Ana Sayfa

Kitap

 

 

VİCTORİA - Knut Hamsun / Timaş Yayınları 


Victoria yıllar önce de okuduğum ve kitapçıda görünce yeniden okuma isteği duyduğum bir kitap. Kitaplığımda bana ait bir Victoria olsun istedim belki de.

Behçet Necatigil'in nefis tercümesi okumayı daha bir keyifli yaptı. Öykü, tahmini zor olmayan bir Türk filmi senaryosu havasında, ölümle son bulan aşk öyküsü. Küçücük cümlelerin bile sayfalarca süren bir yazı çıkartabilecek kadar dolu olduğu zamanların aşk öyküsü. İnsan okurken, 'bu kadar da olmaz' diyor. Bugün aşk'lar böyle kırılgan değil sanırım.

Victoria'da güzel olan bir başka yön, öykünün kısa sürede sonlandırılması. En azından ben sıkılmadım. Bazı kitapları yeniden okumak gerekiyor. İşte Victoria da bunlardan biri.

Naz Ferniba


Çeviren: Behçet Necatigil  -  2002 - İstanbul


 

 


Kitabın İncileri

Sayfa


Evet, neydi aşk? Güllerin arasında esen bir rüzgar, hayır, kanda bir sarı fosforlaşma. Hatta ihtiyarların gönüllerini bile danslara uyandıran, cehennem sıcağı bir müzikti aşk. Yaklaşan gecelere açılan bir margarite benziyor, bir soluk karşısında kapanıveren, bir el değdi mi soluveren bir şakayıkı andırıyordu. 35

Aşk bir insanı yere yıkabilir, onu tekrar ayağa kaldırabilir, onu yeniden rezil edebilirdi. Bugün bakarsın beni sevmiş, yarın seni, öbür gün onu! Böyle kararsızdı aşk. Koparılması imkansız bir mühür mumu gibi dayanıklı da olurdu, ölüm saatine kadar tıpkı sönmez bir nur gibi parlardı da; ölümsüzdü bu kadar. Peki neydi aşk? 35

Ah, yıldızları gökte, kokuları yerde, bir yaz gecesi gibidir aşk. Ama niçin delikanlıyı kuytu yollara iter, niçin kocamışı ıssız odasında parmak uçlarında ayağa kaldırır? Ah, aşk insanın gönlünü bir mantar tarlasına çevirir: Gür ve yüzsüz bir tarla, esrarlı ve arsız mantarların fışkırdığı bir tarladır aşk. 36

Keşişi kilitli bahçelere itmiyor mu; geceleri bakışı, uyuyan kadınların pencerelerine dikmiyor mu? Rahibelere çılgınlık, prenseslerin akıllarına durgunluk vermiyor mu? Aşktır, önünde kralların başları başları yerlere eğilir, saçları sokakların tozunasüpürgedir; aşktır, krallara hayasız sözler fısıldatır, kral güler, dilini çıkartır. 36

... yine de başkaydı aşk. Dünyadaki her şeyden başkaydı aşk. 36

Ve aşk, dünyanın kaynağı, dünyanın sultanı oldu; ama aşkın yolları çiçek ve kanla doldu, çiçek ve kanla doldu. 36

Benim neler yapabileceğimi siz nereden bileceksiniz? 42

Bazen hayâl ederim de henüz gerçekleşmemiş işlerle dolu olduğumu bilirim. Bazen içimden birşeyler taşar; geceleyin odamda gezinir, türkü söylerim, çünkü hikâyelerle doluyumdur. 42

Çok, pek çok şeye inanmak ne güzel! 43

Hiç sizin, dudaklarınız titrediği için konuşamadığınız oldu mu? 46

Siz bana artık hiçbir sürpriz yapamazsınız! 70

İçimde neler olduğundan kimsenin haberi yok; benim de birşeyler mırıldandığımı kimsecikler duymadı. 82

... hayatta her şeye rağmen türlü sevinçler bulunur. 83

Birisi aşkın ne olduğunu sorarsa aşk, güllerin arasında esip kesilen bir rüzgardır sadece. Ama bazen de ömür boyu süren, ölüme kadar devam eden, koparılması imkansız bir mühür mumudur aşk. Tanrı aşkı çeşit çeşit yarattı; aşkın devam ettiğini veya sona erdiğini gördü. 105

Bir Önceki Sayfa...

Yukarı Çıkmak İçin...