Ana Sayfa

Kitap

 

 

HAYATIMIN FİLOZOFUNA AŞK MEKTUPLARI - Monique Charles /

Ayrıntı Yayınları 


Varoluşçuluğun babası Danimarkalı filozof Sören Kierkegaard gençliğinde on yedi yaşındaki Regine Olsen'i tutkuyla severek nişanlanmış; fakat evliliğin tehlikelerinden korkarak ayrılmıştır. Bu tutkulu ilişkinin/ilişkisizliğin gölgesi filozofun bütün hayatına, felsefesine, yazılarına yansımıştır. 150 yıl sonra Monique Charles kendini Regine Olsen'ın yerine koyarak bu eseri yazar. Kierkegaard'ın hayatına, felsefesine ve aşk anlayışına tutkulu bir kadın olarak yeniden bakar. Aşkının trajik boyutunu inceler;sevdiği halde nişanlısını terk edişini, ayrılmasına rağmen inanılmaz bir sadakatle hayatında başka bir aşka yer vermemesini, acı çektiği halde "baştan çıkarıcı" havasıyla dolaşmasını, Olsen'ın yaşamına kılavuzluk etmek istemesini, aşk ve evliliği onunla tartışır.

Hayatımın Fiozofuna Aşk Mektupları Kierkegaard'a 150 yıl sonra yollanmış bir mektup. Yazarı kadın, felsefeci ve aşktan yana.

Aşk, insan zihnin ve kalbini en çok meşgul eden konu olmaya devam ediyor.

Gökçe GERÇEK


 Çeviri: Necmettin Sevil


 

 


Kitabın İncileri

Sayfa


Ruhumun acıyla dolu olduğu, yaşamda nasıl dosdoğru yürüyeceğimi söyleyecek bir söz aradığım zamanlardan. 9

Uğruna yaşayabileceğim ya da ölebileceğim bir doğru ararken bana elinizi uzattınız. 10

Başıboşluk diyordu, bizleri insan yapan özgürlüğün kaçınılmaz fidyesidir. 10

Elim yaşamımı bağlayabileceğim değerlere uzanmış olarak felsefeye geldim.Yaşamımın, yüreğin çarpıntılarıyla olduğu kadar aklın ölçüsüyle de uyumlu olabilmesi için. 11

Aşkta her şeyin mümkün olduğuna inanmıştır. Bağış.Yitirme.Bağışın yüceltilmiş geri dönüşü. 12

Van Gogh'un zeytin ağaçları gibi eğilip büküldüğü sözcüklerin karmaşasına bir son verdim.

Ruhumda ve bilincimde artık tek başıma değildim.

13

Aşkı, yaşam ilkem yaptım. Aşk, yürekten gelir ve "yaşam'da yürekten geldiğinden"...yürek, yaşam, aşk birbirlerinden kopamaz. Yaşam boyu. 14

"Eğer yaşamını aşka göre yaşamaya hazır değilse, felsefeyle uğraşmaya kalkışmasın kimse!" 15

Yalnızlığım, ancak benliğimin derinliklerinde var olabiliyordu. "Benim gibi" sayısız insan görebilmem için çevreme göz gezdirmem yeterliydi. Öteki yarımla karşılaşmam için yeterliydi bu. 16

Aşk üzerinde uzun uzun tartışan kişi, sevme zamanını kaçırır. 17

Sözle eylem arasındaki büyük sapma, genel olarak ikiyüzlülüğümüzün ve korkaklığımızın bir işaretidir. 21

..soyutlama, dolu kafalar için bir "sığınak"tan başka bir şey değildir. 23

Geleceğin sesli harflerine sahip olamadığı için, insanoğlu ancak şimdiki gerçekliğinin sessiz harflerini söyleyebilir. 30

Boşa harcanan aşk kaldırımlarda sürter; aşırı yüceltilen aşk bulutlarda kaybolur. 33

Herkes verdiği aşkın dozunu, karşılığında aldığı aşkla orantılayarak hesaplar. 34

Birileri her zaman orada aşkımızı beklemektedir. Sadakatsizlik, ölüm sevdiğimiz kişiyi bir elimizden alsın.. dünya hemen bize bir başkasını gönderir! Hiçbir zaman yalnız değilizdir. 34

...kadın canlı bir çelişkidir. 38

Erkek, kadına bağlanmadığı sürece peşinden sürüklenir. 41

Kadının gerçek yoğunluğu, ancak sesindeki patlamada ve büyük hareketlerindedir. 41

Açıkçası hepimiz baştan çıkarmayı ve baştan çıkarılmayı düşlemiyor muyuz? 47

Gerçekte, hiçbir şey bir yanılsamadan daha bağlayıcı değildir! 52

"Genç bir kızın aklına rüya gibi girmek bir sanattır, buradan çıkmaksa bir başyapıt!" 57

Gerçekten de yazılı sözcüklerin söylenen sözden daha güçlü bir etkisi vardır. 58

"Bir erkek, hiçbir zaman bir kadın denli acımasız olamaz!" 60

Mutlulukla ender karşılaşılır...Mutsuzluk herkesçe bilinir! 67

...nişanlılığı, "evlenme cesareti olmayanların bulduğu olağanüstü kaçamak" ya da "birbirlerine en ufak bir yakınlık duymayan, ama eninde sonunda anlaşacaklarına inanılan iki güvercini küçük bir kafese kapatan güvercin satıcılar"na öykünen dar görüşlü ebeveynlerin stratejisi gibi görüyorsunuz. 73

...aşık ve sevgili sözcüklerini baba ve anne sözcükleriyle değiştirmek için bu acele neden? "İnsan türünün yeryüzünde yayılması" görevi, sevmek sevincinden daha önemli olabilir mi? 74

..evliliği aşk dışında bir amaçla yozlaştırmak, onu kelepçelemekle aynı şeydir. 75

"Eğer tutkusu bir başka kez alevlenmezse gerçek bir evlilik onu bağlamayacaktır." 86

"Aşkın, gözü kör ettiği söylenir; daha da fazlasını yapar, sağırlaştırır, felç eder; acı çekildiğinde, mimozalar gibi içe kapanırız, hiçbir maymuncuk bizi açamaz ve ne kadar şiddet kullanılırsa, o kadar sıkı kapanırız." 87

"Düşünceye tanıklık etmekle kalmamalı, varlığı da buna uyum göstermelidir." 94

Gönül değerleri, ne dışardan, ne de soyut sözcüklerle anlaşılabilir. Yüzümüze çarparlar ya da bizler onların içimize gömülmüş olduklarını yavaş yavaş keşfederiz. 96

Aşk gibi iman da hiçbir zaman elde edilmez; o kendiliğinden gelir. Her zaman. 99
Bir Önceki Sayfa...

Yukarı Çıkmak İçin...