Ana Sayfa

Kitap

 

 

AYRILMAK - Dan Franck / İletişim


Ayrılmak...

Okurken ritmin hızı dalgalanıyordu içimde. Herkeste böyle midir bilmem ama, tıpkı bir sayaç varmış da onun temposuna ayak uydurmaya çalışıyormuşum zannı sarar beni. Her kitabın ayrı bir sayacı vardır.

Bazı kitaplarda bu hız çok belirgindir. Bazı kitaplarda sükunet hızı engeller. Bazı kitaplarda da bir hızlı, bir yavaş dalgalanmalar... ‘Ayrılmak’, dalgalıydı. Dalgalı ve tutuk. Cümlelerde tökezleyip düştüğüm oluyordu. Evet, düşmek. Sanki cümleler hiç bitmeyecekti ve kitapta ‘son’ diye bir şey hiç olmayacaktı.

Tabii ki son her yerde kaçınılmaz!

Düşünmeden de geçemedim: Acaba, orjinal metinde de zaman karmaşası var mı? Paragrafı şimdiki zamanla başlatıp geniş zamanla sürdürmek ve geçmiş zamana atlamak falan filan... Bunun okuma hızımla düşünce oluşumum arasındaki bağlantıyı sekteye uğrattığını farkettim.

Ve her ayrılık acı verir!

İnsan sadece insandan ayrılmaz üstelik. İnsan, nedendir bunu da bilmem ama, devamlı bir şeylerden ayrılmak zorunda gibidir. Öyledir öyledir... ayrılık, var olduğunu bildiğimiz her şeyle mümkündür.

‘Ayrılmak’ zor bir kitap. Okurken hep, olmasını bekledim, olması gerekenin. Bu da ancak kitabın son sayfalarında gerçekleşebildi. Ve birilerinin bir şekilde karar vermesini beklemek insanı çıldırtabilir, okuru bile...

‘Meyve her zaman yalnız düşer yere.’

 ‘... hiç olmadı uyanmak yürekliliğini gösterelim, ya da en azından uyanmak istediğimizi kabul edelim.’

  Naz FERNÎBA  


Çev: Haydar Saylı * 2001 İstanbul


 

 


Kitabın İncileri

Sayfa


Dünyanın en büyük mutluluklarından biri, bana öyle geliyor ki, duygularını, izlenimlerini bir başkasıyla paylaşabilmektir...’ Gogol-Bir Delinin Hatıra Defteri

7


‘...bu bir oyalama manevrasıdır.’ 

20


‘... o kendini kendiyle barışmaya yetecek kadar sevmemektedir.’

25


‘Mazeretlerin hep önceliği vardır!’

26


‘Sahip olduğun her şeyi kırıyorsun.’

32


‘Şefkat ve anlayışlılık aşkın kanıtlarıdır.’

33


‘... ona hayatında ihanet etmeyen tek şey yazmaktı.’

42


‘Yazı en yüksek araç, olası biricik dildir.’

42


‘... kadın giderse bu gerçekten de adam onu hak etmediği için olacaktı.’ 

43


‘Herkes kendi yükünü taşısın.’

51


‘Herkes kalmakta veya gitmekte özgürdür.’

52


‘Herkes birlikteliğin hayatın rizikosu, bir vasatlık, yaşamı sürdürmenin tehliksi olduğunu bilir.’

52


‘Hikayeler bazen birbirini çok andırır.’

52


‘Bu kuşak, sorunlarını saklamaz.’

52


‘Küçük burjuvalar sessizce aldatırlar.’

52


‘Yazmak, kendini yenilemek gibi görünür ona; kumsala konan bir kuşun kanatların çırpması gibi,’

55


‘Arınmak için, duygularının dağınıklığına bir yön vermek için, belki de bir yön bulmak için yazar.’

55


‘... masaya oturmuş bir yazarda sadece bir tek konuda gurur kalır: iyi yazmak.’

55


‘Kaçmamyı, yaraya parmak basmayı ve böylece çırılçıplak, umutsuzluğa karşı savaşmayı anlar, hisseder. Bu nedenle yazar.’

55


‘Telafisi imkansız durumlar yaratma.’

58


‘Meyve her zaman yalnız düşer yere.’

69


‘... hikayesini yaşaması gerekir.’

74


‘Çocuk sahibi olunca, asla terketmezler insanlar birbirlerini.’

77


‘Herkes kendi kaygısıyla yaşar.’

78


‘Özgünlük paylaşılmaz.’

86


‘Geçmiş, geçmiştir.’

89


‘Ayrılış bir bozgun değildir.’

98


‘Ayrılış, her birinin yolunun farklı bir yönekıvrıldığı bir yol ayrımı gibidir.’ 

98


‘Bozgun ayrılıkta değildir, ayrılma sonrası kopuş esas bozgundur.’

98


‘Ayrılık birlikte yaşamnın son perdesidir.’

99


‘Eğer gerçekten gitmeye karar vermişse dönmemeliydi, fakat gerçekten gitmeye karar vermemişti...’

101


‘Erkek olmamız çocuklarımızı büyütmeyeceğimiz anlamına, buna hakkımız olmadığı anlamına gelmez.’

105


‘Yeniden birleşen eşlerin çoğu, bunu çocuklar için yapar.’

107


‘Dehşet çalkantılıdır, ızdırap durgun.’

109


‘Umarım ona asla onun bana çektirdiği kadar çektirmem...’ 

113


‘Adam kendince, gelecek kuşakların artk gizlemek için çaba harcamayacakları bir pay çıkarır: her erkek kendinde bir dişi yan taşır.’

122


‘Binlerce kilometre uzağa bile insan kafasını da beraber mi götürür?’

128


‘... bir çocuğun yetişkinler karşısında her zaman haklı olduğuna inanıyordu.’ S.131

‘Her şey kimin ötekine daha çok ihtiyacı olduğuna göre değişir.’ 

133


‘Eskiden her şeyi kabul etmesinin nedeni barışın mümkün olduğuna inanmasıdır.’

141


‘İnsan acısını başkasına, eğer acının nedeni oysa göstermeli. Yoksa gizlemeli.’ 

156


‘Korun ısısı, alevin canlılığından daha dayanıklı, daha yoğun ve daha derindedir.’ 

156


‘Hikayemiz, bundan böyle düşlerimizde ve hafızamızda kalsın, düşlerimizde ve hayatımızda bir ziyafetin hoş izi olarak kalsın.’ 

190


Bir Önceki Sayfa...

Yukarı Çıkmak İçin...