|
UZUNOLUK
Geçen hafta Ankara'ya
uğramıştım. Israrlı bir bekleyiş sonunda Derviş Abi'yle tanışma fırsatı buldum.
Nasip olursa bir başka fırsatta Derviş Abi'den de bahsetmek isterim. Bana iki
soru sordu. Soruları cevapladıktan sonra da ‘karşılaştığım her Maraşlı'ya bu
soruları soruyorum; üniversite mezunları, okumuş yazmışları dahil yüzde sekseni
soruların doğru cevabını bilemiyor’ dedi. Herkesin bildiğini sandığım; ama
Maraşlıların bile artık bilmediklerini, unuttuklarını hayretle fark ettiğim bazı
isimlerden ve olaylardan söz etmek istiyorum.
Birinci soru Sütçü İmam kimdir,
ne yapmıştır? Ikinci soru: ‘Fransız bayrağının gölgesinde Cuma namazı kılmak
caiz değildir; önce bayrağımızı yerine asın; namazı ancak ondan sonra
kılabiliriz’ diyen adam kimdir?
Bu iki sorunun cevabı, Maraş
tarihine ‘Sütçü İmam hadisesi’ ve ‘Bayrak hadisesi’ olarak geçmiş iki dönüm
noktası ve köşe taşıdır.
Sütçü İmam hadisesi ‘otuzbirinci
teşrin bin dokuzyüz ondokuz’da, Uzunoluk caddesinde vuku bulmuştur. Geçtiği yere
nispetle ‘Uzunoluk hadisesi’ adıyla da anılır.
Uzunoluk Hamamı'ndan, yanlarında
küçük bir erkek çocuğuyla çıkan iki Türk kadını Ermeni milislerin ve Fransız
askerlerin tacizine uğramış, Ermeniler şımarık tavırlarla ‘Burası artık Fransız
memleketidir; Fransız memleketinde peçeyle gezilmez; açın da güzel yüzünüzü
görelim’ diyerek hanımlardan birinin peçesine elini uzatmış, bu arada
yanlarındaki çocuk koşarak yakındaki kahvehanede oturanlardan yardım istemiş,
tacizcilere müdahale eden kalabalıktan bir genç kurşunlanarak şehit düşmüştür.
Yolun karşı tarafındaki küçük
kulübesinde süt satarak geçimini temin eden Imam Efendi, bütün bu hadiseler
cereyan ederken hemen yakındaki evine kadar giderek, tabancasını getirmiş ve
Ermeni-Fransız çapulcularının dersini, anladıkları dilden vermiştir.
Zatın adı İmam, mesleği
sütçülük. Zaman zaman mahalle camiinde namaz kıldırdığı da vaki. Cihan harbinde
Doğu cephesinde savaşmış. Askerliğinden kalma, namlusundan doldurulan bir
tabancası var. Müslüman hanımları taciz eden işgalcilere ve işbirlikçi
Ermenilere hadlerini bildirdikten sonra dağa çıkıyor Sütçü İmam.
Artık bir efsaneye dönüşmüştür.
Zaman zaman Sütçü’nün şehre indiği, ailesini ziyaret ettiği, dostlarıyla
görüştüğü söylentileri yayılır. Fakat Fransız işgal kuvvetleri ne onu
yakalayabilir, ne de izini bulabilir. Bertiz dağlarında Sütçü İmam’ı bulmak
imkansızdır. İmam’ın eylemi işgalcinin aslında ne kadar güçsüz olduğunu da
ortaya koymuş, Fransız’ın ve Ermeni’nin maneviyatını tahrip ederken Türk’ün
maneviyatını yükseltmiştir.
Maraş halkı bu maneviyatla,
İmam’ın gerçekten öncü eylemiyle toparlanarak örgütlenir. Öncelikle her mahalle
kendi arasında örgütlenerek diğer mahallelere haberciler gönderirler. O zamanlar
Arkbaşı, Devecili, Divanlı, Restebaiye, Acemli gibi mahalleler birbirine bitişik
değildir. Mahalle aralarında bahçe ve bostanlar vardır. Evler bitişik nizam inşa
edilmiş olduğundan her mahallenin kendi içindeki iletişim ve ulaşım evlerden
komşu evlere kazılan mini tüneller veya duvarların bir adam geçecek kadar
yıkılıvermesiyle oluşturulan geçitler sayesinde sağlanmaktadır. Sütçü Imam şehre
indiğinde de bu geçitlerden yararlanarak evden eve, sokaktan sokağa rahatlıkla
ulaşabilecektir.
Her mahalle kendi örgütlenmesini
tamamlayınca diğer mahalleye çocuk haberciler göndermiş ve bütün mahallelerin
aynı anda örgütlenmiş oldukları görülmüştür. Böylece, şehre geldikleri günden
beri huzursuzluk kaynağı olan, yerli Ermenileri de kışkırtarak, ellerine silah
vererek asayişi bozan işgalci Fransız güçlerini söküp atmak için mücadele
başlamıştır. 22 gün 22 gece süren cihat, 11 Şubat’ı 12 Şubat’a bağlayan gece
zaferle ve Fransızların Maraş’’ı terkedip kaçmasıyla sonuçlanmıştır. Yıl 1920.
O gün bugündür Maraş’ta 12 Şubat
günleri ‘Kurtuluş Bayramı’ olarak yad edilir Hititler, Romalılar, Selçuklular,
Dulkadıroğlu ve Osmanlılar tarafından yönetilmiş bu şehir, 7 Şubat 1974
tarihinde çıkan bir kanunla Cumhuriyet tarafından ‘kahramanlık’ payesiyle
ödüllendirilmiştir. Kahramanlıkların vuku bulduğu tarihle, bu ünvanın veriliş
tarihi arasında yarım asrı aşkın bir sürenin geçmiş olması manidardır.
Sütçü İmam’a ne olduğunu da iki
cümleyle kaydedip bu hikayeyi bitireyim. Fırsat buldukça bir iki Maraş hikayesi
daha anlatmak istiyorum. Sütçü İmam dağa çıktıktan sonra, bir daha aktif
mücadeleye katılmadı. Onun eylemi ve bütün çabalara rağmen yakalanamaması milli
mücadeleye en büyük bir hizmeti ifa etti. Bilahare Maraş kalesindeki topu
çalıştırmakla görevlendirildi. Çeşitli kutlamalarda ve iftarda, sahurda,
bayramlarda her namaz vakti top atılır. Sütçü İmam 1936’da, kullandığı topun
aşırı ısınması ve geri tepmesi sonucu görev başındayken şehit olmuştur. Bugün
Kahramanmaraş’taki üniversite onun adını taşımaktadır.
Fatih OKUMUŞ |