|
Kitabın
İncileri |
Sayfa |
|
|
‘Dünyanın
en büyük mutluluklarından biri, bana öyle geliyor ki,
duygularını, izlenimlerini bir başkasıyla paylaşabilmektir...’
Gogol-Bir Delinin Hatıra Defteri
|
7
|
|
|
‘...bu
bir oyalama manevrasıdır.’
|
20
|
|
|
‘...
o kendini kendiyle barışmaya yetecek kadar sevmemektedir.’
|
25
|
|
|
‘Mazeretlerin
hep önceliği vardır!’
|
26
|
|
|
‘Sahip
olduğun her şeyi kırıyorsun.’
|
32
|
|
|
‘Şefkat
ve anlayışlılık aşkın kanıtlarıdır.’
|
33
|
|
|
‘...
ona hayatında ihanet etmeyen tek şey yazmaktı.’
|
42
|
|
|
‘Yazı
en yüksek araç, olası biricik dildir.’
|
42
|
|
|
‘...
kadın giderse bu gerçekten de adam onu hak etmediği için
olacaktı.’
|
43
|
|
|
‘Herkes
kendi yükünü taşısın.’
|
51
|
|
|
‘Herkes
kalmakta veya gitmekte özgürdür.’
|
52
|
|
|
‘Herkes
birlikteliğin hayatın rizikosu, bir vasatlık, yaşamı
sürdürmenin tehliksi olduğunu bilir.’
|
52
|
|
|
‘Hikayeler
bazen birbirini çok andırır.’
|
52
|
|
|
‘Bu
kuşak, sorunlarını saklamaz.’
|
52
|
|
|
‘Küçük
burjuvalar sessizce aldatırlar.’
|
52
|
|
|
‘Yazmak,
kendini yenilemek gibi görünür ona; kumsala konan bir kuşun
kanatların çırpması gibi,’
|
55
|
|
|
‘Arınmak
için, duygularının dağınıklığına bir yön vermek
için, belki de bir yön bulmak için yazar.’
|
55
|
|
|
‘...
masaya oturmuş bir yazarda sadece bir tek konuda gurur kalır:
iyi yazmak.’
|
55
|
|
|
‘Kaçmamyı,
yaraya parmak basmayı ve böylece çırılçıplak, umutsuzluğa
karşı savaşmayı anlar, hisseder. Bu nedenle yazar.’
|
55
|
|
|
‘Telafisi
imkansız durumlar yaratma.’
|
58
|
|
|
‘Meyve
her zaman yalnız düşer yere.’
|
69
|
|
|
‘...
hikayesini yaşaması gerekir.’
|
74
|
|
|
‘Çocuk
sahibi olunca, asla terketmezler insanlar birbirlerini.’
|
77
|
|
|
‘Herkes
kendi kaygısıyla yaşar.’
|
78
|
|
|
‘Özgünlük
paylaşılmaz.’
|
86
|
|
|
‘Geçmiş,
geçmiştir.’
|
89
|
|
|
‘Ayrılış
bir bozgun değildir.’
|
98
|
|
|
‘Ayrılış,
her birinin yolunun farklı bir yönekıvrıldığı bir yol
ayrımı gibidir.’
|
98
|
|
|
‘Bozgun
ayrılıkta değildir, ayrılma sonrası kopuş esas
bozgundur.’
|
98
|
|
|
‘Ayrılık
birlikte yaşamnın son perdesidir.’
|
99
|
|
|
‘Eğer
gerçekten gitmeye karar vermişse dönmemeliydi, fakat
gerçekten gitmeye karar vermemişti...’
|
101
|
|
|
‘Erkek
olmamız çocuklarımızı büyütmeyeceğimiz anlamına, buna
hakkımız olmadığı anlamına gelmez.’
|
105
|
|
|
‘Yeniden
birleşen eşlerin çoğu, bunu çocuklar için yapar.’
|
107
|
|
|
‘Dehşet
çalkantılıdır, ızdırap durgun.’
|
109
|
|
|
‘Umarım
ona asla onun bana çektirdiği kadar çektirmem...’
|
113
|
|
|
‘Adam
kendince, gelecek kuşakların artk gizlemek için çaba
harcamayacakları bir pay çıkarır: her erkek kendinde bir
dişi yan taşır.’
|
122
|
|
| ‘Binlerce
kilometre uzağa bile insan kafasını da beraber mi
götürür?’
|
128
|
|
|
‘...
bir çocuğun yetişkinler karşısında her zaman haklı olduğuna
inanıyordu.’ S.131
‘Her
şey kimin ötekine daha çok ihtiyacı olduğuna göre değişir.’
|
133
|
|
|
‘Eskiden
her şeyi kabul etmesinin nedeni barışın mümkün olduğuna
inanmasıdır.’
|
141
|
|
|
‘İnsan
acısını başkasına, eğer acının nedeni oysa
göstermeli. Yoksa gizlemeli.’
|
156
|
|
| ‘Korun
ısısı, alevin canlılığından daha dayanıklı, daha yoğun
ve daha derindedir.’ |
156
|
|
|
‘Hikayemiz,
bundan böyle düşlerimizde ve hafızamızda kalsın, düşlerimizde
ve hayatımızda bir ziyafetin hoş izi olarak kalsın.’
|
190
|
|