 |
|
|
 |
 |
 |
 |
|
|
BOZKIRKURDU -
Hermann Hesse /
Yapı Kredi Yayınları |
|
| Harry Haller'in kendi içinde hem bir insan hem de
bir kurt bulmasıyla başlayan yolculuğunda, kimi zaman
kişiliğinin ikiye ayrılmasına, insanlarla birlikte
olmaya kuvvetli bir arzu duymasına rağmen içindeki öbür
benlik tarafından sürekli dışlanan bir figür olmasına
tanık oluyoruz. Öyle ki, Harry bazı nadir zamanlarda
insan ve kurt'un anlaştığını görüyor. Uygarlık ve
vahşilik aynı dünyada uyuşabilir mi?
Kitabı okurken zaman zaman düşüncelere dalıyor ve
Harry'nin yaşadığı sıkıntıları kendi iç dünyanızda
rastlayabiliyorsunuz. Hepimizin görmekten, bilmekten,
duymaktan rahatsız olduğu şeyler oluyor genellikle
bunlar. Ama varlığını bir noktadan sonra
reddedemeyeceğimiz şeyler..
Hesse, kurtlara kulak kabartıyor ya da insanlara mı
demeliyim? |
Gökçe GERÇEK |
|
|
Çeviren: Kamuran Şipal |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
|
Kitabın
İncileri |
Sayfa |
|
|
'Gerçekte
çekilen acılardan gurur duymak gerekir, her acı bize yüksek
bir aşamada bulunduğumuzu anımsatır.' |
17
|
|
|
'İnsanların
büyük çoğunluğu yüzmeyi öğrenmeden yüzmek istemez.' Ne
anlamlı bir söz değil mi? Yüzmek istememeleri doğal, çünkü
karada yaşamak için yaratılmışlardır, suda değil. Ve
düşünmek istememeleri de doğal, çünkü yaşamak için
yaratılmışlar, düşünmek için değil! Evet, kim düşünürse, kim
düşünmeyi kendisi için temel uğraş yaparsa, bunda ileri bir
noktaya ulaşabilir; ne var ki, karayla suyu değiş tokuş
etmiştir böyle biri ve birgün gelir suda boğulur. |
17
|
|
|
"Bu
acımasızlıklar gerçekte acımasızlık değildir. Ortaçağ'ın bir
insanı bizim bugünkü yaşam üslubumuzu bambaşka açıdan
değerlendirir, tümüyle acımasız, dehşet verici ve barbarca
görüp aşağılardı!" |
23
|
|
|
Nietzsche gibi
biri bugünkü, sefaleti bir kuşaktan çok daha fazla süre önce
yaşamak zorunda kaldı; Onun tek başına, hiç anlaşılmadan
yaşadığını bugün binlerce insan yaşamakta. |
23
|
|
|
Geceydi bir
defasında, yatakta uyanık yatıyordum, ansızın dizeler
dökülmeye başladı ağzımdan, o anda bir yere not etmeyi akıl
edemeyeceğim kadar güzel ve şaşılacak dizeler, sabahleyin
belleğimden çıkıp giden, ama kabuğu kuruyup çatlamış dolgun
bir ceviz gibi içimde bir yere gizlenip kalan dizeler. |
29
|
|
|
Öğrenemediği
tek şey, kendi kendisinden ve yaşamından memnunluk duymaktı,
bunun üstesinden gelememişti bir türlü. |
40
|
|
|
Ne var ki, kurt
gibi duyup hissederek yaşadığında içindeki insan hep pusuya
yatıp kurdun davranışlarını izliyor, değerlendirip
yargılıyorlardı. İnsan gibi yaşadığı zamanlarda da kurt ona
aynı şeyi yapıyordu. |
41
|
|
|
En mutsuz
yaşamda bile yıldızın parladığı anlar, kum ve çakıl taşların
arasında küçük çiçeklerin açtığı anlar vardır. |
42
|
|
|
İstisnasız bir
kural olmayacağı ve bazen tek bir günahkarın Tanrı katında,
hak yolundan ayrılmayan doksandokuz kişiden daha makbul
sayılacağı gibi... |
42
|
|
|
Her insan
başkalarında rastlanmayan özelliklerle, başkalarında
rastlanmayan nişanlarla donatılmıştır; her birinin kendi
erdemleri ve kendi kusurları vardır, her birinin bir "büyük
günahı" vardır öte yandan. |
44
|
|
|
Güç insanını
güç yıkar, para insanını para; köle ruhlu insanı başkalarına
kulluk etme, zevk insanını zevk çökertir. |
45
|
|
|
Harry kendi
içinde bir "insan" bulur, düşüncelerden, duygulardan,
uygarlıktan, dizginlenmiş ve yüceltilmiş doğadan kurulup
çatılmış bir dünyadır bu; ayrıca bir "kurt" bulur içinde,
içgüdülerden, vahşilikten, acımasızlıktan, yüceltilmemiş,
yontulmamış doğadan bir dünya bulur. |
54
|
|
|
Göğüs, beden
her zaman tektir, içinde barınan ruhlar ise iki ya da beş
değil, sayılamayacak kadar çoktur; İnsan yüz zardan oluşmuş
bir soğana, pek çok iplikten dokunmuş bir kumaşa benzer. |
57
|
|
|
Korkarız,
ruhunun henüz hiç de insan aşamasına ulaşmamış pek geniş
bölgelerini "insan" kapsamına, varlığının çoktan kurtluktan
çıkmış bölgelerini ise "kurt" kapsamına alır. |
57
|
|
|
İnsanların çoğu
da her Allah'ın günü, her saat kendilerini zorlayarak, bir
gönülsüzlükle böyle davranıyor, böyle yaşıyor, onu bunu
ziyaret ediyor, onunla bununla söyleşiyor, dairelerinde,
bürolarında oturup mesai saatinin bitmesini bekliyordu;
hepsi de zoraki, otomatik olarak, gönülsüz görülen işlerdi,
makineler tarafından da pekala yapılabilecek yerde
yapılmadan kalabilecek işler. |
74
|
|
|
Söz dinlemek,
yemek içmek gibidir. Kim uzun süre böyle bir şeyden yoksun
kalmışsa, onun için bundan değerli birşey yoktur. |
83
|
|
|
Zamanın mı
yoktu, yoksa hevesin mi? |
85
|
|
|
Bir kız sana
sen der, sen de ondan hoşlanırsan, o zaman sana da sen demek
düşer. |
88
|
|
|
Sağlam ve
sevimli elini benim kaskatı kesilmiş kalbime dokundurmalıydı
ki, kalbim bu yaşam dokunuşuyla serpilip yeşersin ya da
yanıp kül olsun. |
100
|
|
|
Senin için bir
değer taşıyorsam, senin için bir ayna oluşturuyorum da
ondan; içimde birşey var, sana yanıt veriyor, seni anlıyor.
Aslında bütün insanların birbirleri için bu tür aynalar
oluşturması, birbirlerine böyle yanıt vermeleri ve uyum
göstermeleri gerekir. |
104
|
|
|
Bir insan pek
üzgünse, dişi ağrıdığı ya da para kaybettiği için değil,
herşeyin gerçekte nasıl, yaşamın nasıl birşey olduğunu
hissettiği için üzgünse, gerçekten üzgün demektir. İşte o
vakit biraz hayvana benzer, o zaman üzgün görünür, ama her
zamankinden daha gerçek ve güzeldir bu üzüntü. |
110
|
|
|
İdealler
ulaşılmak için mi vardır?
...yaşamımızın nedeni ölümden korkmamız, sonra da onu yine
sevmemizdir; özellikle ölümün varlığından dolayı elimizdeki
birazcık yaşam bazen kısa bir süre işte öylesine güzel
ışıldayıp durur. |
114
|
|
|
Bir kızın
yanına sokulan kimse alay edilmeyi göze alır, alay edilmek
bu işe yapılacak bir yatırımdır. |
117
|
|
|
Her zaman böyle
insanlar vardır, yaşama en aşırı istekleri yöneltir, kendi
salaklık ve kabalıklarına bir türlü katlanamazlar. |
120
|
|
|
...yaşam
sanatında üstüne yok. Nasıl olur da yaşamak sana acı verir? |
121
|
|
|
Kolay bir
yaşam, kolay bir sevgi, kolay bir ölüm, bunlar asla bana
göre değildi. |
151
|
|
|
 |
 |
 |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|