Ana Sayfa

Kitap

 

 

KADINLARDA DUYGUSAL ZEKA - Mariela Sartorius / Varlık Yayınları 


Eğitimini Münih'te psikoloji ve Uzakdoğu felsefesi olarak yapan Mariela Sartorius halen Münih'te yaşamakta, serbest gazeteci ve yazar olarak çalışmaktadır. Gençliğini uzak ülkelere yaptığı yolculuklarla geçirmiştir. Güncel konularla ilgili deneme ve eleştiri yazıları gazete ve dergilerde yayımlanmaktadır. Yazar bu kitabında tek başına IQ'nun hayatta başarı için yeterli olmadığı, duygusal zekanın (EQ) çok büyük bir önem taşıdığını vurgulamaktadır.

Bu kitap, kadınların duygularını tanıyarak ve farkına vararak, duygusal zekalarını geliştirip daha iyi ve daha olumlu biçimde kullanabilmeleri için yol gösteriyor.

Gökçe GERÇEK


 Çeviri: Şebnem Can Erendor


 

 


Kitabın İncileri

Sayfa


"Duygusal bakımdan daha çok buradayım, mantıksal açıdan karşı tarafta yer almam gerekse de.." 9

Başarılı bir yaşam için, rasyonel zeka, öğrenim ve akademik bilgiden daha önemli ve etkili  gibi görünüyor. 9

"Sahip olmak, tanımak ve yönetmek" duygusal zeka için üç önkoşuldur. 10

Zaman böyle değişiyor; duyguların kullanımı da birlikte. 14

İnsanın özür dilemesi gerekiyordu. Kadınlardan ziyade erkeklerin. Akılcılık yaıllarca en önemli unsurdu. Yalnızca akla başvurulurdu. Bunun sonucu, serinkanlı akılcılar, buz gibi soğuk dijital beyinler, kontrol altındaki robotlar ortaya çıktı. Yüreklerini ihmal ettiklerinden, gün geçtükçe kalpsiz oldular. 14

Duygular, bilindiği gibi yaradılıştan ve sonradan öğrenmeyle oluşan çok karmaşık yapılardır.  Kişilik, karakter ve mizaç da böyle oluşur. 16

Günlük yaşam, kimin hangi tipe daha yakın olduğunu aydınlatacak sınavlarla doludur. 17

Kadınlar acımasız umursamazlıklarını dengeler, terbiyesizlikleri törpüler, gülümser, özür diler ve pek çok erkeğin şaşırtıcı bir biçimde çiğneyip geçtiği değerleri, görgülü incelikleri, yatıştırıcı hareketleriyle telafi ederler. 20

Duyguları tanımanın neresi zor, demeyin. Duygularımız bize sık sık oyun oynayabilir. Bazen karışık bir yumak halinde ortaya çıkar, sonra şimşek hızıyla değişir ya da tümüyle başka bir duygunun arkasına saklanırlar. 35

"Ters" bir duygu da bazen bir armağan olabilir! 36

Duygularımız bize sataşır ve bizi sarsar, bazen uzun süre bekletir, umulmayan bir anda ortaya çıkarlar. 39

Diğerlerinin hissettiklerini paylaşmak zorunda değiliz, ama onları olduğu gibi kabullenip hangi nedenle olursa olsun, o anda o insana hakim olan duygular olarak anlamayı bilmeliyiz. Anlamak, onaylamaktan farklı bir şeydir. 44

Başkalarının duygularına yalnız kendi duygularımız üzerinden köprü kurabiliriz. Ancak bu şekilde aynı tip düşünüş tarzı, birbirine uygun görüşler, benzer zevkler ya da birbirine yakın zeka seviyelerinin ötesinde de bir ilişki kurulabilir. 45

Başkalarının ruh haliyle (bazen de kaprisleriyle) uyuşmayı bilen kişi, liderlik vasfına sahip demektir. 49

Shakespeare, Hamlet'e şunu söyletir: "Birşeyi iyi ya da kötü yapan kendisi değil, düşüncenizdir" 54

Sonuçta, suçluluk duygusunu sık sık silaha dönüştürüp kullanan erkekler değil, biz kadınlarız. Ne de olsa "suçu başkasına yükleme silahını" ve onun yakıp yıkan etkisini çok iyi tanırız. 77

Ağaç kurumuş yapraklarını döker, geyik ölü boynuzlarını silkeleyip atar. Öyleyse gereksiz alışkanlıklardan, gerçekçi olmayan yaşam gayelerinden, geleneksel ahlak kurallarından ve eskimiş görüşlerden vazgeçin. 81

Neşeli ayrılıklar uzun süren bir hastalıktan kalmak gibi yeni bir yaşam gücü verebilir. 83

Her gün karşı karşıya kaldığımız sorun; kabul etmekle reddetmek, yapmakla oluruna bırakmak arasında karar vermektir. 83

Eğer beraber olunan kişi çekip gidiyorsa, bu onun kararı, onun sorunudur. Geride kalana acı verse de... Bu durumda kaybedilenden dolayı acı çekebilirsiniz,ama kendi değerleriniz hakkında şüpheye düşmemelisiniz. 85

Bir Uzakdoğu atasözü şöyle der: "Her şeyi göze alabilen herkesi geride bırakır." 86

Örneğin, yönetici katına çıkan asansöre binme hayali yükselme hırsımızı harekete geçirebilir. Uzak diyarların özlemiyle yanan, hayalini gerçekleştirebilmek için para biriktirmeli, kendini buna göre ayarlamalı ve gerekenleri öğrenmelidir. Sevgiyi özleyen, hem içini hem dışını güzelleştirmelidir. Yalnızlıktan kurtulmak isteyen de, açık yürekliliği ve insanlara dostça davranmayı öğrenmelidir. 127

Gottfried von Strassburg 13.yüzyılda, aşağıdaki sözcükleri yazarken belki de aynı ruh hali içindeydi: "Acı çekmek, sevgisiz de olabilir. Sevgi ise acı çekmeden olamaz." 131

Belki de "büyük aşk" olgusu, ancak yanında kendimizi duygusal açıdan rahat hissettiğimiz erkekle beraber olduğumuz zaman ortaya çıkacaktır. 132
Bir Önceki Sayfa...

Yukarı Çıkmak İçin...