|
Kitabın
İncileri |
Sayfa |
|
|
... o ilk
dakikadan sonra aramızda bir bağlantı olduğunu, sonsuz
yitiklikte, sonsuz uzaklıktaki bir şeyin bizi sürekli
birbirimize doğru çektiğini anlamıştım. |
10
|
|
|
Gerçeği
biliyorduk, onlar da ben de. Bu yüzden, olanlarda hiçbit
gariplik aramamak gerek. |
14
|
|
|
İnsan bir kitabı
bir daha okuyabilir, ama bir kazağı bir kez bitirince bir daha
öremez. |
18
|
|
|
Bir bakıma her
arkeolog kendini, arayıp bulup ışığa çıkardığı geçmişle
özdeştirir.
|
28
|
|
|
Morand, kendi
düzenlilik saplantısına, yaşamın parçalarını, müze için bir
Grek vazoso onarırcasına, en ufak kırıntıları bile
vıdı vıdı bir özenle yapıştırıp bir
araya getirerek yeniden kurma hastalığına içinden lanet okudu. |
30
|
|
|
... herkesin
nazını çekmek zorunda değiliz... |
43
|
|
|
... kimse kimse
uğruna kendini feda etmek zorunda değildi. |
44
|
|
|
Hepimiz,
ölümsüzüz, kardeşim. |
50
|
|
|
Bir yinelenişti
her şey. |
52
|
|
|
Önemli olan şey
olayların sırasıydı, bunu açıklamak da daha güçtür çünkü
kişilik, belirsiz anılar ve çocukluğun söylenceleriyle
ilişkilidir. |
52
|
|
|
Ne tuhaf, insanlar
yatak yapmanın tıpkı yatak yapmak gibi, tokalaşmanın her zaman
tokalaşmak gibi olduğunu, bir sardalye kutusu açmanın sonsuza
dek aynı sardalye kutusunu açmak demeğe geldiğini sanırlar. |
61
|
|
|
Düşünce denen şey
kimi zaman kendini duyurabilmek için sayısız engellerden
geçmek, kendi kendini çözümlemek zorunda kalıyor sanki. |
63
|
|
|
Bir kere, salt
aşık olmak için hiçbir açıklama gerektirmez; aşıkların
ortaklaşa dostları olması ya da aynı siyasal görüşü
paylaşmaları şart değildir. Başlangıçta hep, ortada hiçbir
gizem olmadığını düşünür insan , karşındaki kim olursa olsun,
bilgi edinmek öyle kolaydır ki. |
67
|
|
|
İnsan çok tuhaf,
olmayacak şeylere alışıyor çoğu zaman, gizemin zamanla
açıklığa kavuşacağını düşünürken gizemin içinde yaşamaya
başlıyor, çekilemeyecek şeyleri çeker oluyor, sokak
köşelerinde, kahvelerde vedalaşmak, her şeyin son derece basit
ve rahat olması ellerindeyken; bir camdan topuz, buluşma
yerine, gerçeğin ta kendisine çıkan merdivenin trabzanının alt
yanında. |
72
|
|
|
Sana da olur mu,
durup dururken, kafandaki düşüncelerden tümüyle apayrı şeyler
düşünmek? |
72
|
|
|
Bir yastığı
paylaşmanın üstüne yoktur, kişinin düşüncelerini fevkalade
dururlaştırır; kimi zaman da tümden yok eder ki bu da pek
dinlendiricidir. |
73
|
|
|
Yeşil, biz
yeşiliz, ben kendim ve sen kendin, öz suyuyla dolu ağaç
gövdesi ve yeşil yapraklar: yeşil, yemyeşil. |
74
|
|
|
... senden ayrı
düşmeksizin, bu öbür şeyin aramıza girmesine, düşüncelerimi
çelip senden ayırmasına izin vermeksizin; bilinçten bir saniye
bile yoksun bırakmaksızın kendimi: bu gecenin sabaha doğru
ilerlediğini, sabaha dönüştüğünün bilinci ve orada, öte yanda,
senin yaşadığın ve şimdi uyumakta olduğun yerde... |
74
|
|
|
Arada ben de
korkulu düşügörürüm herkes gibi. |
76
|
|
|
... insan hep
bambaşka şeyler kurar kafadan... ayrıntıları bile, eşyaları.
Sana da oldu mu hiç? |
77
|
|
|
Gözlerimin önünde,
gözlerimin arkasında. Her şey nemliydi, her şey ıslak,
yapışkan geliyordu ele. |
79
|
|
|
Dünyanın dümeni avuç içine sığan bir küçük lastik tüptür;
biraz sağa döndür, bütün ağaçlar tek ağaç olup yolun kıyısına
serilir; şimdi de azıcık sola çevir, o yeşil dev yarılır,
hepsi de geri gei giden yüzlerce çam ağacına dönüşür, yüksek
gerilim tellerini taşıyan kuleler aheste beri gelirler, teker
teker, neşeli bir müzik tümcesidir bu geçit, sözler bile
girebilir araya, imge pürçümleri, yolda görülenlerle
ilişkisiz; lastik boru sağa dönüyor, ses yükseldikçe
yükseliyor bir ses teli dayanılmaz bir gerilimle uzuyor,
uzuyor ama düşünmek diye bir şey yok artık, şimdi makinadır
her şey, gövde makinaya oturtulmuş ve yüze rüzgar vuruyor,
unutuş gibi... |
87
|
|
|
İnsan olmaktansa
cesur olmak her zaman daha kolaydır. |
90
|
|
|
Her şey hem sahici
ve yumuşak hem de parmak basamadığı bir tatsızlıktaydı; sıkıcı
bir film seyrederken, ey, ne yapalım, dışarı çıkmak daha da
beter, diye düşünüp sinemada kalmak gibi bir şey. |
107
|
|
|
İnsanlar kötü
yürekli değildir, çok zaman ne yaptıklarını bilmedikleri için
kabalık ederler. Otobüste, dükkanlarda, iş yerlerinde de bu
böyledir. |
126
|
|
|
Ne zaman tuhaf bir
şey görsem kendi kendime büyük harflerle sorarım, acaba düşü
mü görüyorum, diye. Hiç de olmayacak şey değil, çünkü
düşlerimde kimi zaman pek garip şeyler görürüm ben. |
126
|
|
|
İnsan gülerken
güçten düşer... |
127
|
|
|
Neden herhangi bir
şey yapmak için herhangi bir kimseden izin bekleyecekmişsiniz? |
128
|
|
|
Nasıl iyi yürekli olduğunuzu görmek için size bir bakmak
yeterli, taşradan gelmiş bir teyze filan gibi, insan size
yakınlık gösterse başı belaya girmez ne de başka türlü bir
tehlike... |
128
|
|
|
Birisinden
yakınlık, özen görmek her zaman iyidir, hele gençlikte. İnsan
yaşlanınca zaten kendi kendini düşünmekten başka yapacak
hiçbir şeyi kalmıyor nasılsa. |
129
|
|
|
Akrabalardan
konuşmak insanın başını belaya sokmaz... |
129
|
|
|
Zaman göz açıp
kapayana dek geçiyor... |
131
|
|
|
Sen bugün
pazartesi sanıp dururken bir de bakıyorsun perşembe oluvermiş.
Güz bitti derken insan kendini hop diye bir dahaki iyazın
ortasında buluyor. |
131
|
|
|
... yapılmaması
gereken şeyler vardır. |
135
|
|
|
Ne var ki kimi
zaman kişi ağlamasının sahici olup olmadığını kestiremiyor. |
139
|
|
|
... insan karalar
giyince olduğundan daha ufarak durur... |
140
|
|
|
Bu olup bitenler anlatılacaksa içimizden birinin yazması
zorunlu. |
166
|
|
|
... ben ki
bulutları görebiliyor, kafam dağılmadan düşünebiliyor, kafam
dağılmadan yazabiliyor... olup bitenleri dağılmadan
anımsayabiliyorum; ben ki ölmüşüm... |
166
|
|
|
... her şeyin
başlangıcı ki dönemlerin en iyisidir birşeyler anlatmak
istiyorsanız. |
167
|
|
|
Öyle ya, herhangi
bir kimsenin, sözgelişi solumaktan, ayakkabılarını giymekten
utandığı duyulmuş mudur? Üstünde durmaksızın yapıp geçtiğimiz
şeylerdir bunlar. Ancak olağandışı bir tuhaflık olursa, ne
bileyim, ayakkabınızın içinden bir örümcek çıkarsa, soluk
aldığımız zaman göğsümüz kırık bir pencere gibi hırıldıyorsa,
işte o zaman olup biteni anlatmak gelir içmizden, çalışma
yerimizdeki arkadaşlara ya da doktora anlatmak... Her
seferinde anlatmak, midemizdeki o bizi dürtükleyen gıcığı
gidermek her seferinde. |
167
|
|
|
Bir dediğimi bir
daha demekten korkmuyorum. |
168
|
|
|
... eğer sorular
sormaya başlarsam hiçbir şey anlatamam. |
168
|
|
|
Tükenmişlikle baş
etmenin birçok yollarının en iyilerinden biri fotoğraf
çekmektir. |
169
|
|
|
İnsan elinde
fotoğraf makinasıyla dolaşırken hangi konuda olursa olsun
gözünden hiçbir şey kaçırmamakla sanki yükümlüdür. |
169
|
|
|
Bakmasını
bildiğimi sanıyorum, gerçekten bildiğim bir şeyse bu. |
171
|
|
|
... düşünebileceği
bir yanılgıyı önceden kestirebilirse dönüp yeniden bakmak
kişinin elindedir. |
171
|
|
|
Herhangi bir şeyi
tanımlıyor değilim, daha çok bir şeyi anlamaya çalışmak sorunu
bu. |
172
|
|
|
Başlıca çekicilik
maçın yapılmakta olması değil, sonucun önceden
bilinmesindeydi. |
173
|
|
|
... benden bir şey
isteyecekseniz tatlılıkla isteyin. |
177
|
|
|
Alışkanlıklar
büyük baharat dolabı gibidir. |
180
|
|