|
Kitabın
İncileri |
Sayfa |
|
|
Kim
Senin Yasanı çiğnemedi ki, söyle? Günahsız
bir ömrün tadı ne ki, söyle? Yaptığım
kötülüğü, kötülükle ödetirsen Sen, Sen
ile ben arasında ne fark kalır ki, söyle? Ömer
Hayyam |
11 |
|
|
Düşünceye
dalma, yıldızları adlarıyla tek tek sayma, uzaklara
gitme, halk yığınından kaçma! |
15 |
|
|
Yobazların
gayretkeşliğinden çekinirim ama, bir'in iki olduğunu
asla söylemedim. |
20 |
|
|
Sadece,
yaradanı ile barış içinde olan bir insan, ibadet yerinde
rahat uyur. |
20 |
|
|
Ben,
imanı yargı korkusu, duası da secde etmek olanlardan değilim.
Nasıl mı dua ederim? Güle bakarım, yıldızlara bakarım,
yaratılışın güzelliğine hayran kalırım, yaradanın
en büyük, en güzel eseri olan insana, bilgiye açlık
duyan beynine, sevgiye susamış olan yüreğine, duyularına,
uyanışmış ya da doyuma ulaşmış tüm duyularına
hayranlık duyarım. |
20 |
|
|
Yüce
tanrı sana, bir ademoğlunun erişebileceği en değerli şeyi
vermiş; zeka, belagat, sağlık, güzellik, öğrenmek
arzusu, hayattan zevk alma, erkeklerin takdiri ve sanırım
kadınların hayranlığı. Seni, bilgelikten yoksun bırakmadığını
umarım. Çünkü dilini tutma bilgeliği olmazsa, bütün
bu saydıklarıma ne hayranlık duyulabilir ne de
korunabilir. |
20 |
|
|
Düşündüğümü
söylemek için yaşlanmayı beklemem mi gerek? |
20 |
|
|
Bütün
düşündüklerini söyleyebileceğin gün, torunlarının
torunları yaşlanacak zamanı bulur. Bizler, giz ve korku
çağını yaşıyoruz. Senin iki yüzün olmalı, birini
halka diğerini dekendine ve tanrıya göstermelisin. Gözlerine,
kulaklarına, diline sahip olmak istiyorsan, gözlerin,
kulakların, dilin olduğunu unut. |
20 |
|
|
Bir
kadıya yapılacak en güzel övgü, onun meziyetlerini
saymak değildir, sorumlu olduğu, yönettiği kişilerin dürüstlüğüdür. |
23 |
|
|
Şükranını
yüce tanrıya yönelt. Kimin için kendisine şükredildiğini
bilir. |
24 |
|
|
Şarap
içmek istenirse, saki de, içki arkadaşı da özenle seçilir. |
25 |
|
|
Hikmet
yumurtlayan ulema takımı ile sonsuza dek ahirette olmak mı?
Yok, hayır. Tanrı bizlere daha başka şeyler vaad etti. |
25 |
|
|
Hayyam,
zamanın iki yüzü var diye düşünmekten kendini alamadı.
Zamanın iki yüzü, iki boyutu var. Uzunluğu güneşe,
genişliği tutkulara uyarlanmış. |
30 |
|
|
Beni
sana getiren yoksulluk muydu
İstekleri
basitse, kimse yoksul değil.
Dürüstü
ve özgürü onurlandırabiliyorsan,
Beklediğim,
onur vermen, başka bir şey değil.
Ömer
Hayyam |
32 |
|
|
Denizin
komşusu olmaz, hükümdarın dostu olmaz... |
32 |
|
|
Saldırıdan
kötüsü, saldırının beklenmesidir. Hiçbir şey
yapamadan aşağılayıcı bekleyiş. |
38 |
|
|
Zaman
zaman bu dünyada bir adam kalkar, Şişinerek:
İşte buradayım! der, Kısa
bir düş boyunca sürer zaferi, Ölüm
gelmiştir bile ve: İşte buradayım! der! |
47 |
|
|
Yükselen
yıldızların yanısıra, kayan yıldızlar da vardır. |
48 |
|
|
Hiç
şaşma. Gerçek, iki yüzlüdür. İnsanlar da öyle. |
49 |
|
|
Genellikle
bir ilişkinin başında hassas konulara değinilmez. Binbir
zahmetle kurulan bu kırılgan yuvanın yıkılmasından
korkulur. |
51 |
|
|
Yazılarını
saklayabilirsin ama gözyaşlarını saklayamazsın. |
54 |
|
|
Kavgamız
yeni başlıyor! |
55 |
|
|
Hayyam,
yalnızdın sevgilinin yanında!
Şimdi
gitti, artık ona sığınabilirsin! |
55 |
|
|
Adım
yüzünden yolumu, yolum yüzünden adımı değiştirecek
değilim. |
57 |
|
|
İnsanların
kim oldukları sade adlarından mı anlaşılır sanıyorsun?
Bakışlarından, yürüyüşlerinden, konuşma biçimlerinden
de anlaşılır. |
58 |
|
|
Her
şeyi okumak asla olası değildir. Her gün öğrenilecek
nice yeni şeyler vardır. |
58 |
|
|
Ne
söyleyeyim istiyorsun? Bu şeyler örtülü. Sen ve ben,
her ikimiz de örtünün bu yanındayız. Örtü kalktığında,
artık burada olmayacağız. |
59 |
|
|
Tanrı
beni, niyetime göre yargılayacaktır. Her kudretin kaynağında
O vardır. |
62 |
|
|
Kurt
ile kuzunun yanyana su içebilecekleri bir devlet düşlüyorum. |
62 |
|
|
Tanrı
bize, yaşanmaya değer bir devir bahşetti. |
62 |
|
|
Ben
ancak tanrıyı övecek kadar güçlüyüm. |
63 |
|
|
Alkışlayacaksam,
hep bir elim arkada alkışlamak zorunda kalacakmışım
gibi geliyor. |
63 |
|
|
Yokluk
çekmeden çalışmalarımı sürdüreyim, bana yeter, dedi.
Yiyip içeceğim, barınacağım olsun yeter. Daha çoğunu
istemem. |
63 |
|
|
Genç,
gençliğimin güzel günleri,
Unutmak
için içerim şarabı. Acı
mı? ÖYlesi gider hoşuma, Bu
acılıktır ömrümün tadı. |
65 |
|
|
Giz
ile gizi açığa çıkaran arasında, ben gizden yanayım. |
66 |
|
|
Ben
insanlarla ve olaylarla başka açıdan ilgilenirim. |
66 |
|
|
Bilginlerle
düşüp kalkan hükümdar, hükümdarların en iyisidir
denir. |
67 |
|
|
Yine
denir ki: hükümdarlarla düşüp kalkan bilginler,
bilginlerin en kötüsüdür. |
67 |
|
|
Dört
bir yana muhbir yerleştirecek olursan, sana sadık olan gerçek
dostların bundan kuşkulanmayacak, düşmanların ise
tetikte, önlemlerini almış olacaklardır. Zaman geçtikçe,
muhbirleri etkilemeye çalışacaklardır, gün gelecek
dostlarının aleyhine, düşmanlarının lehine raporlar
almaya başlayacaksın. İyi olsunlar, kötü olsunlar, sözler
birer ok gibidirler. Birkaçını bir arada fırlattın mı,
biri mutlaka hedefi bulur. Sonunda kalbini dostlarına kapatır,
düşmanlarına açarsın. Yanına gelip kurulanlar, düşmanların
olur. O zaman, gücünden geriye ne kalır? |
68 |
|
|
Sadakat,
yalancı ağızlardaki kadar doğru olamaz. |
69 |
|
|
Tanrının
daha fazlasını bahşedeceğine inanmıyorsanız, hiçbir
şey sarfetmeyiniz. |
69 |
|
|
Cennet
de cehennem de senin içinde. Ömer
Hayyam |
77 |
|
|
Beni
döllendirenin günahını çekiyorum, kimse benim günahımı
çekmeyecek. |
80 |
|
|
Acın
sonsuz olduğunda, dünyanın kararmasını isteyecek olduğunda,
yağmurdan sonra parıldayan yeşilliği, bir çocuğun
uykudan uyanışını düşün. |
80 |
|
|
Dünyaya
gelmemiş olan ne mutlu! |
80 |
|
|
Sen
olandan söz ediyorsun, ben olacaktan. |
82 |
|
|
Bize
tanrı yeterlidir. Koruyucuların en iyisidir. |
94 |
|
|
...
külahının kaderi, benim hokkamın kaderine bağlıdır. |
95 |
|
|
Ölümden
sonra ya hiçlik var ya da günahların bağışlanması. |
96 |
|
|
Günahın
ne denli büyük olursa olsun, tanrının bağışlaması
daha büyüktür. |
96 |
|
|
Hayat
yangına benzer. Oradan geçen, alevleri unutur, rüzgar külleri
üfürür, yaşamış olan insandır. |
96 |
|
|
Şatafat,
felaketi önlemez. |
113 |
|
|
Çözülmekte
olan bu evreni O'ndan başka kim tutabilir? |
114 |
|
|
Arslanı
yaraladığın takdirde, işini bitirmek gerekir... |
115 |
|
|
Son
anda vekarını kaybetmemek! İnsan kaderinin bu doruk
noktasına ulaşmak için yaşamlarını feda etmiş nice
bilge vardır! |
115 |
|
|
Karışıklıklar
başlamayagörsün, kimse durduramaz, kimse kaçamaz, bazıları
da yararlanmanın yollarını arar. |
117 |
|
|
Ölmeye
hazır olana karşı ne gibi önlem alınabilir? |
118 |
|
|
Siz
bu dünya için değil, öteki dünya için yaratılmışsınız.
Hiç balık, denize atılma tehdidinden korkar mı? |
118 |
|
|
Sıkıyönetimden
beter ne olabilir? |
118 |
|
|
En
güçlü kralların bile bir delisi, bir soytarısı vardır. |
119 |
|
|
Benim
kadar mutlu bir sultan, benim kadar mutsuz bir dilenci
yoktur. |
121 |
|
|
Allah'ın
var olduğuna inanmasaydım, O'na hitab etmezdim. |
122 |
|
|
Çetrefilli
sözlere sultanlara ve kadılara hitab edilir, yaradana değil.
Tanrı uludur, bizim eğilip bükülmemize, yaltaklanmamıza
ihtiyacı yoktur. Beni düşünür yaratmıştır, ben de düşünüyorum
ve düşüncemin ürününü gizlemeden O'na açıklıyorum. |
122 |
|
|
Sevmesini
biliyorsan, güneş doğmuş ya da batmış ne umrun? |
123 |
|
|
Aynı
şaraptan tattık ama benden iki üç kadeh önce sarhoş
oldular. |
127 |
|
|
Tanrım,
elimden geldiğince Seni algılamak istedim. Senin hakkında
bildiklerim, Sana ulaşmanın tek yolu olduysa, beni affet. |
127 |
|
|
Denizde
boğulan su damlacığı, Toprakta
eriyen toz zerreciği, Bu
dünyadan geçişimiz nedir ki? Değersiz
bir böcek, Bir
göründü, bir yok oldu. |
128 |
|
|
Ayağa
kalk, uyumak için
Önümüzde
sonsuzluk var!
Ömer
Hayyam |
135 |
|
|
Tatlılığın
bir adı olsaydı, onun tenine konulurdu. Gizemin bir adı
olsaydı, kendisine takılırdı. |
150 |
|
|
Çöl
ozanlarının övecekleri bir kadın: yüzü güneş, saçları
gölge, gözleri pınar, bedeni fidan, gülümsemesi serap! |
151 |
|
|
Rengarenk
dünyada bir adam gezer, Ne
gezgin, ne fakir, ne mü'min, ne zındık, Hiçbir
gerçeğe dalkavukluk etmez, Hiçbir
yasayı tanımaz... Bu
alacalı dünyada kimdir bu adam, cesur ve üzgün? |
153 |
|
|
Doğu
illerinde, bugünün rengine, dünün gölgesine bakılır. |
160 |
|
|
KAdınların
gözünde kahraman olmuşsanız, onları yalanlayabilir
misiniz? |
166 |
|
|
Ben,
şayet, yayılmamışsa, hiçbir yaprağın ağacından
kopmayacağına inanırım. |
172 |
|
|
Zulüm,
doğu halklarını ezmekte devam ediyor. Yobazlık, özgürlüğün
sesini boğuyor. Eğer tohumlarımı, çorak saray toprağı
yerine verimli halk toprağına ekseydim, belki daha iyi
sonuç alırdım. Ve sen, bütün ümidimi bağladığımİran
halkı, bir adamı yok etmekle özgürlüğünü kazanacağını
sanma. Senin yok etmen gereken, yüzyıllık geleneklerin yüküdür! |
175 |
|
|
Onca
bilgi sahibi olanlar, bize bilginin yolunu gözterenler, kuşku
denizinde boğulmadılar mı? Bir öykü anlatırlar, sonra
gidip yatarlar. |
176 |
|
|
Günümüzde
yolcuların çok acelesi oluyor nedense. |
187 |
|
|
Bazen,
en genç lanlar bile, heyecansız olabiliyor. |
187 |
|
|
Oyunu
oynayan tanrı, bizlerse dama taşı! İşin
doğrusu bu, gerisi laf-ı güzaf. Onun
için dünya dama tahtası, bizler birer oyuncak. Bıkar
sonunda, salıverir hiçliğin kuyusuna Ömer
Hayyam |
189 |
|
|
Onlar
yabancılar, yabancılara benzesin istiyorlar. |
193 |
|
|
Kimse
gözyaşı dökmeye zorlanmamalı. |
193 |
|
|
Önemli
olan tek şey, başkalarının felaketini küçümsememektir. |
193 |
|
|
Yaralı
kuşlar ölürken saklanır. |
214 |
|
|
Öyle
anlar vardır ki vereceğin her karar kötüdür. Kötüler
arasında, sana en az pişmanlık vereceği seç! |
217 |
|
|
İçinden
çıkılmaz durumların çözümü için yüzyılların geçmesi
gerekeceği sanılır. Birden bir insan çıkar ve ölüme
mahkum bir ağacın yeşerme mucizesi göstermesi gibi,
meyve vermeye başlar. |
234 |
|
|
Krala
karşı haklı olan bir bakan, kocasına karşı haklı olan
bir kadın, subayına karşı haklı olan bir er iki kat
ceza görmez mi? |
242 |
|
|
Zayıfların
haklı olmaları hatadır. |
242 |
|
|
Felaket
gelecekse bile, geç gelmesi yeğdir! |
242 |
|