|
Kitabın
İncileri |
Sayfa |
|
|
Kişinin kendi kendisiyle sık sık konuşma alışkanlığına sahip
olduğu bir dönem vardı ve iç dünyasıyla ilgili olayları
belgelemek utanç verici değildi. |
5
|
|
|
Hemen hemen tüm yaşamını geçirdiği bir kentte, kişinin asla
yalnızlığı düşünülemez; yine de ben tam anlamıyla bu
durumdayım. |
6
|
|
|
Tanrı vergisi cçmertliğim ve iyi niyetime karşın acıları
biriktiriyorum. |
9
|
|
|
Öz olarak insanoğlunun ruhu hep aynı olmalıydı. İyiler, açıkça
görülüyor ki, daha az iz bırakmıştır. Ve yavaş yavaş anlamaya
başlıyorduk ki, tüm tarihi yanlış yorumlamıştık. |
24
|
|
|
Aradığımız dünyalar, asla gördüklerimiz olmamıştır; ne de
pazarlığını yaptığımız dünyalar satın aldıklarımız. |
24
|
|
|
Bir insanı bir başkasıyla konuşmaktan men etmek, bir
başkasıyla haberleşmekten men etmek o insanın düşünmesini de
engellemektir. Çünkü pek çok büyük yazarın da dediği gibi
düşünce, bir tür haberleşme yoludur. |
33
|
|
|
Birzamanlar olağan kabul ettiğimiz düşünüşler sonraları ne
inanılmaz görünüyor! |
35
|
|
|
Hiçkimsenin, ne olusa olsun, düş kırıklığına uğratılmaması
gerekiyordu. |
42 |
|
|
Kimin geleceğinin ne olacağı belli ki? |
70
|
|
|
... geleceklerini düşünmekten vazgeçmek zorunda kalan
yüzlerce, binlerce insan var. |
70
|
|
|
Kimse bir ayrıcalık için yalvarıp yakınamazdı; bu hiç de
insanoğlunun bir 'üstünlüğü' sayılmazdı. |
73
|
|
|
Peki ben tam bir insan olmayı yardımsız, kendi başıma mı
başarmak zorundaydım? |
73
|
|
|
... umutsuzluk ve keşmekeşten doğan bir boyun eğiş ne üzücü
olurdu. |
73
|
|
|
Hastalığın çaresinden, başka bir hastalık sıçrıyordu. |
74
|
|
|
Yüz benzerliği, kişiliklerin, yaradılışların ve büyük bir
olasılıkla alınyazıların benzerliği anlamına gelmeliydi. |
81
|
|
|
Fiziksel acı duymak, yaşadığımızı anlamamıza yardım eder. Öte
yandan yaşama sarılmak, yaşamı sürdürmek için bizi kışkırtacak
olaylar yoksa bu tür olayları arar, ortam hazırlar ve tekdüze,
kaygısız, önemsiz yaşamaktansa, utanç ya da acı duymayı yeğ
tutarız. |
90
|
|
|
Dayanıksız, ölümlü, her şeye karşı duyarlı görünmemize karşın
kan dökme ve kıyıma kendimizi kolaylıkla
alıştırmışızdır. |
91
|
|
|
Tanrı gerçekten varsa, evet, tanrı gerçekten vardır demek buna
eş değerde bir deyiş olabilir. Biz varlığını tanısak da
tanımasak da var olacaktır. |
92
|
|
|
Şıklar, özellikle istenilen şıklar sadece hayal ürünüdür. |
92
|
|
|
Önemsiz hırslara kapılmanın acısını çekiyoruz hiç kuşkusuz.
Yaşamak öylesine değerlidir ki bizler için, boşa harcanan her
şeyde çok dikkatliyizdir. |
97
|
|
|
Kişinin kendi kendini değerlendirmesi bambaşka bir olaydır.
Aynı şekilde kişinin kendi kendini çılgınca ödüllendirmesi. |
97
|
|
|
O zamanlardan bu yana sahne baştan düzenlenmiş; insanoğlu
bugün sadece bu sahne üzerinden yürüyüpgeçiyor. |
98
|
|
|
Zaman zaman içimizden bir fırtına, nefret ve yaralayıcı bir
yağmur kopar. |
99
|
|
|
Yaşamaya değer tek şey hayal gücüdür. |
100
|
|
|
Denize açılabilmek için önce sığ sulardan kurtulmak gerekir. |
108
|
|
|
Bir adamı boşuna başkan yapmazlar. |
124
|
|
|
Ödünç para hem paradan, hem dosttan eder insanı. |
139
|
|
|
Bugünlerde hiçkimse için kişisel seçimine göre yaşamak pek
mümkün olamıyor. |
140
|
|
|
Tembel değil, ama öyle göründüğümüz zaman aynı çark içinde
dönüp duran isteklerimiz karmakarışıktır ve onurumuz bizi bu
aldırmazlığa iter. |
149
|
|
|
Mısırlılar tanrılarından birini kedi olarak simgelemekte
haklıydılar. Çünkü tapınanlar, çok iyi biliyorlardı ki, iç
dünyalarının karanlığını ve karamsarlığını ancak kedi gibi
keskin gözleri olan bir yaratık görebilir. |
149
|
|
|
Her zaman kim olduğumu bilirim, önemli olan da budur. |
151
|
|
|
İnsanoğlunun gücü, çözümlenemez şeylere karşı koyamayacak
kadar azdır. Yaradılışımız, kafamız zayıftır ve ancak
yüreğimize güvenebiliriz. |
152
|
|
|
Mantık kendi kendini fethetmelidir. Yoksa ne diye mantık
verilmiştir bize? |
152
|
|
|
İçinde bulunduğumuz zamanı fazlasıyla kötüye kullanıyoruz,
öyle değil mi? |
153
|
|
|
Eğer görebilseydin, neyi göreceğini sanıyorsun? |
154
|
|
|
Toplum yaşantısı, uzlaşması güç bir yaşantıdır, insana baskı
yapar. |
156
|
|
|
Saplantılar insanı yorar, hatta düşmanı haline gelebilir. |
158
|
|
|
... sürekli yaşam umut demektir. Ölüm, seçme şansının yok
olmasıdır. Seçme hakkının kısıtlandığı oranda ölüme
yaklaşırız. En korkuncu da yaşam tümüyle bizden alınmaksızın
umutların kesilmesidir. |
166
|
|
|
... sadece saçma bir sahtekarlık dönüyor yeryüzünde ve bu
sahtekarlığı gizlemeye çabalamanın hiçbir yararı yok onca.
Nasıl olsa gömdüğün yerden çıkıp karşına geçerek gülecektir
sana. |
167
|
|
|
Sürekli olarak kendi kendimizi özgür kılmak için savaşıyoruz.
Ya da başka bir deyişle kendi kendimize dört elle sarılır
görünmemize karşın dizginlerimizi bırakıvermeyi yeğ tutardık.
Ama bunu nasıl yapabileceğimizi bilmiyoruz. Böylece de zaman
zaman koyuveriyoruz kendimizi. Gerçekte istediğimiz bu denli
çaresizce bağlı olarak yaşamaktan, hiçbir şeyi bilmeden,
sadece bir kargaşalık içinde yaşanmaktan ve kendimize dönük
yaşamaktan kurtulmaktır. |
173
|
|
|
Bütün verdiğimiz savaşlar aynı son için, tek bir son için. |
173
|
|
|
Öyle az insan görüyorum ki, nasıl davranacağımı unuttum
diyebilirim. |
177
|
|
|
Evet, her şey değişiyor. |
179
|
|
|
... dilencilerin seçme hakkı yoktur. |
180
|
|
|
Ölmek için bir şey bilmeye gerek yoktur. Sadece birgün
öleceğini öğrenirsin, hepsi bu. |
187
|
|
|
Kişinin kendini koruyabilmesi kadar büyük erdemlilik olamaz.
Spinoza |
188
|
|
|
Şans değil, olaylar egemen olmalıdır insanoğlunun yaşamına.
Sorumlu olduğumuz insanlığımızdır, onururmuz, saygınlığımız,
özgürlüğümüzdür. |
189
|
|
|
Kendimize hükmetmekten korkuyoruz. Tabiî, çok güç bir iş bu.
Hemen özgürlüğümüzden vazgeçebiliyoruz. |
189
|
|
|
Yaşamın bu yorgunluğu bir tutku, bir sevgi değildir. Özgür
olamama beceriksizliğimizdir. |
190
|
|
|
Dünyanın özünde bir şey mi değiştiriyor savaş? Hayır. Var
olmanın temeli üzerinde son kararı mı getirecek bu dünyaya?
Yine hayır. En kabaca tanımıyla soluk alıp, yiyip içip
yaşayarak bizi özgür mü kılacak? Umarım, ama emin olamıyorum
doğrusu. Hiçbir temelde bir dönüm noktası değil savaş denen... |
190
|
|
|
... savaş beni yok edebilir, savaşta ölebilirim. Bunu kabul
ediyorum. Ne var ki, bir mikrop da insanın ölümüne yol
açabilir. Fakat yaşadığım sürece, canlı kalabildiğim sürece,
bunlara rağmen alınyazıma göre yaşamam gerekir. |
190
|
|
|
Belki de ölüm tehlikesinin belirdiği anda bize yaşamın tümünü
tattıran bir dürtü vardı içimizdeç |
213
|
|
|
|