Ana Sayfa

Kitap

 

 

TUTUNAMAYANLAR - Oğuz Atay / İletişim Yayınları - 2000 - İstanbul 


Yine ne kadar az bildiğimi farkettim 'Tutunamayanlar' sayesinde. Neler çıkmadı ki karşıma. Oblomov'u gördüm, Safvet Nezihi'nin 'Zavallı Necdet'ini gördüm... şaşırdım. Ve sevindim... ve... ve... ve... Ve bildiğim bir-iki isimle karşılaşınca çocuklar gibi heyecanlandım. Sürülerce soru sordum kendime. Tutunabildim mi? Tutunmak mıdır iyi olan, tutunmamak mı ya da tutunamamak mı? Kaç kere 'hayır' dedim? Hayatın neresindeyim? Peki hayat benim neremde? vesaire vesaaire...

Sorular sormakla bitmiyor ki, cevaplar da soruları tam karşılamıyor ki...

Elbet felsefe...

Ne çok severim felsefeyi de bir türlü anlayamam. Bu nasıl iştir ki, anlayamadığımı ve dahi anlamadığımı sevebiliyorum. Var bu işte bir gariplik ya, ne siz sorun ne ben anlatayım.

İşte cümle: Yok böyle bir şey!

Halime ancak gülünebilir belki. Kurt Vonnegut'un Hi Ho'su gibi. Haydi hep beraber: bir, iki, üç...

Hi Ho!

Heyhat, 'yalnız bir kere yaşanıyormuş'...

Naz FERNÎBA


 

 


Kitabın İncileri

Sayfa


Ölmek bile, kendilerine böyle bir görev verilenlerin işidir. 31

Yazık; insanlar düşüncelerimize uygun biçimler almıyor. 32

Hayat, düşünceleri tutan bir hapishanedir. 32

... her yapıda, alttaki bir tabakada yapılan küçük bir hatayı bile, onun üstüne koyacağınız daha iyi tabakalarla örtemezsiniz. 44

Bazı günler konuşamazdı insan. 45

Belki, kendine bile, bir açıklama yapması gereksizdi. 45

Bu hayatın dışında sürekli hiçbir şey yapamayacağını anlar gibi oldu bir an için. 47

İkimiz olduktan sonra, bütün bu hüzünler, sıcak bir yaklaşma için bahanedir... 48

Yazık ki erkekler, şımartıldıkları zaman nerede durmaları gerektiğini çoğu zaman bilemezler. Kadının hatırlatmasıysa, utanç verici bir uyarmadır onlar için. Ya da bazıları için öyledir.  48

Kendisine saygı duyulmasını istiyordum. 50

Kültür, sadece bazı isimleri hatırlamaktan ibaret değildir... Kültür, bu isimleri yerli yerinde ve başka isimlerle münasebetini bilerek kullanmak demektir. 54

Halbuki vermesini bilmeyenler anlamayacaklardır. 61

Yalnız konuşulan kelimeler, konuşulan kelimeler. Gerisi insana kalıyor. 64

İnsanlar kendi söyledikleriyle ilgilidir çoğu zaman. 64

Dil, yaşayışımızın aynasıdır. 64

Napolyon gibi gururla söyleyebiliriz: 'Bizim asaletimiz, bizimle başlar. 66

Ben kendime ihanet etmiyorum. 66

Elle tutulan şeylerle düşünebilir, elle tutulan şeyleri sevebilirsiniz yalnız. Siz A ve B'den değil, üç erkek ve beş kadından anlarsınız ancak. 67

Sen, yalın düşüncelere alışıksın sadece. Hayatın asıl tadı, gerçek tuzu olan ikinci dereceden bilinmeyen güzelliklerin farkında değilsin. 71

Gündelik işlerle uğraşamam ben. 72

İnsan, kendini beğenmeden yaşayamaz. Kendini beğenirse, diğer insanlar onun hayatını cehenneme çevirmeye çalışırlar. Bunun için insan, hem kendini beğenmeli hem de beğenmemelidir. 74

Kötülükten ancak kötülük çıkar. Bayağılık insan ruhunu öldürür. 76

Elbette, çok gelişmiş milletler, kötülükten de birşeyler çıkarıp, onu az gelişmiş milletlere ihrac etmek yolunu bilmektedirler. Kötülüğü rasyonalize edip, ya da sanat eserlerinde dondurup, hayata ait bir canlılık bulmaktadırlar kötülükte. 76

Avrupalıların en büyük meziyeti, pratik yönlerinin kuvvetli oluşu ve Türklerin, Arapların ve Çinlilerin birçok buluşunu kendilerine mal ederek kullanılır hale getirmeleridir. 78

Hayata dayanamadığımız için espri yapıyoruz. Ahlak düşkünleri gibi doğru yoldan sapıyoruz. Bütün kurtuluş yollarını kapıyoruz. 80

Bırak devam etsin rezil gidişim. 80

Bir de ne görsün: hayatta, bilmediği çeşitten acılar da var! 80

... hiçbir sınır tanımadığımı söylemek haksızlık olacaktır. 81

Artık seni daha iyi tanıyorum; daha önce bilmediğime yanıyorum. 81

Çok çatmamalıyım kaşlarımı, çok da gülmemeliyim: ikisi de zararlıymış. 84

Her zaman, birisi sizden önce davranır. Oysa gelip geçici biridir bu. 87

Bir arada olmanın kaçınılmazlığından başka bir neden yok muydu bizi yaklaştıran? Aramızdaki boşluğu nasıl doldurmalıyım? Sen olmadan seninasıl öğrenmeliyim. 89

Başkalarına söyleyecek bir sözüm olabilmesi için önce kendime söz geçirmem gerektiğine inanıyorum. 94

... kendini çözemeyen kişi kendi dışında hiçbir sorunu çözemez. 94

Birleşecek kişiler önce birleşecek güçte olmalıdırlar; önce bu duruma gelmelidirler. 95

Kendi sorunlarını çözemeyen bir kişinin, kusurlarının acısını başkalarına çektirmeye hakkı yoktur. 95

... kişisel sorunları tek başına çözme eyilimini de gereksiz bir aşırılığa götürmemelidiri insan. 95

Keimeleri, daha önce, öyle kötü yerlerde kullanmış oluyoruz ki, kirletir diye korkuyoruz duygularımıza dokunursa. Seslerin başka türlü bir dokunulmazlığı var. 110

Bir dostun varlığı güzel bir şeydir; fakat bir dosta ihtiyaç duymadan yaşayabilmektir önemli olan. 111

İyi olamadık, bari kötü olalım, dediler. 154

Sonsuzluk da ölüm kadar ürkütücü bir gerçektir. Sonsuzluk yalnız Allah'ın dayanabileceği bir güçlüktür. 155

Benimle bir yerde, yanılıyor kişi; bu yeri ben de bilmiyorum. 187

Ben, ben diye tutturuyorum; yazdıklarımı okuyunca da utanıyorum kendimden. 189

Bütün büyük bireyler yalnızdır. 194

Oysa... çıkarlarını düşünmeyenler unutulacaklardır. Her olayda bir kenara çekilenler gerçekten de bir kenarda kalacaklardır. 201

Hayattan çıkarı olmayanların hayatı, çıkmaza sürüklenecektir. 202

Zaten hiçbir zaman kelimelerin anlamını doğru dürüst bilemedim. 216

Kimse bizim tanımımızı yapmıyordu ki biz kimiz bilelim. 225

Tarih bir tahriften ibarettir. Tarih, geçmişten geleceğe uzanan ve bütün gördüğümüz bir rüyadır. Bütün rüyalar gibi tarih de yorumlanabilir; ama görülürken değil.  231

Bir yerde söz biter: iki kişi karşılıklı kendini tekrarlamaya başlar. Yeni başlayan ilişkiler bile eskir böylece. Hemen kaçacaksın ki aklın orada kalsın. 246

... yalanın nerede bittiğini anlayamıyoruz. 254

Her şeyi duyuyoruz, hiçbir şeyi bilemiyoruz.  277

Kumarcı için her oyun birdir. 277

İnsan, her şeyi göze aldığı bir anda hırsıyla başbaşa kalıyor. 282

Yapma: ezeli ve ebedi cevap. 282

Bazı duyguları ifade etmek ne kadar da zor. 284

Ne garip bir milletiz... bizi kim anlayacak? 295

Kimse kimsenin ne olduğunu bilemez. 296

İnsanlar, yalnız kitaplarda şaşırırlar.  297

İnsan kutsal yerlere bile bazen ne kadar hırsla girer. 304

Meselelerden kaçıyoruz. 318

En yakın arkadaşlarımızdan olduk: açıklayamıyoruz. Oblomov gibi geviş getiriyoruz hayallerle. 318

Değişmek, kendine yabancılaşmak demekti. 319

Ne gördün bütün kapıların birer birer kapandığı bu dünyada? Hangi kusurunu düzeltmene fırsat verdiler?  321

Başkaları da birçok şeyler saklarla insanlardan: gene de bir şey kalmaz kendilerine. 322

Verdiğiyle kalır insan. 323

Bütün 'şey' ayrıntılarda değil midir zaten? 323

Ayrıntılarda ele vermez mi insan kendini? 323

Anlatamadığım bir 'şey' yüzünden kimseyi suçlayamam. İçimdeki düzenle ilgiliydi huzursuzluğum. Dışımdaki düzenle bir ilgisi yok. 324

Bazen, eksik karşılıklar da fazlaları kadar tehlikelidir. 325

... hiçbir şey yok olamaz durup dururken. 328

Beklenmedik hiçbir şey olmaz. Hiçbir zaman beklenmedik bir olayla karşılaşmaz insan. Olaylara rastlamamak için sen yolunu değiştirdin. 340

Boşuna geçen zaman yoktur. 341

Tabiat, sırlarını bakmasını bilene açıklarmış. 349

Yaşamaktan korkmazsak göreceğiz. 351

Cesareti yalnız kafamızda mı yaşayacağız? 357

... yüzde yüz saf olan bir şey kendinin aynıdır. 360

Hiçbir şeyi atamazdın: hepsinin birer hikmeti vardı. 363

Dokunduğun her şeye kendini koydun, içini verdin. Acımadan her şeyi selim'likle doldurdun. 363

Her insanın kendine özgü düşünceleri gizli kalmalıydı: yalnız kendi bilmeliydi bunları. 367

Asıl ayrıntılara girmelisin. Neyin önemli olduğunu bilemezsin. 368

Masalın nerede bittiğini, hayatın nerede başladığını farkedemiyorum. 370

Biliyorum, kitaplar da beni aamdan saymıyorlar. 371

Onları öfkeme layık bulmuyorum. Öfkem bana ait bir şey. Yakın hissetmediğim birine nasıl gösteririm onu. 371

Yaşamak, ölmek gibi değil. 379

İnsanın içinden geçenlerdaha önemli değil mi? Daha gerçek değil mi? 387

Önüne gelen nimetleri değerlendirmesini bilmeyenlerin, seni, senden başka türlü bir insan yapmak isteyenlerin arasına düşmüşsün. 387

Herkesin bir işi gücü var, bugüne kadar bellediğibir usul var. Herkesin bir yataktan kalkışı, bir yemek yiyişi var. Senden akıllıları var, senden yaşlıları var, senden tecrübeileri var. Bu kadar adamın düşünemediğini sen mi buldun? 388

Yeni tanışmanın verdiği şaşkınlıktan olacak: değerini bilemedik o anların. 390

İlk çekingenlikler ne kadar tatlıdır. Oysa insan, bu beceriksizlikleri bir an önce yenmeye çalışır. Bütün gücüyle büyüyü bozmak, buzları kırmak için uğraşır. 391

Hep önsözlerde kalıyorum. 393

Hayatım, hayatımın romanıdır. 398

Bir kere doğduk, yaşayacağız. 399

Yrıda kalan bir sözün peşinden kimse gitmiyordu. 403

Anlam kadar insanın hayatını zehir eden bir kavram yoktur. 403

... susmak da konuşmak kadar tehlikeli oluyordu artık. Dalgınlık suskunluğu artırıyordu. 407

Oysa, herkes anlatmak için birini arar. 445

Sahte olmaktansa yaşamamak iyidir Turgut. 447

Doludizgin gitmek istiyordum. 447

Korkuyoruz. Düşünmekten ve sevmekten korkuyoruz. İnsan olmaktan korkuyoruz. İnsana benzetirsek, onlara acımaktan korkuyoruz. İşin içine bir kere acıma girerse, ondan bir daha kurtulamamaktan korkuyoruz.  453

Yeni sözler, yeni yaşantılar bulacağımı sanıyordum. 453

Yalnız istemesini biliyorsunuz. 454

Siz başlamayı bile göze alamadınız. 454

... yaşamak her gün girilen bir imtihan olursa buna kimse dayanamaz...  473

... beni birgün unutacaksan birgün bırakıp gideceksen boşuna yorma, boş yere mağaradan çıkarma, beni alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna tedirgin etme beni... 473

... beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim... 473

... sonu gelmez benim gibiler için hiçbir şeyin sonu iyi gelmez. 473

... güneş girmeyen eve bizler gireriz benim gibi görünüşü zararsız olanları da vardır asıl onlar tehlikelidir insanı kalbinden sokarlar... 474

... beni tanıdığın kadarıyla seviyorsun bir bilsen bilmediklerinin yanında ne kadar az yer tutuyro... 495

... madem ki geldin bu dünyaya alışmalısın... 497

... insan çok kere  şakaya getirip neler söyler neler... 498

Düşünmek, hayatı ne karmaşık bir biçime sokuyor.  553

Her gün açıklanamayanlar biraz daha artıyor. 553

Hayat tehlikelerle dolu. Fakat yanlış yollardan her zaman dönülebilir. Yeter ki insan, kendisine verilen fırsatı zamanında kullanabilsin.  554

Bazı durumları anlatmak ne kadar zor. 558

Dünya bir penceredir; her gelen öldü geçti. 558

Kaybettiğim bütün eski alışkanlıklarımın beni sardığını hissediyorum şimdi. 563

İnsan bütün geçmişini, düşünme ve çağrışım alışkanlıklarını birkaç kilometrede atamıyor.  571

Oysa, bazı insanlar vardır; en çamurlu yerlerden bile kolalı beyaz gömleklerini ve açık renk pantolonlarını kirletmeden çıkarla.  572

Her zihniyetin bir dili var. 575

Kitapçıların ve çiçekçilerin bazı özellikleri olmalıdır.  Kitaplar ve çiçekler özel bir itina isteyen varlıklardır. 576

İyi okuyucu az bulunan, ürkek bir kuş gibidir. 576

Yazarlar birbirlerini değil de yazmayı seviyorlar galiba. 578

Yaşarken, ne sıkıcı ve soluk insanlarla birlikte geçiriyoruz ömrümüzü. Hiç olöazsa öldükten sonra, aralarında bulunmaktan zevk alacağımız insanlarla yaşasaydık. 579

İyiyi kötüden ayırmasını öğrenmek istiyorum. Uğraştı da beceremedi desinler.  580

Zararı yok, gülünç olalım. Bir yere varalım da ne olursak olalım. 580

Ben, benim gibi olanlardan hiç hoşlanmamışımdır. 582

Henüz yerini nasıl dolduracağımızı bilemediğimizbir organ, bu para denen şey. 582

... aydınlardan başka hiçbir kalabalık kendi hakkında yazılan eserleri okuyacak sabrı gösteremez. 584

Alice'nin dünyasında kahramanlar bir konunun içinden çıkamayınca, hemen başka bir konuya geçerler. Biz de öyle yapalım. 585

... öğrenmek istersen iyiyle fenayı, seyreyle bir kenardan yalan dünyayı. 585

... esen rüzgara göre biçim değiştiriyorum. 586

İnsan gerçekten anlayamıyor; anlatabiliyor ancak. 587

Güldürmek isterken gülünç olmak. Ancak benim başıma gelir böyle acıklı durumlar.  591

Bu ülkede zamanın nasıl geçtiğini anlamak için bir ölçü yok elimizde. 602

Neden bana yaşamasını öğretmediler?Neden bana, bizden bu kadar gerisini sen bulup çıkaracaksın dedikleri zaman isyan etmedim? Hayata atılmak gibi bir çılgınlığı nasıl yaptım? İnsanların dünyasına atılmayı nasıl göze aldım? 607

Meselelerin derinine inince beklemediğini bulamazsan yıkılırsın. 608

Bana yaşamasını öğretmediler. Daha doğrusu, bana her şeyin öğrenilerek yaşanacağını öğrettiler. Yaşanırken öğrenileceğini öğretmediler.  611

İnsan, kendi bulurmuş doğru yolu. 611

Montaigne, kötü davranışlardan, istemediğiniz için kaçının, diyor; beceremediğiniz için değil. 612

Yalnız bir kere yaşanıyormuş. 614

Tolstoy, düşündüklerinizi yazmaya değer bulmuyorsanız yazmayın, diyor. 618

... ölüme doğru bile insan çekingen ve tedbirli oluyor. 625

En kötüsü, hayır demeyi öğrenemedim. 626

Çıkarını düşünen insan, fakir de olsa, aynı derecede kötüdür. 628

Birçok insan uzaktan bile sevimli değil. 628

Yıllardır, çocukluğumdan beni büyüleyen kitapları, dergilerdeki yazıları yeniden gözden geçirmedim; buna cesaret edemedim. Eski büyünün bozulacağından korktum. 646

Düğümler, istenildiği anda çözülmüyor. Bir söylemekle açılmıyor kapılar. 667

Yenilginin bile tadına varamıyor insan. Bütünüyle teslim olmanın keyfini süremiyor. 667

Öyle bir kapı olmalı ki çalınca, insana hiçbir şey sormadan açsalar: kapının ortasındaki küçük pencereden bakıp da kim o demeseler. Sonra hemen içeri alsalar beni. Ben anlatmak istesem bile, hemen sustursalar: biz her şeyi biliyoruz. 667

Sizin de hürriyetiniz, başkalarının hürriyetinin başladığı yerde mi bitiyor? 668

Her zaman olduğu gibi dışında kalıyorum düzenin. Bu benim kaderim. 668

Herkes görünüşünü koruyor. İsteklerini dışa vurmuyor. Öyle alışmışlar. Kendilerini öyle alıştıranlara da kimse karşı çıkmıyor; bir bildikleri vardır elbette. 669

Geri istiyorum hapsettiğiniz duygularımı, düşüncelerimi. 670

Hiç bitmeyecek yarım yamalak yaşantıların özlemi var içimde. 684

İnsanın, kendisi gibi olmak istemediği zamanlar da varmış. 689

... benim değişme gücüme kimse inanmadı. Sonunda ben de inanmadım. İşte can sıkıcı biri oldum sonunda gerçekten. 689

Belki de, bana verilmeyen bir görevi, aptalca bir heyecanla ortaya atılarak yüklenmek zorunda kaldım. 692

Anlamak başka şey, kabul etmek başka. 709

Kitabın -ya da notların - anlattığı hikaye dışında, bir insan gibi ayrı bir macerası var bence.  717

Bütünüyle unutulmaya kimsenin gücü yetmiyor. 719

Bir Önceki Sayfa...

Yukarı Çıkmak İçin...