Ana Sayfa

Kitap

 

 

SEMERKANT - Amin Maalouf / Yapı Kredi Yayınları


Önce İranlı Ömer Hayyam; sonra Amerikalı diyebileceğim Omar, yani Benjamin O. Lesage; son bölümde de ilginç bir o kadar da dürüst, doğru değil, tam anlamıyla dürüst bir karar sonucu yok oluş öyküsü bu Semerkant...

 

Bu aralar 'doğru' ile 'dürüst' olmanın arasında didip geliyorum. Ve 'doğru' olmanın değil 'dürüst' olmanın asılda zorluğunu yaşıyorum. Semerkant, bitişindeki kaybolan Şirin darbesiyle 'dürüst' olmanın ne derece mümkünlüğünü haykırır gibi. 

Düşündüm ki... evet, düşündüm ki... Olayların kaç yüzü olduğunu... yaşanmışların içinde kaç yaşanmış farklılıkların olduğunu... Ve her şeyin yüzlerce öyküsü olduğunu, olabildiğini...

 

Benim kaç yıldızım yükseldi!

Benim kaç yıldızım kaydı!

 

Ömer Hayyam...

Bütün dörtlüklerini okuduğumda dünyaya bakışımla ne denli örtüştüğünü farkettim. Tekrar okudum... tekrar okudum... kerelerce okudum! Benjamin O. Lesage gibi, Şirin gibi...

 

'Yükselen yıldızların yanısıra, kayan yıldızlar da vardır.'

  Naz FERNÎBA  


Çeviren: Esin Talu Çelikkan 2000-İstanbul


 

 


Kitabın İncileri

Sayfa


Kim Senin Yasanı çiğnemedi ki, söyle? 

Günahsız bir ömrün tadı ne ki, söyle?

Yaptığım kötülüğü, kötülükle ödetirsen Sen,

Sen ile ben arasında ne fark kalır ki, söyle?

Ömer Hayyam

11


Düşünceye dalma, yıldızları adlarıyla tek tek sayma, uzaklara gitme, halk yığınından kaçma!

15


Yobazların gayretkeşliğinden çekinirim ama, bir'in iki olduğunu asla söylemedim.

20


Sadece, yaradanı ile barış içinde olan bir insan, ibadet yerinde rahat uyur.

20


Ben, imanı yargı korkusu, duası da secde etmek olanlardan değilim. Nasıl mı dua ederim? Güle bakarım, yıldızlara bakarım, yaratılışın güzelliğine hayran kalırım, yaradanın en büyük, en güzel eseri olan insana, bilgiye açlık duyan beynine, sevgiye susamış olan yüreğine, duyularına, uyanışmış ya da doyuma ulaşmış tüm duyularına hayranlık duyarım. 

20


Yüce tanrı sana, bir ademoğlunun erişebileceği en değerli şeyi vermiş; zeka, belagat, sağlık, güzellik, öğrenmek arzusu, hayattan zevk alma, erkeklerin takdiri ve sanırım kadınların hayranlığı. Seni, bilgelikten yoksun bırakmadığını umarım. Çünkü dilini tutma bilgeliği olmazsa, bütün bu saydıklarıma ne hayranlık duyulabilir ne de korunabilir.

20


Düşündüğümü söylemek için yaşlanmayı beklemem mi gerek?

20


Bütün düşündüklerini söyleyebileceğin gün, torunlarının torunları yaşlanacak zamanı bulur. Bizler, giz ve korku çağını yaşıyoruz. Senin iki yüzün olmalı, birini halka diğerini dekendine ve tanrıya göstermelisin. Gözlerine, kulaklarına, diline sahip olmak istiyorsan, gözlerin, kulakların, dilin olduğunu unut.

20


Bir kadıya yapılacak en güzel övgü, onun meziyetlerini saymak değildir, sorumlu olduğu, yönettiği kişilerin dürüstlüğüdür.

23


Şükranını yüce tanrıya yönelt. Kimin için kendisine şükredildiğini bilir. 

24


Şarap içmek istenirse, saki de, içki arkadaşı da özenle seçilir.

25


Hikmet yumurtlayan ulema takımı ile sonsuza dek ahirette olmak mı? Yok, hayır. Tanrı bizlere daha başka şeyler vaad etti.

25


Hayyam, zamanın iki yüzü var diye düşünmekten kendini alamadı. Zamanın iki yüzü, iki boyutu var. Uzunluğu güneşe, genişliği tutkulara uyarlanmış.

30


Beni sana getiren yoksulluk muydu

İstekleri basitse, kimse yoksul değil.

Dürüstü ve özgürü onurlandırabiliyorsan,

Beklediğim, onur vermen, başka bir şey değil.

Ömer Hayyam

32


Denizin komşusu olmaz, hükümdarın dostu olmaz...

32


Saldırıdan kötüsü, saldırının beklenmesidir. Hiçbir şey yapamadan aşağılayıcı bekleyiş.

38


Zaman zaman bu dünyada bir adam kalkar,

Şişinerek: İşte buradayım! der,

Kısa bir düş boyunca sürer zaferi,

Ölüm gelmiştir bile ve: İşte buradayım! der!

47


Yükselen yıldızların yanısıra, kayan yıldızlar da vardır.

48


Hiç şaşma. Gerçek, iki yüzlüdür. İnsanlar da öyle.

49


Genellikle bir ilişkinin başında hassas konulara değinilmez. Binbir zahmetle kurulan bu kırılgan yuvanın yıkılmasından korkulur. 

51


Yazılarını saklayabilirsin ama gözyaşlarını saklayamazsın. 

54


Kavgamız yeni başlıyor!

55


Hayyam, yalnızdın sevgilinin yanında!

Şimdi gitti, artık ona sığınabilirsin!

55


Adım yüzünden yolumu, yolum yüzünden adımı değiştirecek değilim. 

57


İnsanların kim oldukları sade adlarından mı anlaşılır sanıyorsun? Bakışlarından, yürüyüşlerinden, konuşma biçimlerinden de anlaşılır.

58


Her şeyi okumak asla olası değildir. Her gün öğrenilecek nice yeni şeyler vardır. 

58


Ne söyleyeyim istiyorsun? Bu şeyler örtülü. Sen ve ben, her ikimiz de örtünün bu yanındayız. Örtü kalktığında, artık burada olmayacağız. 

59


Tanrı beni, niyetime göre yargılayacaktır. Her kudretin kaynağında O vardır.

62


Kurt ile kuzunun yanyana su içebilecekleri bir devlet düşlüyorum.

62


Tanrı bize, yaşanmaya değer bir devir bahşetti. 

62


Ben ancak tanrıyı övecek kadar güçlüyüm.

63


Alkışlayacaksam, hep bir elim arkada alkışlamak zorunda kalacakmışım gibi geliyor.

63


Yokluk çekmeden çalışmalarımı sürdüreyim, bana yeter, dedi. Yiyip içeceğim, barınacağım olsun yeter. Daha çoğunu istemem. 

63


Genç, gençliğimin güzel günleri,

Unutmak için içerim şarabı.

Acı mı? ÖYlesi gider hoşuma,

Bu acılıktır ömrümün tadı.

65


Giz ile gizi açığa çıkaran arasında, ben gizden yanayım.

66


Ben insanlarla ve olaylarla başka açıdan ilgilenirim.

66


Bilginlerle düşüp kalkan hükümdar, hükümdarların en iyisidir denir.

67


Yine denir ki: hükümdarlarla düşüp kalkan bilginler, bilginlerin en kötüsüdür.

67


Dört bir yana muhbir yerleştirecek olursan, sana sadık olan gerçek dostların bundan kuşkulanmayacak, düşmanların ise tetikte, önlemlerini almış olacaklardır. Zaman geçtikçe, muhbirleri etkilemeye çalışacaklardır, gün gelecek dostlarının aleyhine, düşmanlarının lehine raporlar almaya başlayacaksın. İyi olsunlar, kötü olsunlar, sözler birer ok gibidirler. Birkaçını bir arada fırlattın mı, biri mutlaka hedefi bulur. Sonunda kalbini dostlarına kapatır, düşmanlarına açarsın. Yanına gelip kurulanlar, düşmanların olur. O zaman, gücünden geriye ne kalır?

68


Sadakat, yalancı ağızlardaki kadar doğru olamaz. 

69


Tanrının daha fazlasını bahşedeceğine inanmıyorsanız, hiçbir şey sarfetmeyiniz. 

69


Cennet de cehennem de senin içinde.

Ömer Hayyam

77


Beni döllendirenin günahını çekiyorum, kimse benim günahımı çekmeyecek.

80


Acın sonsuz olduğunda, dünyanın kararmasını isteyecek olduğunda, yağmurdan sonra parıldayan yeşilliği, bir çocuğun uykudan uyanışını düşün. 

80


Dünyaya gelmemiş olan ne mutlu!

80


Sen olandan söz ediyorsun, ben olacaktan.

82


Bize tanrı yeterlidir. Koruyucuların en iyisidir. 

94


... külahının kaderi, benim hokkamın kaderine bağlıdır.

95


Ölümden sonra ya hiçlik var ya da günahların bağışlanması. 

96


Günahın ne denli büyük olursa olsun, tanrının bağışlaması daha büyüktür. 

96


Hayat yangına benzer. Oradan geçen, alevleri unutur, rüzgar külleri üfürür, yaşamış olan insandır. 

96


Şatafat, felaketi önlemez.

113


Çözülmekte olan bu evreni O'ndan başka kim tutabilir?

114


Arslanı yaraladığın takdirde, işini bitirmek gerekir...

115


Son anda vekarını kaybetmemek! İnsan kaderinin bu doruk noktasına ulaşmak için yaşamlarını feda etmiş nice bilge vardır!

115


Karışıklıklar başlamayagörsün, kimse durduramaz, kimse kaçamaz, bazıları da yararlanmanın yollarını arar.

117


Ölmeye hazır olana karşı ne gibi önlem alınabilir?

118


Siz bu dünya için değil, öteki dünya için yaratılmışsınız. Hiç balık, denize atılma tehdidinden korkar mı?

118


Sıkıyönetimden beter ne olabilir?

118


En güçlü kralların bile bir delisi, bir soytarısı vardır. 

119


Benim kadar mutlu bir sultan, benim kadar mutsuz bir dilenci yoktur.

121


Allah'ın var olduğuna inanmasaydım, O'na hitab etmezdim.

122


Çetrefilli sözlere sultanlara ve kadılara hitab edilir, yaradana değil. Tanrı uludur, bizim eğilip bükülmemize, yaltaklanmamıza ihtiyacı yoktur. Beni düşünür yaratmıştır, ben de düşünüyorum ve düşüncemin ürününü gizlemeden O'na açıklıyorum.

122


Sevmesini biliyorsan, güneş doğmuş ya da batmış ne umrun? 

123


Aynı şaraptan tattık ama benden iki üç kadeh önce sarhoş oldular. 

127


Tanrım, elimden geldiğince Seni algılamak istedim. Senin hakkında bildiklerim, Sana ulaşmanın tek yolu olduysa, beni affet.

127


Denizde boğulan su damlacığı,

Toprakta eriyen toz zerreciği,

Bu dünyadan geçişimiz nedir ki?

Değersiz bir böcek,

Bir göründü, bir yok oldu.

128


Ayağa kalk, uyumak için

Önümüzde sonsuzluk var!

Ömer Hayyam

135


Tatlılığın bir adı olsaydı, onun tenine konulurdu. Gizemin bir adı olsaydı, kendisine takılırdı.

150


Çöl ozanlarının övecekleri bir kadın: yüzü güneş, saçları gölge, gözleri pınar, bedeni fidan, gülümsemesi serap!

151


Rengarenk dünyada bir adam gezer,

Ne gezgin, ne fakir, ne mü'min, ne zındık,

Hiçbir gerçeğe dalkavukluk etmez,

Hiçbir yasayı tanımaz...

Bu alacalı dünyada kimdir bu adam, cesur ve üzgün?

153


Doğu illerinde, bugünün rengine, dünün gölgesine bakılır.

160


KAdınların gözünde kahraman olmuşsanız, onları yalanlayabilir misiniz?

166


Ben, şayet, yayılmamışsa, hiçbir yaprağın ağacından kopmayacağına inanırım.

172


Zulüm, doğu halklarını ezmekte devam ediyor. Yobazlık, özgürlüğün sesini boğuyor. Eğer tohumlarımı, çorak saray toprağı yerine verimli halk toprağına ekseydim, belki daha iyi sonuç alırdım. Ve sen, bütün ümidimi bağladığımİran halkı, bir adamı yok etmekle özgürlüğünü kazanacağını sanma. Senin yok etmen gereken, yüzyıllık geleneklerin yüküdür!

175


Onca bilgi sahibi olanlar, bize bilginin yolunu gözterenler, kuşku denizinde boğulmadılar mı? Bir öykü anlatırlar, sonra gidip yatarlar. 

176


Günümüzde yolcuların çok acelesi oluyor nedense.

187


Bazen, en genç lanlar bile, heyecansız olabiliyor.

187


Oyunu oynayan tanrı, bizlerse dama taşı!

İşin doğrusu bu, gerisi laf-ı güzaf.

Onun için dünya dama tahtası, bizler birer oyuncak.

Bıkar sonunda, salıverir hiçliğin kuyusuna

Ömer Hayyam 

189


Onlar yabancılar, yabancılara benzesin istiyorlar.

193


Kimse gözyaşı dökmeye zorlanmamalı.

193


Önemli olan tek şey, başkalarının felaketini küçümsememektir.

193


Yaralı kuşlar ölürken saklanır.

214


Öyle anlar vardır ki vereceğin her karar kötüdür. Kötüler arasında, sana en az pişmanlık vereceği seç!

217


İçinden çıkılmaz durumların çözümü için yüzyılların geçmesi gerekeceği sanılır. Birden bir insan çıkar ve ölüme mahkum bir ağacın yeşerme mucizesi göstermesi gibi, meyve vermeye başlar. 

234


Krala karşı haklı olan bir bakan, kocasına karşı haklı olan bir kadın, subayına karşı haklı olan bir er iki kat ceza görmez mi?

242


Zayıfların haklı olmaları hatadır. 

242


Felaket gelecekse bile, geç gelmesi yeğdir!

242


Bir Önceki Sayfa...

Yukarı Çıkmak İçin...