|
Kitabın
İncileri |
Sayfa |
|
|
Kalabalık içinde yalnız yaşamak,kalabalık içinde gezip
beraber bir köşeye kaçmak, işte asıl zevk budur. İnsan
kalpleri, birbirine bağlılığın ne demek olduğunu o zaman
anlar. Ben seni ne kadar sevdiğimi başka kadınları
gördüğüm zaman anlıyorum. |
11 |
|
|
Duygularını rahatlıkla dışa vuramayanlara özgü o içlilik
sayesinde yürüttüğü ince, derin düşünceleriyle bu
ilişkinin ne gibi şeylerle ilgili olduğunu fark etmiyor
değildi; hele gittikçe eski ateşin azaldığını, eski
sıcaklığın olmadığını görüyor, inceleyici bakışlarıyla
hepsini hissediyordu. |
12 |
|
|
Kadın kadını daha iyi tanır. |
15 |
|
|
Ona bekarlık hayatının cazibelerini unutturup kendine
bağlamak için ben kadın isterim! |
15 |
|
|
Öyle bir yer olsun ki, ben kalabalık içinde olayım da
yine orada yaşamayayım... |
18 |
|
|
Hep kabahat daima aynı hayatı sürmekte... |
18 |
|
|
Evlenmek hakkındaki kesin kararı arasıra zaafa
uğruyordu. |
35 |
|
|
Birçok mutluluğu; ya zehirli bir ayrılık ya da
aşağılayıcı bir kayıtsızlıkla bitmiş; hiçbiri, en mutlu
zamanında bile şu mutluluğun dinginlik ve hoşluğuna
ulaşamamıştı. |
35 |
|
|
Hak eden mutlu olur, ya da Goethe'nin dediği gibi, "hak
eden kazanır ve kazanamayan layık değildir" |
36 |
|
|
Huysuzluk yalnız ihtiyarlarda değil, asıl gençlerde...
Bilemezsin bu kadınlar kötü olunca ne kadar kötü
oluyorlar. |
44 |
|
|
Kadın olmayınca bir erkek hayatının ne verimsiz, ne
yağmursuz, ne çorak bir siyah çöl olduğunu bilseniz...
Bir kadının bir erkek hayatına sadece varlığı ile nasıl
şiir ve körpelik verdiğini, ruhu bertaraf etsek bile
vücut içinde nasıl büyük bir koruyucu olduğunu
bilseniz... |
56 |
|
|
Ama bazen de, en önemsiz gülümseyişler, hatta kendine
ait olmayan bakışlar bile ona bir şiir taşkınlığı verir,
onu canını feda etmek ihtiyaçlarıyla inletirdi.. |
|
|
|
Sıradan bir saygının ne aşamalardan geçip şimdi
hayatında kökleşen korkunç, büyük bir aşk olduğunu
düşünerek kendisinin bu kadar tutkunlukla bu sonucu
anlaması, onun genişlemesine meydan vermemesi
gerektiğini itiraf ediyor, "evet kaçmalıydım" diye
yumruklarını kafasında sıkıyordu. |
134 |
|
|
Herkesin ruhsal olarak birşeye eğilimi, bir yeteneği
olur. |
|
|
|
Eylül!.. Öyle bir ay ki, geçen her güzel günü için ona
minnettar olmak gerekliydi. Eylül esef ve özlem ayıdır,
içine birkaç günlük kış hücumundan acı düştüğü için,
insan o güzel havaların, devamlı yazın artık geçtiğini
anlayıp esef eder ve özlem çeker. |
191 |
|
|
...o zaman, gözler arasında bugün ilk defa ciddi, ateşli
bir çarpışma oldu. |
194 |
|
|
Mümkün olmayan şeyi istemek, bile bile reddedilmektir. |
200 |
|
|
"Zavallı hava" Bereket versin ki o var, olmasa nice
şeyler bahanesiz kalacaklardı.. |
200 |
|
|
Bu iki varlık karşı karşıya gelince oradakilerin
hepsinden çok birbirine yakın olan ruhlarının
çırpınmalarını hisseder gibi oldular. |
243 |
|
|
...ölünceye kadar, saniyelerine kadar hayatım senindir.. |
297 |
|