|
Kitabın
İncileri |
Sayfa |
|
|
Bugün
sana nazım geçmedi. De bana, vuslatımıza çok var mı?
|
9
|
|
|
Korktu.
Gidp de varamamaktan değil, varıp da dönüş yollarını
kaybetmekten değil, dönüp de geride bıraktıklarını
yerlerinde görememekten değil; bir kendini bulmaktan, bulduğundan
korkmaktan korktu.
|
11
|
|
|
Damlalardan
biri düştüğü yeri deldi geçti.
|
11
|
|
|
Dilersen
kal orada. Sen nasıl dilersen, gönlün ne yöne akarsa...
|
16
|
|
|
Görünenle
yetinirsen eğer sadece tırtılı bilirsin. Çirkindir ya tırtıl,
gönlünü çelmez. Görünenin ötesine geçmek istersen eğer,
aradan örtütü kaldırıp da gönül gözü ile bakarsan,
kelebeği bulursun karşında. Güzeldir ya kelebek, gönlün
ona akar. Lakin gönül gözünle görürsen eğer, kelebeğe
değil tırtıla sevdalanırsın.
|
22
|
|
|
Devri
tamam olan gelir, devri tamam olan gider. Gelen, gidende saklıdır;
giden gelende saklı.
|
22
|
|
|
İsim
dediğin, Hz. Adem'den bu yana, kendini taşıyanı kâh usul
usul yoğurur, kâh efsunlu iplerle sıkı sıkı bağlardı.
|
23
|
|
|
Aşk
üzerine yazılanlar kara, kapkaraydı.
|
24
|
|
|
Katreyiz
alemde, lakin
Dilde
derya olmuşuz
İ.H. Erzurumi
|
25
|
|
|
Eşikler,
varacak yeri, gidecek yuvası olanlar, yüreğinde sıla
hasreti taşıyanlar için yapılmıştı. Yeri yurdu
olmayanlar, yönünü şaşıranlar içinse, eşik dediğin,
ne bir eksik ne bir fazla, tam bir azaptı.
|
29
|
|
|
Canansız
can, cansız canan olamazdı. Aşığın da maşuğun da gıdası,
mayası aşktı. İki yürek bir çarpardı.
|
32
|
|
|
Biz
sevdik aşık olduk,
Sevildik
maşuk olduk.
Her
dem yeni doğarız,
Bizden
kim usanası.
Yunus Emre
|
35
|
|
|
İsimler
büyülüdür. Sade büyülü mü, isimler hem de büyücüdür.
|
35
|
|
|
Bir
isimle ol ismi taşıyan, evvela hemmam; bir zaman zaman sonra
hemsıfat ve hemmeşrep; derken hemdil, hemkadeh ve hemsohbet;
en nihayetinde de hemsefer oluverirler.
|
35
|
|
|
Sefer
vakti kapıya dayandığında, yolcu yolunda, hancı hanında
gerektir.
|
35
|
|
|
İnsanları
izlerken, daha evvel hiç görmediklerini görebilir, hiç
hissetmediklerini hissedebilirsin Pinhan.
|
40
|
|
|
...
tekkeye boş giren boş çıkar.
|
44
|
|
|
Emanet
dediğin bir vakit sonra geri alınır Pinhan. Hikaye dediğin
emanet değildir.
|
45
|
|
|
Bizim
nazarımızda zaten her hikaye, ta Kaalübeladan kalma eski
bir hikayedir. Gel gör ki hikayesini yaşamamış olanlar
bunu bilmez, onlar yeni bir hikaye arar durur kendilerine. El
değmemiş olsun, tadına bakılmamış olsun isterler. Çünkü
bir olmayı değil, tek olmayı arzu ederler.
|
45
|
|
|
Hayalle
hafıza ateşle su gibidir. Hayal dediğin hafızayı boğmak,
hafıza dediğin de hayali yıkmak ister. Onlar didişirken,
biz de deriz ki 'bu yaptığınız gaflettir'.
|
45
|
|
|
...
hatırlamak için hayal kurmaya, hayal edebilmek için de hatırlamaya
muhtacız. Hikaye dediğin de budur zaten. Bu andır. İçinde
geçmiş ve gelecek, hafıza ve hayal barınır. Her hikaye,
ezeli, evveli olmayan, alabildiğine hudutsuz bir andır. Ne
başta, ne sonda; tam da ortadadır. 'O vakit hayal de hafıza
da anlar ki hikayeler hep eskidir, aynıdır. Velhasıl bunca
süslü kelime, bunca harf tek bir noktada saklıdır.
|
46
|
|
|
Bilirim
üzümün sarardı, amma tatlanmadı; yapayalnızsın amma şu
varlık alemine gözlerini açarken attığın çığlık yankısız
kalmadı...
|
46
|
|
|
Her
gün bir yerden dönmek ne iyi
Her
gün bir yere konmak ne güzel
Bulanmadan,
donmadan akmak ne ala
Dünle
beraber gitti cancağızım
Ne
kadar söz varsa düne ait
Şimdi
yeni şeyler söylemek lazım
Mevlana Celaleddin
|
47
|
|
|
Şimdiyse
pılını pırtısını toplamadan, ardına dönüp bakmadan
çıkıp gitmek, yollara düşmek ve biryerlere varmak değil,
sadece gitmekti dileği.
Varmak
değil sadece gitmek; gitmek..!
|
50
|
|
|
Miskin
ademoğulları
Ekinlere
benzer gider
Kimi
biter kimi yiter
Yere
tohum saçmış gibi.
Yunus Emre
|
52
|
|
|
Bi
mekanım bu cihanda
Menzilim
durağım anda
Yunus Emre
|
53
|
|
|
Resim
dediğin kayıp giderdi tenin üzerinden; yağ damlası gibi
kayar, keçi yolları gibi incecik, daracık izler bırakırdı
peşisıra. Hoş bir resim gülümsetirdi adamı; o kadar.
Tene işlemez, ele batmaz, kanatmazdı.
|
54
|
|
|
Bizi
ta'n eden olursa bilsin ki,
Harama
el sürmedi Ballı Behram
Seninle
içtiğim şarap helaldi
Sensiz
içtiğim su bile haram.
|
55
|
|
|
Yüksekten
uçanların boyunu eğdiği, alçaktan kanat çırpanların
da şimşek hızıyla maviliklerde gözden kaybolduğu
zamanlar muhakkak ki vardı.
|
56
|
|
|
İnsan
bazen ağır ağır, kademe kademe görür. Bir resmin
eteklerindeki ayrıntılardan başlar görmeye ve orda burda
yalpalayan, kıvrılan bakışları usul usul varırı resmin
merkezine.
|
56
|
|
|
/bil
ki dervişlik dediğin ne hırkandadır ne taçta/
|
57
|
|
|
/nasılsa
karışacak ten türaba/
|
57
|
|
|
/ne
de olsa derya ummandır balığa/
|
57
|
|
|
/vuslatın
yolu nedir bir de biz bilelim dersen / lüzum yoktur yola
yordama / ne kadar çok yürek varsa çarpan / ne kadar çok gönül
gözü varsa dost cemaline müptela / o kadar çok yol yordam
var demektir / var kendin hesapla /
|
57
|
|
|
Sen
kendini küçük zannedersin. Halbuki en büyük alem sen de
toplanmıştır.
|
60
|
|
|
Katreyiz
alemde, lakin unutma ki tek bir nokta Pinhan, tekmil sırları
içinde barındırır.
|
60
|
|
|
Ben
dostumu gökte ararken yerde buldum Pinhan. Lakin bulur bulmaz
da yitirdim.
|
61
|
|
|
Senin
yüreğine gurbet düşmüş bir kere, kavli karar etmişsin göçmeye.
Gönlün o yere akmış Pinhan, elden ne gelir.
|
61
|
|
|
Her
ne yöne gidersen git, kaç menzil tüketirsen tüket sakın
ola kendinden utanma.
|
61
|
|
|
Biz
nefsimizi silmekten değil, bilmekten yanayız; unutma.
|
61
|
|
|
Kırılmak
için bükül
Düz
olmak için eğril.
Dolmak
için boşal,
Parçalan
ki yenilen
Az
şeye sahip olanlar
Çağa
kavuşabilirler
Çok
şeyi olanların zihni karışır.
Tao Te Ching 22
|
65
|
|
|
Kıyamet
dediysek, alevlerin meali herkes için bir olacak değil
elbet. Malum ya, her yangın nice insanı inim inim
inletirken, bir de bakmışsın ki kiminin de yüzünü güldürür.
Belki de budur bu işlerin hikmeti. Ne safi kötülük, ne de
safi iyilik. Ne de olsa, kötünün en okkalısı bile, bazı
bazı, bazılarına, mucizevi bir merhem terkip eyleyip, cılk
yaraları iyileştirir. İnanması ne denli zor olsa da,
kiminin ruy-ı mahşeri, kimin ruz-ı hazırı oluverir.
|
73
|
|
|
İstanbul
yangını, Anadolu ise salgını ile nam salmıştı.
|
74
|
|
|
Ettiğimiz
hıyanetin zullünü değil yağmur, Nuh'un tufanı dahi yıkayamadıktan
sonra...
|
101
|
|
|
Lakin
seveni çok olanın çekemeyeni de çok olurmuş.
|
121
|
|
|
Onun
merhameti öfkesinden büyüktür.
|
122
|
|
|
...
korku dediğin safi yalandır / korku ile yakaran / bir
kendini sever / aşk ile yanıp tutuşan / geçer serden / her
dem yeniden tutuşturur küllerini
|
122
|
|
|
İster
öldür, ister al
Kurtar
beni pür-yareden
İşte
gönlüm, işte sen
Ben
çıktım artık aradan
Süreyya Efendi
|
152
|
|
|
Rüya
dediğin ister gece gelsin, ister gündüz, hakikatti söylenenler.
|
167
|
|
|
Bir
nebze umudun kime ne zararı olabilirdi ki?
|
177
|
|
|
...
her rüya bir haritadır aslında.
|
180
|
|
|
Ve
her rüyanın pek çok kapısı vardır.
|
180
|
|
|
...
rüya gören kurda yürür gibi gayet sarih işaretler bırakır
ardında. Kimi zaman da bir yağmur çıkar yahut şiddetli
bir rüzgar; ve ayakizleri siliniverir.
|
180
|
|
|
Rüya
demek hatıralarımız demektir. Bazen hatırlamak istemeyiz
onları.
|
181
|
|
|
Öfke
sıcaktır Nevres, üflemeden yenmez.
|
184
|
|
|
Zehirin
de, panzehirin de masdarı, aynı yabani otun köklerine yürüyen
yağmur sularıydı.
|
197
|
|
|
Demek
öfke dediğin öfke ile diniyor.
|
197
|
|
|
...
rüya dediğin zıddıyla tabir olunur.
|
203
|
|
|
Hiçbir
şeyi yoktu ve olsun da istemiyordu. Kente, konuşmalara,
kitaplara gidiyordu. Sözcüklere doğru yola çıkıyordu.
Sylvie Germain, Amber Gece
|
207
|
|
|
Kimine
kâfi gelir bu ten sureti
Böyle
doğar, böyle sırlanır
Kimine
dar gelir bu ten sureti
Hep
arar, savrulur
Kiminin
imanı korkudur
'Ve
inne rabbeke leşediy dül'ikaab'
Kiminin
imanı safi aşktır
'Ve
ma rabbüke bizallamin lil'abiyd'
Her
kim ki aşk için, aşkla yaşar
Aşkı
arar, aşkla yanar
İşbu
vücud şehrinin
Kapısını
aralar
|
209
|
|
|
Yaşanan,
yaşanılan ve aslolan tekerrürdü; ve tekerrürde; ve tekerrürde
hiçbir şey baki kalmazdı.
|
214
|
|
|
Dağ,
tepe / bayır, ova / su ve toprak / ateş ve hava / senin
kokunla yoğrulmuş / buram buram sen kokmakta / her nefeste /
her iç çekşte / ve her özlemde / seni / sade seni /
soluyorum / senin karşında utanmaktan değil / seni utandırmaktan
/ korkuyorum / öyle bir sapa yola / soktun ki / beni / öyle
bir yolda rehberlik ettin ki / hep ışığı görmemek için
/ görüp de / gün ortasında çırılçıplak kalmamak için
/ yalvardım durdum / en nihayetinde / dönüp dolaşıp vardığım
yerde / senden / bir senden /uzak düştüm / ayrı düştüm
/ belki de ilk kez / o zaman bölündüm...
|
215
|
|
|
Bugün
sana nazım geçmedi.
Yazık
i bu demde sana nazım geçmedi.
De
bana, vuslatımıza daha çok var mı?
|
215
|
|
|
...
/ seni gördüm kaderimde / ebrunun halkalarını saydım /
tastamam dört etti / halkalardaki kıvrımları hesapladım /
tastamam senin ismin etti / isminin yanına beni de kazı
dedim / boyalar isyan etti.
|
216
|
|
|
Bir
de baktım ki / ben ben değilim artık / suretim başka bir
suret / ismim bir başkasının ismi / gönlüm ne yöne akar
/ ben ne yöne / verdiğin emaneti yitirdim yollarda / hata
ettim / kusur ettim / affola...
|
216
|
|