|
Kitabın
İncileri |
Sayfa |
|
|
Her caddenin kendine özgü bir görüntüsü
vardır. Her tepe başlı başına bir kişiliktir. |
7
|
|
|
Sen tüm kentten daha yalnızdın. Okyanus
gibi bir yalnızlık. |
8
|
|
|
Ve bana geceler yetmiyor. Günler
yetmiyor. İnsan olmak yetmiyor. Sözcükler, diller yetmiyor. |
9
|
|
|
Yaşlandıkça insanlarla aramdaki uçurum
büyüyor. Arabalardaki, uçaklardaki, resmi dairelerdeki,
otobüslerdeki, caddelerdeki insanlarla aramdaki uçurum. |
9
|
|
|
Yaşamımın en mutlu anlarında da aynı
güçle acıyı duymadım mı. Ve acıların ötesinde bir beklenti
vardı: Kendi dünyamın beklentisi. |
9
|
|
|
Kimse senin kadar güzel, hiçkimse senin
kadar canlı gitmedi ölüme. |
9
|
|
|
Zaman zaman kendimi tüm insanlıktan daha
güçlü duyuyorum, ama kendimi anı anda çıplaklıklarından
sıyrılmaya çalışan ağaçlar kadar da bırakılmış duyuyorum.
Özellikle ben'in, ben'i bıraktığı anlarda. Ya da ikisi
bütünleştiğinde. |
9
|
|
|
Çevreyi tanımlamak değil, duygularla
yaşamak gerekir... |
11
|
|
|
Her sevginin başlangıcı ve süreci, o
sevginin bitişinin getireceği boşluk ve yalnızlık ile dolu.
Belirsizlikler arasında belirlemeye çalıştığımız yaşam gibi. |
11
|
|
|
Sevgi isteği, kendi kendine yaşamı
kanıtlama dileği kadar büyük. Belki kendilerine yaşamı
kanıtlamaya gerek duymayan insanlar, sevgileri de derinliğine
duymadan, acıya dönüştürmeden yaşayıp gidiyorlar. Ya da
sevgiyi, beraberliği beraberlik, ayrılığı ayrılık, yaşamı
yaşam, ölümü ölüm olarak yaşıyorlar. Oysa yaşam ölümle, ölüm
yaşamla tanımlı. |
11
|
|
|
Birisinin teniyle yanyana olmak, kendi
var oluşumu unutmak mı. |
11
|
|
|
Her var oluş kendisiyle birlikte ölümü
getirmiyor mu? |
11
|
|
|
Aranan yaşantılar arandı. Yaşandı. Bir
kısmı gömüldü. Yeniden toprak oldu. |
11
|
|
|
Yaşam özlemini doyuracak bir olgu mümkün
mü. |
12
|
|
|
Aynı dili konuşan iki kişi yok. |
12
|
|
|
Her söylenen söz, bir biçimde insanın
kendi kendini onaylaması. |
12
|
|
|
Yaşam, zamansız. Yaşamın hiçbir zamanı
yok. |
12
|
|
|
Çevre öykü dolu. Her insanın her günü
öykülerle dolu. |
13
|
|
|
Karşıma çıkan her şey yetersiz. |
14
|
|
|
Geceler ve kentler geçip gider. |
19
|
|
|
Her anı ölüdür. |
21
|
|
|
Büyümenin yaşlanmak demek olduğunu
bilmiyordum. |
24
|
|
|
Nasılsa her
gittiğin yerde kendinsin. |
27
|
|
|
Yaşamın sonu hiçbir zaman bana ırak
gözükmedi. |
36
|
|
|
Hep öyle değil mi. Sevgilerimizi,
duyguların yükseliş ve alçalış dalgalanmalarını, kendi
kendimize algıladığımız biçimde bir başka insana akıtmak
istediğimizde tümüyle içimize hapsetmiyor muyuz. Kim
karşılıyor sevgileri. |
43
|
|
|
Her zaman diğerinden daha boş bir cadde
vardır. |
48
|
|
|
İnsan yirmi yaşında ya toplumun akılla
bağdaşmayan düzenine girer ya da var olur. |
48
|
|
|
Dünya nasıl olması gerekiyorsa öyle.
Kendi kendini kurtaramayanı hiçkimse kurtaramaz. |
49
|
|
|
Her şey geçiyor. Hiçbir şey geçmese de. |
49
|
|
|
İnsan bakarken düşünüyor, gerçekte
düşünen gözler. |
51
|
|
|
Sen günlere birşeyler getirmedikçe,
günler sana hiçbir şey getirmiyor. |
51
|
|
|
... hastanelerde insana garip bir
dayanma gücü geliyor. |
53
|
|
|
Sürekli gitmek istemek de, bir yerde,
hiçbir yerde olmak istemek değil mi? |
53
|
|
|
Ben de her zamankinden daha pis, daha
bırakılmış ve daha yoksulum. |
54
|
|
|
Çağımızın en büyük acısının yaşamını
yabancı ülkelerde kazanmak zorunda bırakılmışlık olduğunu
görüyorum. |
55
|
|
|
... hiç değilse susarak hepsini yüzünüze
haykırmak istiyorum. Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla,
namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla hiç bağdaşan yönüm
yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum. Hem de iyi
giyiniyorum. İyi giyinene iyi yer verdiğiniz için. |
57
|
|
|
Her insan kendi sevgisini taşımıyor mu. |
58
|
|
|
Alışılagelmiş ilişkilere karşı çıktığın
an, insanı yadırgıyorlar. |
58
|
|
|
Ben gökyüzünün altında, topraklarımın
üzerinde olacağım. Toprakların dümdüz ve sonsuz ufku boyunca
sürekli gideceğim. |
58
|
|
|
Kurumlarınıza uyuyor gibi görünmem,
onlara karşı direnmemi ancak böyle sağlayabileceğime
inanmamdandır. |
58
|
|
|
İnsan ilişkilerini değiştirmek için
yaşıyorum. Hiçbir şeyin değişmeyeceği umutsuzluğuna kapıldığım
kısa anlar kadar korkunç ve umutsuz anlar tanımıyorum. |
59
|
|
|
Kurallar doğrultusundaki bir yaşam
yalnız ve yalnız durgunluktur. |
59
|
|
|
Sevgiler geçer, sevgiler gelir... |
59
|
|
|
Her gittiğim yolun yeni bir yol olması
gerek. |
59
|
|
|
İnsan yalnız kendi değer yargılarını
benimsiyor. |
60
|
|
|
Kendimi kavrayamazsam, tüm varoluşum
yitmiş demektir. |
60
|
|
|
Oysa ben tüm yaşamı gökyüzü altında bir
tatil olarak görüyorum. |
61
|
|
|
Tanımadığın bir kentte ne deli isterdin
yitip gitmeyi... ama öyle kolay değil. |
62
|
|
|
Bir ülkenin zaferi, diğer ülkenin
yenilgisi. |
63
|
|
|
Yalnız sağlıklı insan aklı ile
yaşansaydı, değmezdi yaşamaya can sıkıcı olurdu. Tam aksine
güzel olan dünyanın gökyüzü altında bir deliler topluluğunu
andırması. |
63
|
|
|
Kentlerin sokaklarında yürümek yaşamın
en güzel armağanlarından biri. |
67
|
|
|
Her 'ben' bencildir, her 'kır' kırsal
olduğu gibi. |
72
|
|
|
Hiçbir zaman sakin olamamak belki de
benim yazgım. |
73
|
|
|
Her ceset sen, ben ya da biz olabiliriz.
Arada hiç fark yok. Eğer yaşıyorsak, bunu bir başkasının
kirletilmiş cesedine borçluyuz. Bu nedenle her savaş bir iç
savaştır. Her şehit, yaşayan canlıya benzer ve ondan ölümünün
hesabını sorar. |
77
|
|
|
Her gidiş, her yolculuk, kendi 'benimin'
bilinmeyenine doğru, bilmek için bir iniştir. |
79
|
|
|
Her duygusal kıpırdanışa ölene dek
ihtiyacım var. |
80
|
|
|
Acılar olmadan yazılabilir mi? Edebiyat,
yaşam ve ölümün sınırlarının artık acıları tutamadığı, tutmaya
yeterli olmadığı yerde başlamıyor mu? |
83
|
|
|
Yaşam, belki de benim algıladığımdan
daha acı. |
83
|
|
|
Yaşamım vazgeçmek, gelp geçmekten
kaynaklanıyor. |
83
|
|
|
İnsan kendini yaşamının her döneminde,
hem genç, hem çocuk, hem yetişkin, hem yaşlı algılamıyor
muydu. |
84
|
|
|
Yaşlanmanın en acı olgusu insanın tüm
dostlarını yitirmesi. |
88
|
|
|
İnsan çoğu kez her şeyin son bulduğu
duygusuna kapılıyor, pysa yaşamın sonsuzluğunu algılayabilmek
için bile yeterli değil bir insan ömrü. |
94
|
|
|
Her buluş, daha önce bilinmeyen bir
olgudur. |
95
|
|
|
Bazı insanlar sabır, bazı insanlar
sabırsızlık dolu. |
122
|
|
|
Ve yaşam yalnız rüzgar, yalnız gökyüzü,
yalnız yapraklar ve yalnız hiç değil mi. |
125
|
|