Ana Sayfa

Kitap

 

 

DOĞUNUN LİMANLARI - Amin Maalouf - Yapı Kredi Yayınları


Yazgı mıdır insanı içinden çıkılmaz hale sokan ara ara... ara ara insan mıdır yazgıyı çıkmazlaştıran ya da... Yine de her yolun açıldığı başka yollar mutlaka vardır. Var mıdır? Ya yol uzun uzun –yıllar süren- yürüyüşler sonrasında açılıyorsa başka başka yollara! O yıllar yeniden nasıl yaşanır? Nasıl yaşanılabilecekler o yıllar içine alınıp yaşanmış yapılır?

 

Bilemem... bu işin artık nasıl’ı yok! geçmiş geçmiştir!

 

İşte bir yazgının insanlara yaşattıkları, Doğunun Limanları. Şimdi ölümü düşünenlere, ölümü ellerinin arasına alıp tutmaya çalışanlara sormak geçti içimden: Ölmek için gerçekten iyi bir nedeniniz var mı? Evet ya da hayır, bu kitabı okumalısınız.

 

‘Hayat seni korutuyorsa, içini yakıyorsa en yakınların çirkin maskeler takmışsa... hayat budur de, ikinci kez çağrılmayacağın bir oyun olduğunu söyle.’

Naz FERNÎBA 


Çeviren: Esin Talu-Çelikkan - 1997 - İstanbul


 

 


Kitabın İncileri

Sayfa


... uzun zamandır koyuverilmeyen bir ırmak gibiyim.’  12

‘Bir insan hayatının doğumu ile başladığından emin misiniz?’  17

‘Kan kanı yok eder.’  20

‘... gelecek, geçmişin duvarları içinde değildi.’  28

‘... herkes kendi tanrısına, diğerlerinin dualarını susturması için yakarıyordu.’  31

‘Alt tarafı gelecek, özlemlerimizden kuruludur, başka neden olacak?’  33

‘Gerçek öğretmenler, size geğişik gerçekler öğretenlerdir.’  34

‘... bir çocuk, doğumundan itibaren sevilmediği duygusuna kapılırsa, asla tam olarak yanılmaz.’  38

‘... seçimi bizler için biz değil, tarih yaptı.’  39

‘... ailelerin çocuklara düşüncelerini, o anlık sevinçlerini ya da kaygılarını belirten isimler vermeleri çok kötü bir alışkanlık.’  39

‘... bir isim, insanın ömrü boyunca yazacağını yazabilmesi için bembeyaz bir sayfa olmalı.’  39

‘Babamın bütün düşleri benim omuzlarıma bindi.’  40

‘Günü geldiğinde neye karar verdinse, yalnız onu yapacaksın. Babana nasıl kabul ettireceğini değil, ne istediğini düşün ve istediğinden emin ol.’  41

‘Çok yüksek sesle konuşanlar, hareket yeteneklerini yitirirler.’  53

‘Müthiş şeyler anlatacak nice insan var.’  63

‘... insan ancak lambasının fitili bittiğinde ölür...’ 68

‘Kimse mükemmel değildir.’  68

‘İnsanın her zaman başına, iyi bir dava uğruna kötü adam olmak gibi bir durum gelmez.’  69

‘Kahraman olduğunuzu yadsımaya kalktıkça ününüz büyür, üstelik alçakgönüllüsünüz diye saygınlığınız artar. Söylendiğine göre alçakgönüllülük, kahramanların yüce erdemidir.’  72

‘Rolün önemi, alt tarafı bir değerlendirme işidir.’  75

‘İnsan kendini anlatmaya başladığında, nesnellik, yalanın süslenmişi olmuyor mu?’ 75

‘Sevilen birinin ölümünden sonra, yaşanan olayların bir karabasandan ibaret olduğu düşü kurulmaz mı?’  77

‘Bilindiği gibi savaş, bazı insanların zekasını ve enerjisini uyandırır. Bazen iyi yolda, ama genellikle kötü yolda!’  78

‘Hiçbir beklediği yoktu, kendisine sunulanın dışında.’  84

‘... sizinle alay bile etse ya da kötülük bile düşünse, ‘aşk’ı söyleyeceğiniz bir sırdaşa ihtiyacınız vardır. Kendi kendinize, cevabı belli olan soruyu sorabilmeniz için.’ 85

‘Ya kader bizden yana olmazsa?’  85

‘Tanrım, gökyüzü o gün ne kadar maviydi!’  86

‘Yahudiler, bir halkın görebileceği en büyük zulmü, yok edilme girişimini gördükleri için haksızlığa uğradıklarını düşünüyorlardı ve böyle bir şeyin bir daha olmaması için ne varsa harekete geçirmeye hazırdılar; Araplar da, kötülüğün kendi sırtlarından onarıldığını oysa Avrupa’da işlenen cinayetlerde en ufak bir sorumlulukları olmadığı halde haksızlığa uğradıklarını düşünüyorlardı.’  88

‘Engel yokmuşcasına yürümem yeterliydi. Düşüş işte böyle başlar.’  99

‘Aşk, el değmemiş olarak kalabilir, heyecan da öyle. Aylar da geçse, yıllar da geçse! Hayat, bıkılacak kadar uzun değil!’  98

‘Kurtlar, yalnızca yaşamak ve özgür olmak için savaşır. Tehdit edilmediği sürece yoluna devam eder.’  108

‘Şaşkınlığımız ne oranda büyükse, umudumuz o oranda büyüktü. Yarınlar ne denli karanlıksa öbür günler o denli aydınlıktı.’  106

‘İnsan, özlediği zevkleri edinemediğinde sıkılır.’  125

‘Bir zaman gelmiş, dünyanın bana ait olduğuna inanmıştım.’  125

‘Hiçbir şey benim için olanaksız değildi.’  125

‘Erken gelen yaşlılığıma sığınmıştım artık.’  126

‘... saygınlık, satılık bir kadın gibidir... ‘  133

‘Bazen savaşın da sonbaharları vardır!’  133

‘Öfke, tiksinti, pek ender isyan tepkileri, hantallaşmış onurama kavuşmak için değerli birer yakıt gibiydiler.’ 134

‘Şayet hayatta kalabildimse, hayatta kalmamak da bir iradeyi gerektirdiği içindir.’  135

‘Tünelin ucunda ışık görünmese bile, ışık varmış gibi yürümek ve ışığın görüneceğine inanmak gerekir.’ 135

‘Bazıları, geleceğe inanmaya devam ettikleri için sabrederler.’  135

‘Bazıları işi bitirmeye cesaret edemezler. Korkaklık, kuşkusuz hor görülmeli ama o da yaşamın bir parçası. Kabullenmek gibi hayatta kalmanın araçlarından biri.'  135

‘Ölüme son çare olarak bakmalısın. Hiçkimsenin seni alıkoyamayacağını bil. Ama ölüme gidebileceğin için, onu yedekte tut; sonuna kadar. Diyelim ki gece bir kabus gördün. Bunun bir kabus olduğunu bilirsin ve kurtulmak için başını biraz oynatman yeter. Her şey daha basit, daha dayanılır hale gelir  ve bir bakarsın en korktuğun şeyden zevk alır olmuşsun. Hayat seni korkutuyorsa, içini yakıyorsa, en yakınların çirkin maskeler takmışsa... hayat budur de, ikinci kez çağrılmayacağın bir oyun olduğunu söyle. Zevk verici ve acı çektirici bir oyun, inanç ve aldatma oyunu, maskeler oyunu, onu sonuna kadar oyna, ister oyuncu olarak isterizleyici olarak. İzleyici olman daha iyi, içinden kolay çıkarsın. ‘Son kurtuluş çaresi’ yaşamama hep yardımcı olmuştur. Elimin altında olduğu için bu çareye hiç başvurmadım. Ama ahiretin direksiyonu elimin altında olmasaydı, kendimi tuzağa düşmüş hisseder ve bir an önce kaçmaya bakardım.’  135

‘Talih kuşu, tozlu bir kutunun içinden ömrümün dosyasını çıkartmış ve daha dikkatlice bakmıştı.’  137

‘Bu onun serüveni, onun savaşıydı.’  139

‘Bir evladın, bir dostun çözemeyecekleri tıbbi, zihinsel, ruhsal sorunlar vardır.’  149

‘Anımsattığı istekler körletilmişse, sözcükler de unutuluyordu.’  149

‘Elde ettiğim, sabırsız bir davranışla yitirilemeyecek kadar değerliydi.’  149

‘Sonu gelmeyen an, ulaşılmayan an yoktur. Büyük bir tutkuyla beklenilirse, zaman geçtikçe beklenilen günün yaklaştığı sanılır...’  150

‘Yıllar ve yıllar geçti ama zaman, bir yansımadır: geçmiş saatler ve günler, haftalar ve yıllar sonunda aynı kül yığınına sahip olurlar. Gelecek, sonsuzluğa kadar gitse de, saniye saniye yaşanır. Clara gelirse, bir an kesintiye uğramış öyküleri devam edecektir.’  166

Bir Önceki Sayfa...

Yukarı Çıkmak İçin...