|
|
Kitabın
İncileri |
Sayfa |
|
|
İnsanın bir kargaşa
ya da bir ayaklanma sırasında, kalabalığın kendisini sıkıştırarak
taşıdığı sürece ayakta kalabilen, kalabalık dağılır
dağılmaz aradan kayarak yere düşen şu yaralılara
benzediğini biliyordu. |
32 |
|
|
Yalnızca geçmişin
dikkate değer bir varlığı ve önemi vardı. Bugün,
yalnızca geçmişin ürünü anıların kaynağı olarak değerliydi.
Yaşamanın sadece bu değerli geçmiş birikimini artırmak
açısından önemi vardı. |
33 |
|
|
Sonsuzluk, bize hayatımızı daha derin bir
biçimde, daha dikkatlice, daha akıllıca ve şimdiki zamanın
itiş kakışında yapılması imkansız bir şekilde,
daha nefsine düşkün olarak ele almak için verilmişti. |
33 |
|
|
Her insanın yaşamında ölümcül bir iniş
vardır. |
42 |
|
|
Burada yalnızca hayatta kalmaya çalışmanın
sözkonusu olmadığını biliyorum. Hayatta kalmaya çalışmak
ölmektir. Sabırla ve bıkmadan kurmak, örgütlemek,
düzenlemek gerek. |
42 |
|
|
Durumum, beni erdeme artı, kötülüğe ise
eksi koymaya ve erdemi cesaret, güç ve kendimi olumlama,
şeyler üzerinde egemenlik olarak; kötülüğü ise
dünya nimetlerine sırt çevirme, kendimi bırakma,
kadere boyun eğme, kısaca çamur olarak adlandırmaya
zorluyor. |
42 |
|
|
Görmediğim her şey, benim için mutlak
bir bilinmeyen. |
45 |
|
|
Yalnızlığım yalnızca
nesnelerin anlaşılırlıklarına saldırmakla kalmıyor,
onları var olma temellerine kadar kemiriyor. |
45 |
|
|
Her türlü üretim bir yaratmadır ve
dolayısıyla iyidir. Her türlü tüketim bir yıkımdır
ve dolayısıyla kötüdür. |
50 |
|
|
Para, dokunduğu her şeyi, ona hem mantıklı
ölçülebilir, hem de evrensel bir boyut getirerek kutsallaştırıyor.
Çünkü, ne de olsa paraya dönüştürülen mal,
potansiyel olarak bütün insanlar için ulaşılabilir hale
geliyor. |
51 |
|
|
Zamanım mekanik, nesnel, çürütülemez,
dakik, kontrol edilebilir bir tik-tak sesi ile sezdiriliyor. |
55 |
|
|
Ruhun, ancak içeriyi dışarıdan ayıran
deri perdesinin ötesinde kayda değer bir içeriği olduğunu
ve ben noktasının çevresindeki daha geniş çemberlere
eklemlenebildiği ölçüde sonsuz derecede zenginleşebildiğini
düşünüyorum. |
57 |
|
|
Benim için renk, yalnızca bir
sertlik ya da yumuşaklık vaadi, şekil ise
yalnızca ellerimin arasındaki bir esneklik ya da katılığın
habercisidir. |
66 |
|
|
Yalnızlık sert bir şarap. |
68 |
|
|
Rakibinin topraklarında savaşan bir hayvanın
sırtı her zaman yere gelir. |
71 |
|
|
Yüzümüz, vücudumuzun benzerlerimizin
varlığının hiç durmadan yeniden şekil verdiği, ısıttığı
ve canlandırdığı parçasıdır. |
73 |
|
|
Özne, küçük düşmüş bir nesnedir. |
80 |
|
|
Nesne ile özne bir
arada var olamazlar, çünkü ikisi de önce gerçek hayatın
içine sokulmuş, sonra da ıskartaya ayrılmış olan aynı
şeylerdir. |
81 |
|
|
Başkasının varlığı, insanoğlu için
temel bir öge olmasına rağmen, yeri doldurulamaz değil. |
93 |
|
|
Uyuyan kişinin başına gelebilecekler arasında
uyanmak, kuşkusuz en az beklediği ve en az hazırlıklı
olduğu şeydir. |
103 |
|
|
Bütün bu küçük dünya, büyüğünün,
yani gerçek dünyanın kapılarını zorlar. Ve o kapının
anahtarını elinde tutan başkasıdır. |
104 |
|
|
Cinsiyetleri birbirine doğru çeken içgüdünün,
bir ölüm içgüdüsü olduğu doğrudur. |
106 |
|
|
Zamanı harcama, o hayatın dikildiği
kumaştır. |
112 |
|
|
Yoksulluk bir adamı bütün erdemlerden
yoksun kılar: Boş bir torbanın dik durması güçtür. |
112 |
|
|
Alçaklar erdemin faydalarını bilselerdi,
alçaklık yoluyla erdemli olurlardı. |
113 |
|
Bir dişi domuzu öldüren onun soyunu
bininci kuşağa dek yok etmiş olur. Beş şilinlik parayı
harcayan sterlin yığınlarını katletmiş olur. 113
Tanrı sınırsız gücü olan, her şeyi bilen sonsuz
derecede iyi, sevecen ve adil bir efendidir.
|
120 |
|
|
Öfke eyleme iter ama her zaman yanlış
eyleme. |
135 |
|
|
Yalnız bir kişiyle yaşamak zorunda
kalındığında, rahatsız olmaktan daha tehlikeli bir şey
yoktur. Bu birbirlerine çok bağlı çiftleri bile parçalayan
bir dinamittir. |
170 |
|
|
Albatros akbabadan, mavi de kırmızıdan
iyidir. |
173 |
|
|
Hayatımda en fazla değişen şey, zamanın
akışı, hızı ve yönü oldu |
176 |
|
|
... kendimde ilksel hale dönüşmüş
olarak, el yordamıyla, kurtuluşu doğanın temel güçleri
ile ruhani birliktelikte arıyorum. |
182 |
|
|
Bir metafor ormanında el yordamıyla
kendimi arıyorum. |
186 |
|
|
... tarih bize, büyük zaferlerin, üstesinden
gelinmiş yenilgilerden çıktığını öğretir
ve hangi seyis olursa olsun bilir ki yarışı önde götüren,
her zaman varış noktasında bir baş farkla geçilir.
|
193 |
|
|
Su ile yağın karışmadan
birbirine eklenebilecekleri gibi zeka ile aptallığın birbirlerini
hiçbir şekilde etkilemeksizin, aynı başta bulunabileceklerini
fark ediyordu. |
197 |
|