|
Kitabın
İncileri |
Sayfa |
|
|
"Mizah, yol üzerindeki engelin kenarından dolaşarak,
yaklaşılmaz gibi görünen neşe kaynağına varılması, böylece
bir içgüdünün doğurulması olanağını sağlar." |
9 |
|
|
Bergson, espriyi, dalgaların üzerinde birdenbire ortaya çıkan,
birdenbire ortadan kaybolan, ama geride "tuzlu" bir lezzet
bırakan köpüklere benzetiyor. |
10 |
|
|
..mizahı ciddiye alan, hayatı ciddiye alıyor demektir. |
10 |
|
Fıkranın en önemli kuruluş prensibi, yoğunluğu ve kısalığıdır.
Jean Paul bunu şöyle sözlendiriyor:
"Kısalık, fıkranın ruhu ve vücududur." |
12 |
|
Freud'un sevdiği şu:
"Deneyim, yeniden neyin denenmemesi gerektiğini öğrenme
tecrübesidir." |
14 |
|
|
Gençliğin en güzel yaşlanma derecesi oluşu.. |
14 |
|
|
Sanat, bilim ve kültürün mutluluğuna erebilmenin çaresi,
kişisel ruh hazinesine sahip olabilmek... Lüksle
sağlanabilmiş duygunun adı, mutluluk değil. |
19 |
|
|
Bir Çin atasözü diyor ki: "Yağmur yüksek dağlara tutunamaz,
intikam duyguları da yüksek ruhlara.." |
19 |
|
|
Tüm dünya erkekleri dolandırıcıdır. Hem de anadan doğma.
Zavallı kadınların gönlünü çalmak, onların duygularını
dolandırmak için yemedikleri halt kalmaz. |
21 |
|
Bir keresinde düşes, Kardinal Polignac'a "Benimle bir saat
arasındaki fark nedir?" diye sorup şu cevabı aldı:
"Madam! Saat zamanı hatırlatır, siz ise unutturursunuz." |
22 |
|
|
Hem zaten çoğu zaman, bir erkeğin bilgisine güvenmektense bir
hanımın duygusuna güvenmek, daha doğru olur. |
44 |
|
|
Hanımlarla beyler arasındaki ilişkinin en karmaşık yanı, ruh
ve beden zevklerinin oranı. |
45 |
|
|
Yaşayışın zevkine, durup dururken varılamıyor. Çevreyi ve
zamanı limon gibi sıkmadıkça ne anlaşılır yaşamaktan? |
52 |
|
|
Bodrum görsel karakterini henüz yitirmemiş. |
53 |
|
|
Basın, halk düşüncesinin nabız atışıdır. Bunu zoraki olarak
hızlandırmaya veya yavaşlatmaya kalkışmamalıdır. |
64 |
|
|
"Gazeteler dünyanın aynasıdır." |
65 |
|
D.Hildebrandt'a göre, sineklerle insanların ortak yanı şudur:
"İkisi de gazete ile vurulur." |
65 |
|
|
Bir erkek tecrübeler geçirdikçe akıllanır. Bir kadın ise
yaşlanır. Montherlant |
68 |
|
|
Moliére, "Komedyanın görevi, insanları neşe yolu ile
düzeltmektir" diyordu. |
76 |
|
|
Hangi şart altında olursa olsun, "itiraf" kesinlikle felaket
getirir, "inkar" ise zamanla olayı mutlaka unutturacak olan
"şüphe"yi sağlar. |
76 |
|
Freud diyor ki:
"Şu sanatçı denen acayip kişinin, konularını nereden
aldığını, bu konularla bizi etkileyip duygulandırmanın nasıl
üstesinden geldiğini, ruhumuzda uyanabileceğine belki hiç
ihtimal vermediğimiz heyecanların içimizde doğmasını nasıl
sağladığını bilmek tutkusuyla, hep yanıp tutuşmuşumdur." |
82 |
|
|
"Resim sanatı, doğaya paralel bir ahenktir." |
83 |
|
Kişilerin değilse bile "kişilik"lerin ve dolayısıyla
sanatçının bir "çizgisi" olmasından söz edilir..
"Çizgisiz olmaktansa, yanlış bir çizgide olmak daha iyidir." |
85 |
|
Mizah, ruhu rahatlatır.
Gülme de, ağlama da, ruh boşalmasının belirtileridir. |
93 |
|
Hayyam ise zamanın geçişi üzerine şu incileri dizmiş:
Gençlik bir kitaptı, okuduk bitti;
Canım bahar geçti çoktan, kış şimdi.
Hani sevincin, o cıvıl cıvıl kuş?
Nasıl, ne zaman geldi, nasıl gitti? |
101 |
|
|
Biz bir "evlenme toplumuyuz". Bizde gençler, normal olarak
evlenir. Evlenmeyenlerin, nedeni merak edilir. Hani mantığa
vurulursa, bu hayat pahalılığında evlenmek için, gözü kara
olunması gerektiği anlaşılır. |
124 |
|
|
Dalgınlık, bazen de aptallığa giydirilen aslan postudur. |
145 |
|
|
Hırslı çalışmada tüm zihin gücü, o çalışma amacına yoğunlaşır.
Böylece de kişinin dalgınlığı normalleşir. Bu artık zihnin,
külüstür şeylere zaman ayıramamasıdır. |
148 |
|
Soru tuhaf gibi gözüküyor ama, hiç de öyle değil.
"Okumak mı zahmetlidir, yazmak mı?" |
156 |
|
Düşünmek, daha çok yaşamaktır.
..İyi düşünebilmek, dünyayı geçmişi ve geleceği ile birlikte
kavrayabilmek, algılayabilmek ve zihinsel olarak
sindirebilmenin tek yoludur. |
157 |
|
|
Çok kullandığımız bir deyim var. Hemde severek kullanıyoruz.
Diyoruz ki: "Ağaçlardan ormanı görememek.." |
204 |
|
|
Yaşayışı, batırmayan ve övmeyen görüşler var. Deniyor ki:
"Yaşamak, iç ve dış ilişkilerin, sürekli olarak uyum
sağlamasıdır." (Spencer) "Yaşayışımız, yapayalnız yazdığımız
bir kitaptır. (Green) "Yaşayışn tarzı, onun sürekliliğini
sağlayan hareketlerdir." (Bergson) |
205 |
|
|
"Yaşamak, düşünenler için bir komedya, hissedenler için bir
tragedyadır." |
207 |
|
|
"Yaşayışın, bizim ona verdiğimizden başka bir anlamı yoktur." |
207 |
|
|
İnsanları anlayabilmenin de ön şartı, çok sayıda kaliteli
kitabı kafaya sindirerek, okumuş olmaktır. Denir ki:
"İnsanları okuyabilmek için, kitapları okumuş olmalıdır." |
208 |
|
|
Toplumla ilişki köprüsünü ruhsal köklerle kurmamış insan,
sararıp solmaya, kurumaya mahkümdur. Ruh ağacının kurumuşu
da, bildiğimiz ağaçlar gibidir..Olsa olsa iyi cins "ruh
kerestesi" olmuştur. |
209 |
|
|
"Hızlı düşünen kötümser, derin düşünen iyimser olur" Bergson
(S:209) |
209 |
|
|
"Öğrenmek, akıntıya karşı kürek çekmektir. Vazgeçildiği anda
olduğu yerde kalınmaz. Geriye gidilir." |
211 |
|
|
Yıllar geçtikçe, okumaktan zevk alınan iyi kitap sayısı
yükseldikçe, birlikte olunmasından zevk alınan insan çevresi
daralır. |
211 |
|
Yeryüzümüz, kirletmek için ufak da, gezmek için büyük..
Öbür dünyaya gitmeden önce, burasını olabildiğince öğrenmek
istiyorum. Yoksa nasıl karşılaştırırım? |
215 |
|
|
"Boş zaman" diye bir malzeme yoktur. |
215 |
|