Ana Sayfa

Kitap

 

 

AYNA  İÇİNDE  AYNA  Bir Labirent -  Michael  Ende  /  KABALCI


Michael Ende'yi okuyanlar bilirler ne kadar geniş bir hayâl alemine götürdüğünü okuru. Bir kitabıyla tanışma imkânı bulabilmiş her kişi sonrasını, yazarın dahasını merak eder elinde olmadan. Ben uzun süre "Bitmeyecek Öykü"nün bu usta yazarın tek kitabı olduğu yanılgısına düştüm. Meğer ki Momo'su varmış. Ayna İçinde Ayna'sı varmış. Cim Düğmesi varmış. Ve dahası işte. Birbirinden farklı ortamların masallarını ya da masal tadında kurgularını kaliteli bir üslûpla sunmuş sonuçta.

Ayna İçinde Ayna, masaldan çok öykü kıvamında kısa ve birbirinden bağımsız gibi görünen olay örgülerinden oluşuyor. Ancak sanki öyle değilmiş de, aslında görülmeyen yerlerden öyküler birbirlerine tutturulmuş gibi. "Acaba bana mı öyle geldi?" cümlesini ise yanıbaşınızda bulmanız ihtimâl tabiî.

Okurken ara ara çizimler eşlik ediyor yolculuğunuza, hoş bir eşlik bana göre. Bir süre durup çizgilerin ifadesi üzerinde kafa yoruyor, ne anlam taşıdıklarını anlama çabasına giriyor, biraz dinlenmiş oluyor, hatta çizgilerin ucuna takılıp küçük öyküler kuruveriyorsunuz. Okurken yazar durumuna düşmek gibi, hani ortam değiştirip ferahlamak mı derler, öyle bir şey. Hatta bir an elinize kalem alıp siz de iki çizik atıveriyorsunuz beyaz kağıtlara.

Öykülerin başlıkları ilk cümlelerinden oluşuyor ve bu bence eseri tekdüzelikten çıkaran unsurlardan biri. İçerik yeterince farklı olunca bu da iyi düşünülmüş ayrıntı denebilir. En çok sahne perdesinin açılmasını bekleyen dansçı kızın öyküsüne kapıldım. Ve küçücük beklentilerin içimizde ne de büyük dönüşümlere neden olduğunu düşünmek zorunda hissettim kendimi ve tekrar okudum.

Son olarak, okunması çok da kolay olmayan kaliteli bir kitap Ayna İçinde Ayna. Yazarın düştüğü ayrıntı gibi okurken bir labirentin içinde hissediyorsunuz kendinizi. Arka kapakta geçen cümlelerden bazıları şöyle: "Görüntüsü aynaya yansıyan bir ayna ne gösterir? Ayna İçinde Ayna labirentteki okuru kendi iç dünyasına yöneltiyor. Okuduğunuz öyküleri 'anladığınızı' sanarak derinlemesine düşünmemezlik etmeyin. 'Anlamak' yalnızca insanın alışılmışı ya da bilineni yeniden fark etmesi değil midir?"

 

Naz FERNİBA

İSTANBUL  2005   /     301  sayfa

 

 


Kitabın İncileri

Sayfa


Sesim tükendiğinde senin sesine ihtiyacım var.

11

Size sesleniyorum; birinize veya hepinize...

15

Sözüme sadık kalıp her şeyi sır gibi sakladım.

16

Hiçbir zaman elden bırakmadığı iyi niyete ve içindeki güç sayesinde istediğini gerçekleştirebileceğine dair büyük bir inanca sahipti.

17

Kimse umudunu kaybetmiş birinin sonunun nereye varacağını bilemez...

230

Hayat bir tekrardır. Hangi hakla bunun dışında tutulmayı bekliyorsunuz ki?

234

Her şey her zaman en baştan başlar zaten.

234

Kimsenin gerçeklerden kaçmaya hakkı yoktur. Gerçek ne kadar kötü olsa bile!

238

Ben zaten yalnızca buradan geçiyordum!

239


Bir Önceki Sayfa...

Yukarı Çıkmak İçin...