Ana Sayfa

Kitap

 

 

NARZISS VE GOLDMUND - Hermann Hesse / AFA Yayınları 


Bir köşeye çekilip görmeden insanları yaşamak. Hata yapmaya, günah işlemeye insanı sürükleyen her şeyden uzaklaşıp bir odaya kapanmak. İnsanın yapması gereken bu mudur? Yoksa hayatın içine dalıp her şeyiyle mücadeleye hazır, karşılamak mıdır geleni? Hangisi insanı yaradanına yaklaştırır bu yolların? Bu soruları soruyor kitap.

Narziss, kendini dünyaya kapatmış bir inanan, Goldmund dünyanın tüm nimetlerinden yararlanarak hep sevgiyi arayan bir sanatçı. Tüm insanların olduğu gibi dünya üzerindeki yolculukları çiziliyor.

Aradıklarını bulabildiler mi? Sevgiden uzak büyümüş bu iki insandan biri bu sevgisizliği dindarlıkta, biri de başıboş özgürlükte bulmaya çalışıyor.

Zaman geçip giderken kimi şeyleri alıp götürüyor, kimi şeyleri bırakıyor. Hayat bir şekilde son buluyor.

Naz FERNÎBA


Çeviren: Kamuran Şipal  -  1994 - İstanbul


 

 


Kitabın İncileri

Sayfa


İnsanın yazgısını ve bu dünyadaki görevini yalnız istekler belirlemez sanırım. Başka şeyler, önceden takdir edilmiş kimi şeyler de rol oynar bu konuda. 10

Tanrıya duyulan sevgi, her zaman iyiye duyulan sevgiyle bir değildir. Ah, iş bu kadar basit olsaydı! İyi'nin ne olduğunu biliriz hep, tanrı buyruklarında yazar. Ama tanrı buyruklarda değildir yalnız, tanrı buyrukları tanrının ancak küçük bir parçasıdır. Sen buyruklardan hiç ayrılmazsın ama yine de tanrıdan fersah fersah uzakta bulunabilirsin. 41

Bir çiçeğin yaprağı ya da yol üzerindeki küçük bir solucan bir kitaplıktaki kitapların tümünden daha çok şey söyler insana, kendisinde daha büyük bir hazine barındırır. Harfler ve sözcüklerle neyi anlatabiliriz ki! 76

Her şey zamanla çok anlam kazandı, pek çok çehreye büründü. 79

Hiçbir şeyi görmüyordu bu insanlar, hiçbir şeyi bilmiyor ve hiçbir şeyin farkına varmıyorlardı, hiçbir şey sesini işittiremiyordu kendilerine. 214

... herkesi ve her şeyi bekleyen sondu bu, bir anda yeşerip çiçeklenme, ardından çarçabuk sararıp solma, derken üzerlerine yağan karın altında gömülüp gitme. 217

... öyleydi işte, neşe ve sevinç gibi üzüntü ve sıkıntılar da geçip gidiyor, acılar ve umutsuzluklar da geçip gidiyordu. Geçip gidiyorlar, sararıp soluyor, derinlik ve önemlerini yitiriyor ve sonunda birgün geliyordu, vaktiyle insanı böylesine üzen, ona acı veren şeyin ne olduğu unutuluyordu. Istıraplar da sevinçler gibi çiçeklerini döküyor, sararıp soluyordu. 284

Hiçbir şey kalıcı değildi, hiçbir şey acılar ve ıstıraplar bile. 284

Dualarımızı kendisine yolladığımız varlıkla kıyaslandığında tüm eylemlerimiz çocuksudur. 384

... tek bir huzur var ki, onun da boyuna yeni savaşımlarla ele geçirilmesi, her gün yeniden savaşılarak kazanılması gerekiyor. 354

Bir Önceki Sayfa...

Yukarı Çıkmak İçin...