Ana Sayfa

Kitap

 

 

Beatrice'den Sonra Birinci Yüzyıl - Amin Maalouf / Telos Yayınları


Bir 'baba sevgisi' kitabı Beatrice'den Sonra Birinci Yüzyıl. Amin Maalouf'un diğer eserlerinden çok farklı bir çizgide ilerliyor ve zekice bir okuma gerektiriyor belki. Sanki geleceğin olabilecekleri dizilmiş satırlara. 

 

Yeryüzünün dengeye ihtiyacı var. O, her zaman bir dengede durdu. Bundan sonra da böyle olmalı. Ama insanoğlu bu dengeyi bozmak için rekabet içinde. Çıkar, güç, iktidar, şöhret, varsıllık... vesaire vesaire sebeplerden ötürü.

Bir şekilde denge bozuluyor. İlaçlarla, icatlarla, hayallerle, teknolojiyle...

Amin Maalouf dengenin gerekliliği üzerine çok farklı bir çalışma ortaya koymuş, 'Skarabe Baklaları'ndan yola çıkarak. 

 

'Aslında en yakınlarım olsa, insanları kendi yollarında gitmeye bırakmak, başkalarına saygı göstermek gibi bir eğilimim vardır, bu benim için kutsal bir ilke olmuştur.'

 Naz FERNÎBA 


Çeviren: Esin Talu-Çelikkan - 2000 - İstanbul


 

 


Kitabın İncileri

Sayfa


Hiç serüven peşinde koşmuş değilim, zaman zaman, serüven gelip beni buldu.

11


Çok olmasa da insan arasına karıştığım zamanlar oldu hatta köşede kenarda dostluklar kurduğum da oldu.

12


Değersiz olan ile olağanüstü olanı aynı kağıdın üzerine geçirmek, yazının hünerlerinden biri değil mi? Bir kitapta her şey kurumuş mürekkebin önemsenmeyecek kalınlığına bürünür. 

14


Artık biliyoruz, kitle haberleşme araçları, ışığın gölgeyi yaratması gibi, bilinçsizliği de yaymaktadır; projektör ne denli güçlüyse gölge o denli büyük!

33


Bu bir an için her şeye heyecan gösterilen ve sürekli olarak hiçbir şeye kaygı duyulmayan bir çağdı.

33


İnsanı kendi üzüntüsü kadar yenilgiye uğratan başka bir şey yoktur.

40


... gelecek olduğu gibi bugünün içinde ama maskelenmiş, şifrelenmiş, karışık durumda.

42


... bütün bir ömür süren bir oyun, zaten işi karıştıran herhangi bir gülüş olmazsa, oyun, oyun olmaktan çıkmaz mı?

44


Yirmi yılda kırk doğru dürüst kitabı okudunsa, benim okumak dediğim biçimde okudunsa, dünyaya tepeden bakabilirsin.

50


Biz bu dünyada davetli takımından değiliz, bu dünyaya ait olduğumuz kadar, dünya da bize ait. Geçmişi de geleceği de bize ait.

52


Gözlerimi, dünyayı altüst etmek için açmadım; yasaları ben koymuyorum, sadece bir gözlemciyim.

52


Kendi kendine, başına gelebilecek en kötü şeyin gazetecilik duygusunu kaybetmek olacağını tekrar et.

71


... zehiri içinde tutacağına tükür gitsin!

71


Kör edici ışıklar çağında değil miydik?

76


... övme ya da yergi yapmak için tahminde bulunmak kolay iştir.

78


... dünya, kırılması zor bir cevizdir. 

79


... ben karmaşık bir yaratığım. Bir mantık ne denli sadeyse, o denli çekinirim. Neden çekindiğimi de bilemem ama birşeyler, fili görmeden fili ensesindeki pireyi görmeme yol açar. Duygularımda bir şey, herkesin kabullendiği düşüncelerden beni uzaklaştırır. 

80


Başka zamanda, başka örflerde, babanın çocuk baktığı, ananın çalışıp üne kavuştuğu bir çift ile alay edilirdi. Ama biz böyle mutluyduk. Ben daha mı az erkek, o daha mı az kadındı?

81


Ona, en ciddi anlaşmaların bir tokalaşma ile yapıldığı ve her türlü kağıt parçası sarardıktan sonra da ömür boyu sürdüğü zamanların özlemini çektiğimi söylemiştim.

82


Biz iki sevgili olarak yaşadık, hayatın nimetleri ile mutlu, ne zamanın yaşlandırmasına ne de dünyadaki karışıklıklara aldırarak!

82


Daha ileri gitmesini beceremeyenler, varacakları yere ulaştıklarını söylerler.

82


Benim de senin gibi sabırsız olduğum, patladığım, küfrettiğim, lanetlediğim anlar oluyor. Ama hemen ardından kendi kendime, dünyaya, bize sunulduğu biçimiyle tahammil etmeliyiz diyorum.

83


Dünyaya karşı sabırlı olmalıyız.

84


Her ilaç iyiye kullanıldıpında hayırlı, kötüyr kullanıldığında tehlikelidir. Bir mucit, insanlığın olgunluğa ulaştığını varsaymalı; yoksa birçok şey icad edilmezdi! Ama bilim geriye işlemez. İnsanlık, bilgisinden ve gücünden arınamaz. Bu böyle! Gözlemciler kendilerine bir neden bulmalı.

85


Aynı zamanda bilge olmayan bir bilgin, ya tehlikelidir ya da, en iyi halde, işe yaramazın tekidir.

94


Nefret, sonsuza kadar basit bir gerçek olarak kalmaz. Günün birinde, herhangi bir bahaneyle patlak verir ve yüz yıldır, iki bin yıldır, hiçbir şeyin, ne bir şamarın, ne bir korkunun unutulduğu anlaşılır. Nefret sözkonusu olduğunda, bellek zamanın içinden geçerek, herşeyle beslenir, kimi zaman sevgiyle bile...

116


Tabii nefretin adı, başkaları duyduğunda nefrettir de kendimiz duyduğumuzda, bin türlü adı vardır.

117


Şayet bilim, nasıl'ın tanrısını yok edebilmişse, neden'in tanrısını var etmek içindir. O, asla yok olmayacaktır. O'nun insanlara, aslında birer olgu olan yaşama ve ölüme egemen olmak da dahil, tüm güçleri vereceğine inanıyorum.

117


... bazı felaketleri önlemek artık olanaksız.

118


Yazarlar gibi konuşmacılar da cümlelerin oluştuğu anı, bir uyanıştan diğerine geçercesine kavrayıverirler. Bir heyecan, bir değişimdir o! İnsan kendisini koyuverir, kendi konuşmasını dinler.

122


Meraklı bir parmağı arı sokması, kovanın içindeki kızgınlık hakkında bir fikir verebilir mi?

130


... maskenin ardındaki görüntüyükaç kişi görmesini bilir?

133


... insanın birini sevdiğinde, en büyük isteği bu dünyayı ondan önce terk etmektir.

143


Ölmek, bencil bir davranış!

143


... sonunda ben de yaşamın öbür yüzüne erişmeden önce, esaslı bir düşüşün gerekliliğine inanır oldum.

144


... şayet baba gibi davranmak, uygun sözleri söylemek, biraz da ahlak dersi vermek ise, başkaları tarafından yazılan bu rolü hiç de çekici bulmuyordum.

151


... boğulan biri yeniden denize atılmaz.

156


... aşk bağlanmalarında gidiş hazırlığı yapılmaz.

160


Kin, bulaşıcıdır, gerilik de öyle olabilir.

162


Hiçbir ateşin ısıtamadığı kış, insanların içindeydi.

168


Korku, canavar doğurur.

168


İnsanlardan uzakta olduğumda, belki onları sevmeyi yeni baştan öğrenebilirdim.

168


Aslında, en yakınlarım da olsa, insanları kendi yollarında gitmeye bırakmak, başklarına saygı göstermek gibi bir eğilimim vardır, bu benim için kutsal bir ilke olmuştur.

169


Denize bir şişe atılırsa, birinin onu bulması istenir, ama yanıbaşında yüzülmez.

170


Her trajedya muhteşemdir, her kıyamet de muhteşemdir...

170


Bir Önceki Sayfa...

Yukarı Çıkmak İçin...