|
SEVGİ KIRINTILARI
Son zamanlarda nereye gitseniz,
kimin gözlerinin içine baksanız derin bir mutsuzluk ya da bıkkınlık ifadesi
göreceksiniz. Mutsuz olmak için o kadar çok sebep var ki, mutluluk dünyayı terk
etmiş, bambaşka bir gezegene göç etmiş zannedersiniz. Deprem korkusu, ekonomik
kriz, işsizlik, savaşlar, terör eylemleri ve daha birçok sebep yüzünden
yaşamaktan bıkan, yaşamayı sevmeyen bir toplum haline geldik. Hiç kimseyi,
hiçbir şeyi, hatta kendimizi bile sevmiyoruz artık, çünkü sevmeyi bilmiyoruz.
Sevgi emek isteyen, çaba isteyen
bir duygudur. Oysa biz kendi sorunlarımıza o kadar gömülmüşüz ki öfke, nefret,
kızgınlık gibi kolayca ifade edebildiğimiz duygular varken, çaba isteyen bir
duygudan devamlı kaçıyoruz.
Bizler sevmeyi, sevsek de ifade
etmeyi bilmiyoruz, buna rağmen sevgisizlikten, sevilmemekten şikayet etmeye
devam ediyoruz. Ama bilmediğimiz bir duyguyu nasıl bulabilir, nasıl
başkalarından bekleyebiliriz ki?
Elbette ki sevgi karşılık bulduğu
zaman büyür, çoğalır. Ama karşılık alamasak bile, bize verdiği mutluluk,
dudaklarımıza getirdiği tebessüm yetmez mi? Hem sevginin tek bir çeşidi yoktur.
Sadece karşılık alabileceğimiz sevgiler aramak büyük bir hata olur. İnsan bir
çiçeği, bir hayvanı, hatta cansız bir varlığı da sevebilir.
Örneğin size uğur getirdiğine
inandığınız bir kolyeyi, üzerinde oturup kitap okuduğunuz eski bir koltuğu veya
çocukluğunuzdan kalan ama artık bir kolu kopmuş oyuncak bebeğinizi de
sevebilirsiniz. Tabi ki bu sevginin en kolay çeşididir çünkü karşınızdakinin
sevgisini kazanmak için çaba sarf etmeniz gerekmez, nasılsa karşınızdaki canlı
değildir ve duyguları yoktur. Ama bu bile bir başlangıçtır.
İnsan ilişkilerinde ise sevginize
karşılık bulabilmenizin ilk koşulu, önce sevginizi ifade etmeyi bilmek ve bunu
başarabilmektir. Gerisi kendiliğinden gelecektir. Eğer seviyorsanız ve
karşılığında seviliyorsanız, mutlu olmak için başka hiçbir şeye ihtiyaç
duymamalısınız.
Biraz daha mutlu bir insan olmak
istiyorsanız, sevmek için geç kalmış sayılmazsınız. İşe en kolayından başlayın.
Baharda açan çiçekleri görmek için etrafınıza bakmanız yeterli. Daha sonra çok
az bir çaba sarf edeceğiniz adım atın. Mesela pencerenizin önündeki serçeye
biraz ekmek verebilirsiniz. Sonra bir gün bir bakmışsınız ki deniz kenarına
gidip martıları besliyorsunuz ya da sadece sizin olacak bir evcil hayvan
almışsınız. İçinizdeki sevgi yavaş yavaş büyüyüp taşar hale geldiğinde,
komşularınıza veya her gün ekmek aldığınız bakkala karşı daha sevecen olabilir,
en azından her sabah hatırlarını sorabilirsiniz. Bu halkalar birleştikçe
içinizdeki sevgi kırıntıları çoğalacak; çok daha fazla sevecek, sevilecek, çok
daha mutlu bir insan olacaksınız. Yeter ki sevmeyi ve sevginizi paylaşmayı
bilin.
Hande AKPUL |