|
Kitabın
İncileri |
Sayfa |
|
|
Nedense,
hayatta bir müddet beraber yürüdüğümüz insanların başına bir
felaket geldiğini, herhangi bir sıkıntıya düştüklerini
görünce bu belaları kendi başımızdan savmış gibi ferahlık
duyar ve o zavallılara, sanki bize de gelebilecek belaları
kendi üstlerine çektikleri için, alaka ve merhamet göstermek
isteriz. |
15
|
|
|
Herşeye hazır
bulunan ve kimden ne geleceğini bilen bir insanı sarsmak
mümkün müdür? |
23
|
|
|
İnsanlar
birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için
bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele
dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden
haberdar olmayı tercih ediyorlar. |
33
|
|
|
Ben ev halkına
niçin bu yalanı söylediğini değil, bana niçin hakikati
söylediğini merak ediyor fakat bundan biraz da gurur
duyuyordum: Bir insana başkalarından daha yakın olmanın
gururunu. |
37
|
|
|
Bir kadın
herhangi bir şekilde hoşuma gidince ilk yaptığım iş ondan
kaçmak olurdu. |
60
|
|
|
İnsanlara
olduklarından başka gözlerle bakmakta ısrar edişime
içerliyordum. |
71
|
|
|
Dünyada bana
hiçbirşey, tabiattan melül bir insanın zorla gülmeye
çalışması kadar acı gelmemiştir. |
73
|
|
|
O zamana kadar
bütün insanlardan esirgediğim alaka, hiç kimseye karşı tam
manasıyla duymadığım sevgi sanki hep birikmiş ve muazzam bir
kütle halinde şimdi bu kadına karşı meydana çıkmıştı. |
87
|
|
|
Bu yaşıma kadar
mevcudiyetinden bile haberim olmayan bir insanın vücudu
birdenbire benim için nasıl bir ihtiyaç olabilirdi? Fakat bu
hep böyle değil midir? Birçok şeylere ihtiyacımızı ancak
onları görüp tanıdıktan sonra keşfetmez miyiz? |
88
|
|
|
Bir ruh, ancak
bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza,
hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana
çıkıyordu...
Biz ancak o
zaman sahiden yaşamaya -ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk. |
89
|
|
|
Başkasına
merhamet etmek, ondan daha kuvvetli olduğunu zannetmektir
ki, ne kendimizi bu kadar büyük, ne de başkalarını bizden
daha zavallı görmeye hakkımız yoktur. |
96
|
|
|
Ruhlarımız için
en lüzumlu, en kıymetli olan şeyleri birbirimizde bulduktan
sonra diğer teferruatı görmemezlikten gelmek, daha doğrusu
büyük bir hakikat için küçük hakikatleri feda etmek, daha
insanca ve daha insaflı olmaz mıydı? |
96
|
|
|
Fakat
karşısındakinin her kanaatini doğru bulup benimsemek için
vesile aramak da bir nevi ruh yakınlığı alameti değil miydi? |
108
|
|
|
İnsanlar
arasında çeşit çeşit kendini gösteren bütün sevgiler,
sempatiler bir nevi aşktı. Yalnız yerine göre isim ve şekil
değiştiriyorlardı. Kadınla erkek arasındaki sevgiye hakiki
ismini vermemek bir nevi kendimizi aldatmaktan başka birşey
değildi. |
109
|
|
|
Halbuki
arkadaşlık devamlıdır ve anlaşmaya bağlıdır. Nasıl
başladığını gösterebilir ve bozulursa bunun sebeplerini
tahlil edebiliriz. Aşka girmeyen şey ise tahlildir. |
109
|
|
|
Aşk dağıldıkça
azalan birşey değildir. |
110
|
|
|
Kadın
sevebileceği zaman sevmiyor, ancak tatmin edilmeyen arzulara
üzülüyor, kırılan benliğini tamir etmek istiyor, kaybedilen
fırsatlara yanıyor ve bunlar ona aşk çehresi altında
görünüyordu. |
125
|
|
|
Bir kadının
bize herşeyini verdiğini zannettiğimiz anda onun hakikatte
bize hiçbirşey vermiş olmadığını görmek, bize en yakın
olduğunu sandığımız sırada bizden, bütün mesafelerin
ötesindeymiş kadar uzak bulunduğunu kabule mecbur olmak acı
birşey. |
125
|
|
|
Hayat beni
kaybetmekle hiçbirşey ziyan etmeyecekti. |
127
|
|
|
Bizim
mantığımızla hayatın mantığı asla birbirine uymuyordu. |
141 |
|
|
Hayatta en
güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün
insanlara dağılmıştı; çünkü o benim için bütün insanlığın
timsaliydi. |
152
|
|
|
Kaybedilen en
kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı
zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan
çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. |
153
|
|