Ana Sayfa

Kitap

 

 

KANSER KOĞUŞU - Aleksandr Soljenitsin /  Altın Kitaplar Yayınları 


1970 Nobel Edebiyat Ödülü

Çocukluğumdan beridir Sovyet Rusya'ya karşı önlenemez bir merak duygusuyla doluydum. 'Sosyalizm Duvarları ile Örülü' derlerdi sorduğumda. Bu cümle üzerine bende canlanan manzara her tarafı tırmanılamayacak kadar yüksek duvarlarla çevrilmiş büyük bir bahçe olmuştur. İlginçtir geldim, gördüm, tanık oldum bir de... Binaların, evlerin hep yüksek duvarlarla çevrili olduğunu hayretle farkettim. Hâlâ düşünürüm neden gerekli idi bu duvarlar!

'Kanser Koğuşu' bu duvarların ardındakini biraz da olsa anlatmaya çalışan, bazen dehşet hissi veren, bazen şaşkına çeviren, umudu her şeye rağmen elinden bırakmamak için direnen bir kitap. Çok şeyle karşılaştım, burada -kırgızistan'da- günlük hayatta karşıma çıkanlardan.

Sürgün bölgeleri ilgimi çekti. Bir şekilde neyle suçlandıklarını bile bilmeyen insanların cezalandırılıp sürgüne gönderildikleri bölgeler. Kısa bir süre önce Bişkek'ten Issık-Göl'e giderken bir şehrin içinden geçtik: Balıkçı... Bana, bu şehrin Sovyet Rusya döneminde sürgün bölgesi olduğunu söylediler. Daha bir dikkatle baktım karşıma çıkanlara. Bu insanlar suçlu muydu? Ne zaman gelmişlerdi buraya? Hâlâ mı suçlular? Öyle ya, ebediyyen sürgün edilmişlerdi bu insanlar. Ebediyyen!... Sürgüne gönderirken suçluları, bu kelimenin anlamını idrank edemiyorlardı anlaşılan.

Hastanelere özel izinle giriş yapılıyorken, hastaneden çıkış izni almadan bahçe duvarından bile dışarı çıkamıyorlardı hastalar. Bu da bir çeşit hapsedilmekti. Her şey izinle... yemek yemek, şehir değiştirmek, trene binmek, bir eve yerleşmek falan ve de filan. Bunları sıralamak mümkün ardarda.

Bir apartman dairesinin her odasında bir başka ailenin yaşaması da başka bir lilginçlik. Mutfak, tuvalet, banyo ortak. Odalar ayrı.

Her ne ise...

Benim özel ilgi duyduğum Sovyet Rusya hakkında, şu anda bir zamanlar onun içinde yer almış bir ülkede yaşıyor olsam da birçok ipucu verdi bana Kanser Koğuşu. İçimde biryerler 'cız' etti. Ve bir arkadaşımın 'Lenin, Stalin farklıydı. Ne olduysa onlardan sonra oldu' sözlerini anımsadım. Oysa gördüklerim bana bunun hiçbir zaman böyle olmadığını gösterdi.

Yaşanmışlar çok başka, bunların yansımaları çok başka olmuş bana göre. Peki bunca hayatın bedelini kim ödeyecek! Bana sorarsanız böyle bir vebalin altına girmeyin.

Sırf bu kitaplar yüzünden sürgün üstüne sürgün yemiş, Soljenitsin. Yaşamak hakkı onun da, diğer insanların olduğu gibi, elinden alınmış. acı var Kanser Koğuşu'nda. Hüzün, gözyaşı, özlem, anlamayan bakışlar... Okuyun, siz de göreceksiniz.

Naz FERNÎBA


Çeviren: Özay Süsoy - Gönül Suveren  - 1970


 

 


Kitabın İncileri

Sayfa


İşte bu yüzden acele etmen gerekiyor ya, çünkü yakında öleceksin. 19

Okula gitmek sizi daha akıllı yapmaz. Rütbe de öyle. Kişi apoletine bir yıldız taktı mı, pek büyüyüp yükseldiğini sanır. Oysa yanlıştır bu. 28

... herkes general olursa ortada savaşı kazanacak kişi kalmaz. 29

... gençken evlenmek için zaman çok erkendir; yaşlandığınızda da çok geç. 41

Yirmi beş yaşındayken insanlar üzerine ne bilebiliriz ki? 41

Yeryüzü küresinin neresinde mutlu olabileceğinizi nereden bilebilirsiniz? Ve mutsuz olacağınızı? Bunu bilebildiğini kim iddia edebilir? 44

Özgürlük, özgürlüğü için her gün mücadele edenin hakkıdır.

Gorki

48

İnsan ruhu sıkıldığı, göğsüne görünmez kalın bir sis tabakası, içindeki her şeyi emerek, merkeze doğru bastırarak, çötüğü zaman yalnızca baskıyı, ağırlığı farkeder, ruhunu bu kadar bunaltan şeyin ne olduğunu anlayamaz. 59

Aptallar öğretmeyi, akıllılar ise öğrenmeyi sever. 120

Hepimiz bu dünyada yaşıyoruz: hepimiz için büyük, geniş, tek bir dünya var. 125

Aşk bizim için. Ebediyen ve bugün için. Bazıları geleceğin ne getirip ne getirmeyeceği üzerinde durup dinlenmeden konuşurlar. Diyorum ki: aşk, önemli olan bu. 134

Denge insanın düşünüş tarzına bağlı! 137

Bazı sorunlar vardır ki kesin bir sonuca ulaşmışlardır. 138

Yeryüzünde hiçkimse bir şeyi ilk ve son defa söyleyemez. O zaman hayat biter; gelecek kuşağın hiçbir şeyi kalmaz. 138

Güçlü, sağlıklı ve iyi olduğumuz sürece mucizeleri gülerek karşılarız; ama hayatımız, bizi ancak bir mucizenin kurtaracağı şekilde umutsuzca yıkılsın ya da tökezlesin o zaman mucizeye, yalnız ve yalnız o harikulade mucizeye inanırız. 143

İnsanları birbirlerinden, aralarına giren ölümden başka ne ayırır? 147

Eğer insanoğlu hiç hastalanmazsa, isteklerine sınır tanımaz. 150

... Zoya bir insanın hayatının kente değil kalbe bağlı olduğunu biliyordu. 164

Ebediyet çok uzundur. 165

Hayat karışık, öyle karışıktı ki... Nereye dönerseniz dönün aynı karışıklık vardı. 180

Bir insan, yaşayan her insan için olumsuz ve kuşku çekici birşeyler bulabilir, çünkü herkes bir şeyden suçludur ya da bir şey saklıyordur. 189

Her ağaç için bir kuş vardır. 197

... en uzun yaşayan, en çok yaşayan değildir. 198

Hiçbir yönetici hatasız değildir; hatta bir yönetici iktidar arzusuna da kapılır. 216

Tek bir tanık, tanık sayılmaz. 220

Bilim bu kadar su götürmez olsaydı her on yılda bir değişmezdi. 226

Eğer ileriye gidiş, bugün dünkünden daha fazla değilse, oyun bitmiş demektir. 230

Mutluluğun hangi ıssız köşede seni beklediğini kim bilebilir ki! 234

Ölümden önce meşalesi yanan bir kimsenin ışığı sonsuzluğa kadar devam eder. 246

Bir küçücük tutku bizi sararsa, bu bütün diğer tutkuların yerini alır. 250

Bizi mutlu kılan yaşama düzeyimiz değil, duyuş, hayata bakış açımızdır. 263

Elindekiyle yetin.

Sonsuza kadar? Ebediyen? Öyle olsun! Oradakiler sensiz de yaşayabilirler.

270

Eğer çocuklarınız sizden daha iyi değillerse onları boş yere dünyaya getirmişsiniz, siz de boş yere yaşamışsınız demektir. Gorki 273

Yumuşak bir söz kemikleri kırar. 287

Yeryüzünde her şeyi öğrenemezsin. Ne yaparsan yap, yine bir budala olarak ölürsün. 320

Bize çok yakın olan bir kimse tamamıyla ölemez. 335

Yıllar geçtikçe yalnız aşınırız. Yoruluruz. Istırap veya sadakat bakımından hakiki bir itidadımız kalmaz. Bunları zamana teslim ederiz. 335

İnsanlar kadar yol vardır. 337

Gençken tecrüben yoktur, yaşlıyken de gücün. 354

... gençlik kendisiyle meşgul olur. 379

Bir insanın gençken kuvvetli karakteri yoksa, bir daha da olmaz. 391

Herkes kendi derdine daha güç dayanır. 419

Bir fırtına ağaçları kırar, fakat otlar eğilir. Bu, otların ağaçlara ihanet ettikleri anlamına mı gelir? 422

Bir insanın, yıllarca ve yıllarca durumu olduğu gibi anlatmasına izin verilmezse, kafa bir daha doğruyu bulamaz, aldanmaya başlar ve insanın bir vatandaşını anlaması, Merihten gelmiş birini anlamasından daha güç bir hal alır. 446

... bir insan ancak kurallara karşı gelerek yaşayabilir. 451

Tarih, hayatlarımıza, kalplerimize göre çok ağır ilerler. 451

İki bin yıl gözün olur yine de göremezsin. 460

... çetin bir hayat, görüş yeteneğini arttırır. 460

Niçin felakete uğrayanlar yakınımız ya da kendimiz olmadığı zaman bütün bunları sakin sakin karşılıyoruz? Niçin insan tabiatı böyle? 467

Bir kimse hiç beklenmedik bir zamanda başkasının hayatına giriverir. 511

Bir Önceki Sayfa...

Yukarı Çıkmak İçin...