıp giderken de beraberinde birçok şeyi alıp götürüyordu.Üstelik
hayatlar sığıyordu zamana, her insanın bir hayat olduğu öyküler
doluyordu içine.
Günler
adı aynı olsa da hep farklıydı, farklı farklı an’lar vardı, farklı
farklı saatler, farklı farklı vakitler. Vakitler beş olsa da her gün
aynı, farklı farklıydı yalvarışlar, farklı farklıydı yürek atışları,
farklı farklıydı dökülen yaşların sebebi. |

|
Her
sabah güneş aynı doğsa da farklı bir güne, farklı bir günün ayrıntılarına,
farklı farklı insanlara, yeni doğan her şeye bebeklere, yavrulara ve
bitkilere selam veriyordu her parıldayışında.
Sular
seller gibi akıyorduk
Sular
seller gibi akarken bir yandan da suyumuza selimize kapılanlara bakıyorduk
Bakışlarımız
onlara anlatmaya çalışıyordu sularımızın sellenişini
Durulmuyorduk
Durulmak
istemiyorduk
Durulursa
suyumuz biliyorduk zamanın son demlerinde yetiştirmemiz gerekenler yarım
kalacaktı
Yarım
kalmamalıydı hiçbir şey
Tamama
ererken zaman tamama ermeliydi yapılması gerekenler
Tadı
damağımızda kaldı’lara artık yer yoktu
Keşke’ler
fayda vermiyordu
Bir
kişiye daha anlatabilmenin sancısını herdaim yaşamalıydık
Bir
ağaç daha dikmeliydik
Toprak
yeniden yeşermeliydi
Dünyanın
her bir köşesinde yaşayana sesimizi duyurmalıydık
Duymuyorsa
birileri ya sesimiz çıkmıyordu yeterince, ya yanlış şeyler söylüyorduk
ya da yanlış bir tavırdı takındığımız
Adımlarımız
çoğuldu, çoktuk, çokluk içinde tektik, teklikle bir olana yaklaşmaya, bir
adım daha bir adım daha, yeni yürüyen bir bebeğin ürkek adımlarıyla, bir
adım daha yaklaşmaya çabalıyorduk
Çabamız
vardı evet, çabamızdı belki bizi bazen yanılgılara götüren
Heyecan
girince işin içine çabamız ayağımıza dolanıyor düşüyorduk bir çocuk
gibi
Çocuk
olmak da pek elzemdi aslında
Çocuk
saflığı çözüveriyordu düğümleri bazen
Bazen
çocuk oyunları bize gerçeği gösteriyordu
Oyunlarımız
gerçeğin bir parçasıydı çoğu zaman, belki teselliydi
Af
dilerken yanılgılarımızdan, bir çocuk nazlanması gözlerimize dokunuyordu
Dokundukça
bağışlanıyorduk
Bağışlanmak
ne büyük mutluluktu, ne büyük
Bağışlamaktı
çünkü zor olan, bağışlanmayı beklemek değil
Biliyorduk
belki bağışlanacağımızı
Seviliyorduk
da ondan
Sevilen
bağışlanırdı
Sevilen
sevildiğini bildiği sürece bağışlanacağını da bilirdi
Bilmekse
kolay değildi...
|