Ana Sayfa

Kitap

 

 

DAHA ÇOK ATEŞ DAHA ÇOK RÜZGAR - Susanna Tamara / Can Yayınları 


Susanna Tamaro, sevginin ateşi ve ruhun rüzgarı olmadan hiçbir yere varamayacağımızı, günlerimizi sıradan bir tutsaklıktan kurtaramayacağımızı söylerken bir kez daha okurların içini ısıtıyor, yüreklerine sesleniyor. Tamaro ile yirmi yaşlarında bir genç kızın bir yıl süren hayali mektuplaşması üzerine kurulu kitapta, ünlü yazar hayatla baş etmekte zorlanan bu genç kıza açık ve neşeli bir üslupla, insanlığın ortak dilini kullanarak sıkıntı çektiği konularda yardımcı olur, kendi içselliğine yönelmesini ve kendi duygularını keşfetmesini, bunu yaparken de acı, karamsarlık ve sıkıntıdan korkmamasını söyler. Susanna Tamaro, aslında ona kendi kişisel ve manevi deneyimini aktarmakta, kendi geçtiği yolları anlatmakta, kendi ruhunun kapılarını açmaktadır.

Gökçe GERÇEK


 Çeviri: Eren Cendey


 

 


Kitabın İncileri

Sayfa


...başkalarının davranışlarını kopyalayarak kendimi gerçekleştiriyorum. Kendimi gerçekleştirmeyerek gerçekleştirmiş oluyorum çünkü toplum başka türlüsüne olanak tanımıyor. 16

Huzursuzluk benim de yaşantımın yoldaşı olmuştur.   ...Ancak büyüdükçe huzursuzluğun bir sağlık işareti olduğunu ve bütün öteki sağlık işaretleri gibi enerji ürettiğini anladım.Kendi kendimize yönelttiğimizde olumsuz olabilen bu enerji, bizi dışarı yönlendirdiğinde, yanıtların peşine düşebilmek için dışarıya açılmamızı sağladığında olumlu bir nitelik kazanır. 17

Risk ve can sıkıntısı arasında bir seçim yapmak gerekince can sıkıntısı hiç olmazsa güvenlidir. 19

Can sıkıntısı, boş zaman korkusuyla birlikte zamanımızın büyük takıntılarından biridir. 30

Yaşam puanlar toplayarak ilerlenen bir oyuna benziyor; bazı olaylar kazandırıyor, bazıları kaybettiriyor. 45

Yaşamlarımızda ve onların gelişmesinde büyük bir bilmecenin gizli olduğu elbette doğru. Herşey baştan belirlendiyse, alnımıza yazıldıysa, bizim özgürlüğümüz, seçebilme olanağımız nerede kalır? Bugün olduğum kişi olmak zorunda mıydım, yoksa önümde başka yollar da uzanıyor muydu? 48

.doğru yöne sapmamıza yardım eden üç koşul vardır; Hareketsizlik, sabır ve sessizlik. 49

Bir aşığın bakışı, anlamsız bulduğu bir yükümlülüğü yerine getirmeye uğraşan kişinin bakışından farklıdır. 52

Yolculuğun, bütün ruhsal süreçler gibi seni henüz tanımadığın Birisi ile karşılaştıracaktır. Bunun ne zaman gerçekleşeceğini, hatta gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilemezsin. Ama karşına çıkacak Yüz'ü tanımadığın gibi, ne kurallar koyabilir, ne önceden belirlenmiş bir randevu verebilirsin. 57

...iç sıkıntısının, huzursuzluğun Tanrı'nın Lütfu'na duyulan özlemin bıraktığı bir iz olduğunu düşünmeye başlasak nasıl olur? 58

Yüreğinin bir müzik aleti olduğunu hayal et. Alışkanlıkla sürekli dokunduğumuz bazı telleri vardır: hüzün,neşe,öfke,acı,özlem,aşk gibi. Ve bir de daha gizli, daha derinlerde ve genellikle keşfetmesi zor bir noktada öyle bir tel vardır ki, onun titreşimi bütün öteki tellerin sesini daha uyumlu ve güçlü kılar. 61

Maske yüzümüze taktığımız bir şeydir. Bizi gizler ve başka bir kimlik kazandırır. Aslına bakacak olursak karnavalda takılanlar yapaylıkları bariz olduğu için en masum olanlarıdır. 66

Bakışlarımız yüreğimizin doluluğunu mu dile getiriyor, yoksa konuşan yalnızca dudaklarımız mı? 67

Umursamazlığın egemen olduğu bir dünyada bazı sözcükler ayakkabıların altına yapışan sakızlara benziyor. 73

Acaba günün birinde aşkın ne anlama geldiğini ben de öğrenebilecek miyim? 75

"İnsan yüreği, ergenlikten başlayarak kötülük doludur." 78

'Bu asla benim başıma gelmez' diye düşünenler yanlış adımla yola çıkarlar. Onlara rehberlik eden alçakgönüllülük değil, kibirdir. 79

...bir karar alabilmek için zamanın akmasını bekledin ve arzunun somut biçimde gerçekleşebilmesi için belki bir süre daha beklemen gerekecek. 81

Acele ile alınmış bir karar kısa bir zaman dilimi içinde kendi kendini baltalayacaktır. 82

..Çünkü arzu ciddidir, çorak topraklarda çok daha fazla gelişir. 88

İnancımızın başlıca sözü bir isim ya da sıfat değil, geçmiş zamanla mastar arasına asılı kalmış bir yüklemdir. Yeniden Doğmuş, Yeniden Doğmak. 91

Ben artık arzulamaz olduğumda O çıkagelir. Ancak o zaman anlarım ki O'nun yolu benim üzerinde yürümek istediğim biricik yoldur. 124

"Neden daima el frenin çekik yaşıyorsun?" 138

Ya anahtar sözcük 'korunmak' değil, 'kucaklamak'sa?

Kötülüğü ve başarısızlığı kucaklamak gerçekten zordur ama aynı zamanda içsel gelişimimizin dinamizmi için acı verici biçimde gereklidir.

158

Bir Japon atasözü şöyle der: "Bir çocuk öldüğünde tanıdıkları akıllarıyla, arkadaşları yürekleriyle, anne iliklerinin derinliklerine dek acı çeker." 163

Ateş, doğabilmek için ağaca gereksinme duyar ama yayılmak için rüzgarı beklemelidir. 171
Bir Önceki Sayfa...

Yukarı Çıkmak İçin...