Ana Sayfa

Kitap

 

 

NEŞEYE ŞARKI - Aydın BOYSAN / Bilgi Yayınları 


Mimar, öğretim görevlisi, gazeteci, yazar, eleştirmen gibi çok yönlü ve çok renkli bir kişiliğe sahip olan Aydın Boysan'ın bu kitabını okurken, sayfaların karşısında sürekli gülümseyeceksiniz. "Mizah bir toplumun sosyal eleştirisidir" diyen ve vurgulamış olduğu konularda bunu hep bir hammadde olarak kullanan yazar, hep bildiğimiz, gördüğümüz, aşina olduğumuz durumları, kişileri, olayları okuyucuya neşeyle birarada sunuyor.
 

Aydın Boysan okuyanlar, onun kendine has dobra, şakacı halini ve kelimeleri kullanmakta ne kadar usta olduğunu bilirler.

Okurken içimden, neşeyle şarkı söylemek geliyor!..

Gökçe GERÇEK


 

 


Kitabın İncileri

Sayfa


"Mizah, yol üzerindeki engelin kenarından dolaşarak, yaklaşılmaz gibi görünen neşe kaynağına varılması, böylece bir içgüdünün doğurulması olanağını sağlar." 9

Bergson, espriyi, dalgaların üzerinde birdenbire ortaya çıkan, birdenbire ortadan kaybolan, ama geride "tuzlu" bir lezzet bırakan köpüklere benzetiyor. 10

..mizahı ciddiye alan, hayatı ciddiye alıyor demektir. 10

Fıkranın en önemli kuruluş prensibi, yoğunluğu ve kısalığıdır. Jean Paul bunu şöyle sözlendiriyor:
"Kısalık, fıkranın ruhu ve vücududur." 
12

Freud'un sevdiği şu:
"Deneyim, yeniden neyin denenmemesi gerektiğini öğrenme tecrübesidir."
14

Gençliğin en güzel yaşlanma derecesi oluşu.. 14

Sanat, bilim ve kültürün mutluluğuna erebilmenin çaresi, kişisel ruh hazinesine sahip olabilmek... Lüksle sağlanabilmiş duygunun adı, mutluluk değil. 19

Bir Çin atasözü diyor ki: "Yağmur yüksek dağlara tutunamaz, intikam duyguları da yüksek ruhlara.." 19

Tüm dünya erkekleri dolandırıcıdır. Hem de anadan doğma. Zavallı kadınların gönlünü çalmak, onların duygularını dolandırmak için yemedikleri halt kalmaz. 21

Bir keresinde düşes, Kardinal Polignac'a "Benimle bir saat arasındaki fark nedir?" diye sorup şu cevabı aldı:
"Madam! Saat zamanı hatırlatır, siz ise unutturursunuz."
22

Hem zaten çoğu zaman, bir erkeğin bilgisine güvenmektense bir hanımın duygusuna güvenmek, daha doğru olur. 44

Hanımlarla beyler arasındaki ilişkinin en karmaşık yanı, ruh ve beden zevklerinin oranı. 45

Yaşayışın zevkine, durup dururken varılamıyor. Çevreyi ve zamanı limon gibi sıkmadıkça ne anlaşılır yaşamaktan? 52

Bodrum görsel karakterini henüz yitirmemiş. 53

Basın, halk düşüncesinin nabız atışıdır. Bunu zoraki olarak hızlandırmaya veya yavaşlatmaya kalkışmamalıdır. 64

"Gazeteler dünyanın aynasıdır." 65

D.Hildebrandt'a göre, sineklerle insanların ortak yanı şudur:
"İkisi de gazete ile vurulur." 
65

Bir erkek tecrübeler geçirdikçe akıllanır. Bir kadın ise yaşlanır. Montherlant 68

Moliére, "Komedyanın görevi, insanları neşe yolu ile düzeltmektir" diyordu. 76

Hangi şart altında olursa olsun, "itiraf" kesinlikle felaket getirir, "inkar" ise zamanla olayı mutlaka unutturacak olan "şüphe"yi sağlar. 76

Freud diyor ki:
"Şu sanatçı denen acayip kişinin, konularını nereden aldığını, bu konularla bizi etkileyip duygulandırmanın nasıl üstesinden geldiğini, ruhumuzda uyanabileceğine belki hiç ihtimal vermediğimiz heyecanların içimizde doğmasını nasıl sağladığını bilmek tutkusuyla, hep yanıp tutuşmuşumdur."
82

"Resim sanatı, doğaya paralel bir ahenktir." 83

Kişilerin değilse bile "kişilik"lerin ve dolayısıyla sanatçının bir "çizgisi" olmasından söz edilir..
"Çizgisiz olmaktansa, yanlış bir çizgide olmak daha iyidir."
85

Mizah, ruhu rahatlatır.
Gülme de, ağlama da, ruh boşalmasının belirtileridir.
93

Hayyam ise zamanın geçişi üzerine şu incileri dizmiş:
Gençlik bir kitaptı, okuduk bitti;
Canım bahar geçti çoktan, kış şimdi.
Hani sevincin, o cıvıl cıvıl kuş?
Nasıl, ne zaman geldi, nasıl gitti?  
101

Biz bir "evlenme toplumuyuz". Bizde gençler, normal olarak evlenir. Evlenmeyenlerin, nedeni merak edilir. Hani mantığa vurulursa, bu hayat pahalılığında evlenmek için, gözü kara olunması gerektiği anlaşılır. 124

Dalgınlık, bazen de aptallığa giydirilen aslan postudur. 145

Hırslı çalışmada tüm zihin gücü, o çalışma amacına yoğunlaşır. Böylece de kişinin dalgınlığı normalleşir. Bu artık zihnin, külüstür şeylere zaman ayıramamasıdır. 148

Soru tuhaf gibi gözüküyor ama, hiç de öyle değil.
"Okumak mı zahmetlidir, yazmak mı?" 
156

Düşünmek, daha çok yaşamaktır.
..İyi düşünebilmek, dünyayı geçmişi ve geleceği ile birlikte kavrayabilmek, algılayabilmek ve zihinsel olarak sindirebilmenin tek yoludur.
157

Çok kullandığımız bir deyim var. Hemde severek kullanıyoruz. Diyoruz ki: "Ağaçlardan ormanı görememek.." 204

Yaşayışı, batırmayan ve övmeyen görüşler var. Deniyor ki: "Yaşamak, iç ve dış ilişkilerin, sürekli olarak uyum sağlamasıdır." (Spencer) "Yaşayışımız, yapayalnız yazdığımız bir kitaptır. (Green) "Yaşayışn tarzı, onun sürekliliğini sağlayan hareketlerdir." (Bergson)  205

"Yaşamak, düşünenler için bir komedya, hissedenler için bir tragedyadır." 207

"Yaşayışın, bizim ona verdiğimizden başka bir anlamı yoktur." 207

İnsanları anlayabilmenin de ön şartı, çok sayıda kaliteli kitabı kafaya sindirerek, okumuş olmaktır. Denir ki: "İnsanları okuyabilmek için, kitapları okumuş olmalıdır." 208

Toplumla ilişki köprüsünü ruhsal köklerle kurmamış insan, sararıp solmaya, kurumaya mahkümdur. Ruh ağacının kurumuşu da, bildiğimiz ağaçlar gibidir..Olsa olsa iyi cins "ruh kerestesi" olmuştur. 209

"Hızlı düşünen kötümser, derin düşünen iyimser olur" Bergson  (S:209) 209

"Öğrenmek, akıntıya karşı kürek çekmektir. Vazgeçildiği anda olduğu yerde kalınmaz. Geriye gidilir." 211

Yıllar geçtikçe, okumaktan zevk alınan iyi kitap sayısı yükseldikçe, birlikte olunmasından zevk alınan insan çevresi daralır. 211

Yeryüzümüz, kirletmek için ufak da, gezmek için büyük..
Öbür dünyaya gitmeden önce, burasını olabildiğince öğrenmek istiyorum. Yoksa nasıl karşılaştırırım?
215

"Boş zaman" diye bir malzeme yoktur. 215

Bir Önceki Sayfa...

Yukarı Çıkmak İçin...