Ana Sayfa

Kitap

 

 

TANİOS KAYASI - Amin Maalouf - Yapı Kredi Yayınları


Yaşanan her zamanın ayrı bir paragrafı var bence başlıklar altında ardarda sıralanan. Belki benim şu an içinde bulunduğum durumdan kaynaklanıyordur, bilemiyorum; ama kitabın, ‘Tanios Kayası’nın en çok sonunu, son satırlarını kerelerce okudum.

 

‘Gitmesine yol açacak pek çok neden vardı ama kalması için de pek çok neden vardı... ama neye yarar? Gitme kararı böyle verilmez ki! Sakıncalar ve yararlar tartılmaz ki! Bir anda sendeler insan...

bir başka yaşama, bir başka ölüme doğru! Utkuya ya da unutkanlığa doğru! Birden gitmek ya da yok olmak isteğini duyacak kadar yakınları arasında birden kendini yabancı hissetmeye hangi bakışın, hangi sözün, hangi alayın yol açtığını kim bilebilir?’

 

Dönüp tekrar okudum sonra. Ve dedim ‘hayatın içi gitmelerle dolu’. Hep bir yerlere gitmek durmaksızın. Epeydir kendime yöneldiğimin farkındaydım, ama bu satırlar farkındalığın ötesine geçip bildirdi bana olabilecekleri.

 

Ve yazgı, ne garip!

Ve insanlar, ne kırılgan, ne acımasız, ne doyumsuz!

  Naz FERNÎBA 


Çeviren: Esin Talu-Çelikkan - 1996 - İstanbul


 

 


Kitabın İncileri

Sayfa


Yaratılıştan bu yana geçip giden binlerce yıl olmasaydı, yaşadığımız dakikaların hiçbirini yaşayamazdık ve atalarımızın ardından gelenlerin rastlantıları, vaatleri, kutsal birliktelikleri ya da günahları olmasaydı kalp atışlarımızdan hiçbiri olmazdı.’  15

‘O gün herkesin yazgısı yazıldı, geriye, yazılanı dürmek kalıyordu.’  39

‘Dini için çekmek sevaptır!’ 

46

‘Kimse dinlemek istemezse, öğüt vermek niye?’  47

‘Kötü günler, yapay ışıklar aşıla aşıla geçermiş. Tıpkı dağda, ilkbaharda, bir akarsudan karşı tarafa geçilmek istendiğinde, bir kaygan taştan diğerine geçildiği gibi.’  52

‘Bilge adamın sözü, aydınlıkta dökülen su gibidir. Ama insanlar, her çağda, en karanlık inlerden fışkıran suları içmeyi yeğlemişlerdir.’  55

‘... ölüm karşısında her şey unutulur.’   

‘hiçbir kadın kazandığını son kuruşuna kadar kitaplar için sarfeden bir koca istemez.’  67

‘Bazen tanrı, kullarını mahvolacakları yola iter.’

80

‘... öğretebiliyorsan öğret!’  81

‘Yürekten istediğin bir dileğin varsa, tanrıdan onu yerine getirmesi için yalvarırsın, Ama bu işi nasıl yapacağını emredemezsin.’  86

‘Hiçbir ölümlü şeytanı öldüremez. Ama hiç değilse o bizim evimizi nasıl altüst ediyorsa, biz de onunkini edebiliriz.’  90

‘Hırsızlık, sefillerin yaptığı bir iştir. Oysa yağma, savaş gibidir, her çağda soylular ve şovalyeler tarafından gerçekleştirilir.’  91

‘... yağma, yapılacaksa düşmana yapılmalıdır, topraklarını işgal ettiğin, savaşla kale kapısını yıktığın insanlara. Ama herhalde bir dost gibi ağırlanan evlerde değil.’  92

‘Tanrı bütün iyilikleri bir anda kimseye vermemiştir...’  93

‘İlkbaharda ten arzuludur.’

94

‘Ayaklarından başına doğru çıkan düşünceler seni rahatlatır ve canlandırır, başından ayaklarına doğru inenler ise, cesaretini kırar ve sana ağırlık verir.’  95

‘Eskiden araplar, her bilge söz için bir deve hediye ederlermiş.’  95

‘Geçici bir çapkınlık ayıplanabilir ama asla küçümsenmez.’ 95

‘Çok fazla okursan, aile arasında yaşamaya katlanamazsın.’ 97

‘... damarıma basılırsa, herkesten fazla bağırırım ve herkes susar.’ 104

‘Eğer bir daha kapılar yüzüne kapanacak olursa, kendi kendine hayatının sona ermediğini tekrar et. Sona eren hayatlarının birincisidir ve diğeri başlamak üzeredir. O zaman bir gemiye bin, seni bekleyen bir kent vardır.’  105

‘Dudaklarınız dokundu ve ayrıldı,

Kendi mutluluğunuzu tüketmiş, diğerlerininkini ezmekten korkuyormuşsunuz gibi,

Masum muydunuz? Masumluk, neyi kurtarır?

Tanrı bile keyfimiz için kuzuları boğazlamamızı söylüyor, ama asla kurtları değil...’ 

108

‘Geçici bir mutluluk mu? Hepsi öyledir; bir hafta ya da otuz yıl da sürse, son gün geldiğinde aynı gözyaşları dökülür.’  108

‘Bir felaket olduğunda, tabii ki insanları ve çektiklerini düşünürüm. Ama onun kadar, geçmişin mirası için de titrerim.’  118

‘Hangi ressam eserlerinin ardından yaşamk ister?’   

‘Yöneticilerin en kötüsü sana sopa indireni değil, kendine sopa indirmeye zorlayanıdır.’  118

‘Kader ağlarını örüyor, ölüm kol geziyordu.’  126

‘Bütün zevkler paralıdır, fiyatını söyleyeni küçük görme.’  150

‘Düşlerindeki kadın bir başkasının karısı,

Ama o, kendi düşlerinden kovmuş onu.

Düşlerindeki kadın, bir denizcinin kölesi. 

Onu Erzurum köle pazarından satın aldığı gün sarhoştu, ayıldığında onu tanımadı.

Düşlerindeki kadın, tıpkı senin gibi, bir kaçak.

Ve siz, ikiniz, birbirinize sığındınız.’

152

‘Gemi limanda beklediği sırada, ona veda etmek için aradın.

Ama sevgilin bu vedayı istemiyordu.’ 

152

‘... en yüksek dağlar en derin vadilere bakar.’  153

‘Zenginin tanrı katına ermesi, devenin iğne deliğinden geçmesinden çok daha zordur.’  174

‘Bir genel ev işletmecisine rastladığımda, bakireliği övmesini dinleyemem!’ 175

‘Sizler burada iki akrep soyundansınız. Sonuncusuna kadar birbirinizi sokacak olursanız, dünya huzura kavuşur.’  176

‘Masal diyorsun ha? Sen hep olgu mu istiyorsun? Olgular silinir,geriye sadece efsane kalır, bedenden sonra ruhun kalışı gibi, kadının ardından kokusunun kalışı gibi!’  206

‘Tanrı insana, ‘sebepsiz öldürmeyeceksin’ demedi. Sadece ‘öldürmeyeceksin’ dedi.’  208

‘Gitmesine yol açacak pek çok neden vardı ama kalması için de pek çok neden vardı... ama neye yarar? Gitme kararı böyle verilmez ki! Sakıncalar ve yararlar tartılmaz ki! Bir anda sendeler insan... bir başka yaşama, bir başka ölüme doğru! Utkuya ya da unutkanlığa doğru! Birden gitmek ya da yok olmak isteğini duyacak kadar yakınları arasında birden kendini yabancı hissetmeye hangi bakışın, hangi sözün, hangi alayın yol açtığını kim bilebilir?’  215

‘Benim Dağ’ım böyledir. Toprağa bağlılık, gitmeye özlem! Bir sığınak ve bir geçit! Bal, kaymak ve kan ile yoğrulmuş yöre! Ne cennet, ne cehennem! Arafat!’  215

‘Düşünmeye dalmak? Seyre dalmak? Daha da ötesi... ruhun arılaşması!’  216

Bir Önceki Sayfa...

Yukarı Çıkmak İçin...