Ana Sayfa

Kitap

 

 

BOŞLUKTA SALLANAN ADAM - Saul Bellow / Cem Yayınları 


'Boşlukta Sallanan Adam'

Kitap, 'yaşasın düzen, disiplin' cümlesiyle son buldu. Özgürlüğüne sınır konulduğu zaman demek insan kendisini anlamlı buluyor. Hiçbir sınırı olmayan insanın dengesinde ister istemez bozulma gerçekleşiyor. Joseph bu bozulmayı yavaş yavaş yaşarken kendisinin boşlukta gezinmekten öte bir şey yapmadığını görür. Bir sebepten dolayı işinden ayrılır, evde o sebebin gerçekleşeceği an'ı beklemeye koyulur. Uzun bir bekleyiş olacaktır bu.

Her gün bir başka olumsuzluk bulur hayatında. Her gün biraz daha sallanır boşluğa. Sonunda başkalarının düzene koyacağı bir hayata adımını atar.

'Boşlukta Sallanan Adam' bir günlük. 15 aralık - 9 nisan 1942 tarihleri arasında yaşadıklarını kaleme almış Joseph. Okursanız, sizin de güzel vurgular yakalayacağınıza inanıyorum. Çünkü her insan ara ara hayatın boşluğunda sallandığını hissediyor.

Naz Ferniba


Çeviren: Neşe Olcaytu 


 

 


Kitabın İncileri

Sayfa


Kişinin kendi kendisiyle sık sık konuşma alışkanlığına sahip olduğu bir dönem vardı ve iç dünyasıyla ilgili olayları belgelemek utanç verici değildi. 5

Hemen hemen tüm yaşamını geçirdiği bir kentte, kişinin asla yalnızlığı düşünülemez; yine de ben tam anlamıyla bu durumdayım. 6

Tanrı vergisi cçmertliğim ve iyi niyetime karşın acıları biriktiriyorum. 9

Öz olarak insanoğlunun ruhu hep aynı olmalıydı. İyiler, açıkça görülüyor ki, daha az iz bırakmıştır. Ve yavaş yavaş anlamaya başlıyorduk ki, tüm tarihi yanlış yorumlamıştık. 24

Aradığımız dünyalar, asla gördüklerimiz olmamıştır; ne de pazarlığını yaptığımız dünyalar satın aldıklarımız. 24

Bir insanı bir başkasıyla konuşmaktan men etmek, bir başkasıyla haberleşmekten men etmek o insanın düşünmesini de engellemektir. Çünkü pek çok büyük yazarın da dediği gibi düşünce, bir tür haberleşme yoludur. 33

Birzamanlar olağan kabul ettiğimiz düşünüşler sonraları ne inanılmaz görünüyor! 35

Hiçkimsenin, ne olusa olsun, düş kırıklığına uğratılmaması gerekiyordu. 42

Kimin geleceğinin ne olacağı belli ki? 70

... geleceklerini düşünmekten vazgeçmek zorunda kalan yüzlerce, binlerce insan var. 70

Kimse bir ayrıcalık için yalvarıp yakınamazdı; bu hiç de insanoğlunun bir 'üstünlüğü' sayılmazdı. 73

Peki ben tam bir insan olmayı yardımsız, kendi başıma mı başarmak zorundaydım? 73

... umutsuzluk ve keşmekeşten doğan bir boyun eğiş ne üzücü olurdu. 73

Hastalığın çaresinden, başka bir hastalık sıçrıyordu. 74

Yüz benzerliği, kişiliklerin, yaradılışların ve büyük bir olasılıkla alınyazıların benzerliği anlamına gelmeliydi. 81

Fiziksel acı duymak, yaşadığımızı anlamamıza yardım eder. Öte yandan yaşama sarılmak, yaşamı sürdürmek için bizi kışkırtacak olaylar yoksa bu tür olayları arar, ortam hazırlar ve tekdüze, kaygısız, önemsiz yaşamaktansa, utanç ya da acı duymayı yeğ tutarız. 90

Dayanıksız, ölümlü, her şeye karşı duyarlı görünmemize karşın kan dökme ve kıyıma kendimizi  kolaylıkla alıştırmışızdır. 91

Tanrı gerçekten varsa, evet, tanrı gerçekten vardır demek buna eş değerde bir deyiş olabilir. Biz varlığını tanısak da tanımasak da var olacaktır. 92

Şıklar, özellikle istenilen şıklar sadece hayal ürünüdür. 92

Önemsiz hırslara kapılmanın acısını çekiyoruz hiç kuşkusuz. Yaşamak öylesine değerlidir ki bizler için, boşa harcanan her şeyde çok dikkatliyizdir. 97

Kişinin kendi kendini değerlendirmesi bambaşka bir olaydır. Aynı şekilde kişinin kendi kendini çılgınca ödüllendirmesi. 97

O zamanlardan bu yana sahne baştan düzenlenmiş; insanoğlu bugün sadece bu sahne üzerinden yürüyüpgeçiyor. 98

Zaman zaman içimizden bir fırtına, nefret ve yaralayıcı bir yağmur kopar. 99

Yaşamaya değer tek şey hayal gücüdür. 100

Denize açılabilmek için önce sığ sulardan kurtulmak gerekir. 108

Bir adamı boşuna başkan yapmazlar. 124

Ödünç para hem paradan, hem dosttan eder insanı. 139

Bugünlerde hiçkimse için kişisel seçimine göre yaşamak pek mümkün olamıyor. 140

Tembel değil, ama öyle göründüğümüz zaman aynı çark içinde dönüp duran isteklerimiz karmakarışıktır ve onurumuz bizi bu aldırmazlığa iter. 149

Mısırlılar tanrılarından birini kedi olarak simgelemekte haklıydılar. Çünkü tapınanlar, çok iyi biliyorlardı ki, iç dünyalarının karanlığını ve karamsarlığını ancak kedi gibi keskin gözleri olan bir yaratık görebilir. 149

Her zaman kim olduğumu bilirim, önemli olan da budur. 151

İnsanoğlunun gücü, çözümlenemez şeylere karşı koyamayacak kadar azdır. Yaradılışımız, kafamız zayıftır ve ancak yüreğimize güvenebiliriz. 152

Mantık kendi kendini fethetmelidir. Yoksa ne diye mantık verilmiştir bize? 152

İçinde bulunduğumuz zamanı fazlasıyla kötüye kullanıyoruz, öyle değil mi? 153

Eğer görebilseydin, neyi göreceğini sanıyorsun? 154

Toplum yaşantısı, uzlaşması güç bir yaşantıdır, insana baskı yapar. 156

Saplantılar insanı yorar, hatta düşmanı haline gelebilir. 158

... sürekli yaşam umut demektir. Ölüm, seçme şansının yok olmasıdır. Seçme hakkının kısıtlandığı oranda ölüme yaklaşırız. En korkuncu da yaşam tümüyle bizden alınmaksızın umutların kesilmesidir. 166

... sadece saçma bir sahtekarlık dönüyor yeryüzünde ve bu sahtekarlığı gizlemeye çabalamanın hiçbir yararı yok onca. Nasıl olsa gömdüğün yerden çıkıp karşına geçerek gülecektir sana. 167

Sürekli olarak kendi kendimizi özgür kılmak için savaşıyoruz. Ya da başka bir deyişle kendi kendimize dört elle sarılır görünmemize karşın dizginlerimizi bırakıvermeyi yeğ tutardık. Ama bunu nasıl yapabileceğimizi bilmiyoruz. Böylece de zaman zaman koyuveriyoruz kendimizi. Gerçekte istediğimiz bu denli çaresizce bağlı olarak yaşamaktan, hiçbir şeyi bilmeden, sadece bir kargaşalık içinde yaşanmaktan ve kendimize dönük yaşamaktan kurtulmaktır. 173

Bütün verdiğimiz savaşlar aynı son için, tek bir son için. 173

Öyle az insan görüyorum ki, nasıl davranacağımı unuttum diyebilirim. 177

Evet, her şey değişiyor. 179

... dilencilerin seçme hakkı yoktur. 180

Ölmek için bir şey bilmeye gerek yoktur. Sadece birgün öleceğini öğrenirsin, hepsi bu. 187

Kişinin kendini koruyabilmesi kadar büyük erdemlilik olamaz.   Spinoza 188

Şans değil, olaylar egemen olmalıdır insanoğlunun yaşamına. Sorumlu olduğumuz insanlığımızdır, onururmuz, saygınlığımız, özgürlüğümüzdür. 189

Kendimize hükmetmekten korkuyoruz. Tabiî, çok güç bir iş bu. Hemen özgürlüğümüzden vazgeçebiliyoruz. 189

Yaşamın bu yorgunluğu bir tutku, bir sevgi değildir. Özgür olamama beceriksizliğimizdir. 190

Dünyanın özünde bir şey mi değiştiriyor savaş? Hayır. Var olmanın temeli üzerinde son kararı mı getirecek bu dünyaya? Yine hayır. En kabaca tanımıyla soluk alıp, yiyip içip yaşayarak bizi özgür mü kılacak? Umarım, ama emin olamıyorum doğrusu. Hiçbir temelde bir dönüm noktası değil savaş denen... 190

... savaş beni yok edebilir, savaşta ölebilirim. Bunu kabul ediyorum. Ne var ki, bir mikrop da insanın ölümüne yol açabilir. Fakat yaşadığım sürece, canlı kalabildiğim sürece, bunlara rağmen alınyazıma göre yaşamam gerekir. 190

Belki de ölüm tehlikesinin belirdiği anda bize yaşamın tümünü tattıran bir dürtü vardı içimizdeç 213

 
Bir Önceki Sayfa...

Yukarı Çıkmak İçin...