|
İlk Merhaba
Bir
dergi editörü ne yazar, dahası ne yazmalı ‘editörden’ köşesinde!
Açıkçası
bilmiyorum, ‘bismillah’ dedik, başladık... İnanıyorum ki
‘sevgili’ yalnız bırakmayacak bu gönülevi yolcuğunda bizleri.
Ve sizler de gerek yazılarınızla, gerek okumanızla bize destek
vereceksiniz, inanıyorum. |

|
‘Gönül
Evi’ nasıl doğdu? Önce bu konuda birkaç kelam geçmek istiyorum. Hani
elinize bir gazete alırsınız ve en sevdiğiniz yazarları ya da sayfaları
bir heyecanla okursunuz ya ‘ah ben ne zaman bu gazetede yazacağım’
sorusunu içinizde bir yerlere gömerek. Hani bir dergi alırsınız bir haftayı
zor beklemişsinizdir ya yazma hayalleriniz her daim artmaktadır. Aylar geçer,
yıllar geçer ve siz artık hayalinizin gerçeküstü bir hayal olduğunu
kabullenme arefesindesinizdir. Yazılarınızı bir bir dosyalara kaldırır,
artık onların nefes alma şansları olmadığını düşünmeye başlarsınız.
İşte
umudun yitmeye yüz tutuğu o anda biri çıkar da der ki, ‘kendi dergini
kendin yap ya da kendi gazeteni kendin kur!’
Böylece
sanal aleme biz de ‘Gönül Evi’ ile adımımızı atmış olduk ‘ya
allah’ diyerek ve gücümüzü o’ndan alarak. Bu yolda ve bu
yolculukta yanımızda yer almak isteyen herkese sevgiyle açmaya karar verdik
kapılarımızı.
Fakat...
yolu bilmek ve yolda gitmek farklı şeyler.
‘Şiir’
dedik, mısralarda buldu şiir anlamını
‘Hikaye’
dedik, karakterler dile geldi satırlarda, anlattı bir bir
‘Masal’
dedik, yüreğimizin çocuk yanını uyandırdık, hayata daha sıkı sarılmak
için
‘Deneme’
dedik, her ne varsa içimizden geçen sıkılmadan yazıya döktük
Dedik
de dedik...
Ve
varsa sizin de söylemek istedikleriniz
‘Gönül
Evi’ dinlemeye hazır
Ve
varsa anlatmak istedikleriniz
‘Gönül
Evi’ anlatmaya hazır
Şimdi
her kim gönlünü bize yakın hissediyorsa davet ediyoruz, evimiz sizin eviniz!
sevgiyle
bereketle
şükürle
muhabbetle...
Ve
elbette ki dua ile...
|