Ana Sayfa

Kitap

 

 

KAR - Orhan Pamuk  / İletişim Yayınları


Orhan Pamuk'un kitaplarını zevkle okuduğumu söylemeliyim. Kar, birkaç güne sığdırılmış büyük olayların anlatıcısı. Her ne kadar kitabın sonunda okurun yazılanlara inanmaması gibi ince bir vurgu olsa da ben inanmayı tercih edenlerdenim.

Okurken Kadife'nin Sunay'ı vurduktan sonra intihar edeceğini düşündüm. Yazar benim de buna inanmamı istedi bence. Fakat nasıl olduysa birden yazar kahramanına bu görevi yüklemedi. İntiharın büyük günah olduğunu savunan birisine intihar etmesini söyleyemezdi sanırım.

Her zaman düşünmüşümdür, 'şairler nasıl şiir yazar' diye. Ben Kar'da, bu sorunun cevabını da buldum. Sanırım şairlik doğuştan gelen bir yetenek. Şiirler gidecekleri kişileri kendileri seçiyorlar sanki. Bu, gerçekte böyle olmasa da, bu kitapta böyle. Ka, yıllarca şiir yazamamanın sancısını çektikten sonra Kars'a gelmesiyle şiirlerin kendisine ulaştığını düşündü. Kar tanesinde birleşti bütün şiirler. Mantık, Hafıza, Hayal, Merkez...

Kar'da, yazılan şiirlerden bahsediliyor, ama şiirlerden hiç alıntı yapılmamış. İnsan ister istemez merak ediyor bu şiirleri. Dinletiye katılanların söylediğine göre, anlaşılması zor, dramatik şiirler bunlar. Okumak isterdim. Ama yazarımız okurlarından şiirleri gizlemeyi tercih etmiş anlaşılan. Çünkü zaten şiirlerin kayıtlı olduğu tek defter, hani var ya şu yeşil defter, hiçbir zaman bulunamadı. Kaybolmuş şiirlerin metne alınması da konuyla çelişki oluşturmak olurdu ancak. Ama arkadaşı Ka'nın yaşadıklarını kaleme alan yazar, kitabın sonunda çıktı ortaya nedense. Hep onun öyküsünü okuyorum sandım. Benim böyle sandığımı da kendisi de anlamış olmalı ki bana baştan beri böyle davrandığını son bölümlere doğru itiraf etti.

Demek istediğim, canlıydı Kar'da yaşananlar. Okurken ben de o sahnelerde yerimi almışım gibi geldi bana. Yani bir okuyucu değil de, ben de romanın karakterlerinden biri oluverdim. Demek ki, yaşadığım herhangi bir olay bir roman konusu olmaya müsait.

       'Doğru olanı yapmak her zaman insanı mutlu etmiyor.'

Naz Ferniba

 

2002 - İstanbul


 

 


Kitabın İncileri

Sayfa


Bizi birleştiren şey hayat hakkındaki beklentierimizin düşmüş olması. 41

İnsanlara güvenmezsen hayatta hiçbir şey yapamazsın. 69

Çoğu zaman Avrupalı aşağılamaz. Biz ona bakıp kendimizi aşağılarız. 76

... unutma ki ancak kendini beğenmiş mağrurlar tek başına kalır. 101

Allah bizim bu dünyada da mutlu olmamızı istiyor. Bu ise ne kadar zor. 109

Allah'ın terkettiği kişi her akşam kahveye gidip arkadaşlarıyla gülüşüp kağıt oynasa, her gün sınıfta arkadaşlarıyla kahkahalarla gülüp eğlense, bütün günlerini dostlarıyla sohbet ederek de geçirse yapayalnızdır. 144

Hayat sorumluluk gerektiren ciddi bir işti onlar için. Bizimki gibi körüne bir uğraş, bir acı imtihanı değil. 230

Başkasının acısını, aşkını anlamak ne kadar mümkündür? Bizden daha derin acılar, yokluklar, eziklikler içinde yaşayanları ne kadar anlayabiliriz? 259

İnsan mutluyken mutlu olduğunu bilmez. 263

Kahramanlık düşü, mutsuzların tesellisidir. 308

Doğru olanı yapmak her zaman insanı mutlu etmiyor. 332

Hocanın cevabını bilmediği sorusuna parmak kaldırdığı, asıl almak istediği kazağı değil, aynı paraya bile bile daha kötüsünü aldığı çok olmuştu hayatında. 347

... insan ancak tehlike olduğu zaman hayata konsantre olabiliyor. 348

Sanıldığının aksine, insan isterse aşktan uzak durabilir. 382

İnsan tam neden intihar ettiğini bilebilse, o nedeni açıkça ortaya koyabilseydi intihar etmezdi. 397

İnsan bir başkasının sesini ne kadar duyabilir içinde? 413

Bazı şeyleri insan kalbiyle hemen anlar. 415

Kimse uzaktan bizi anlayamaz. 427

Bir Önceki Sayfa...

Yukarı Çıkmak İçin...