|
BİLİNÇ ALTINDA
GELİŞEN ŞAHSİYET
Okulların açılması ile birlikte veli
ve öğretmenlere düşen görevlerin yeniden hatırlanması gerekiyor. İnsan
psikolojisi, toplum psikolojisi ve sosyal psikolojinin iyi bilinmesi,
hadiselerin bilimsel manada değerlendirilmesi çok önemlidir. Bu bakımdan
başarının ve başarısızlığın temelinde yatan sebeplerin tespit edilmesi
gerekiyor.
İnsan, yaratılış itibari ile daima şefkate, ilgi ve alakaya ihtiyaç duyar.
Taltif edilmekten, taktir edilmekten hoşlanır. Ceza, şiddet ve tahkir insan
fıtratına aykırı arızi sebeplerden dolayı meydana gelir. Yani, normal şartlarda
insandan beklenen iyilik ve güzelliklerdir. Daima iyinin ve güzelin temsilcisi
olan insan ise bu davranışlarının karşılığında onu ize edilmeyi bekler, taltif
ve taktir edilmeyi bekler.
İnsanları başarıya götüren azim ve kararlılığın ardında insanın iyi motive
edilmesi, moral değerlerinin çok yüksek tutulması vardır. Kendine güvenen, bilgi
ve birikimlerini pratiğe dökebilen bir insanın başarısız olması mümkün değildir.
Terbiye, bir eğitim meselesi, bir yaşama biçimidir. Ahlak ve fazilet erdemlerine
ulaşan insanlar, disiplinli, plan ve programlı bir hayatı yaşar. Başarı ve
mutluluk da başaracağım diyenlere aittir. Zafer, zafere inananlarındır. Bu özlü
deyişin geniş anlamı içerisinde insan hayatını yakından ilgilendiren çok önemli
mesajlar vardır.
Terbiye, bir eğitim ve bir metot işidir. Bu bağlamda sevgili Peygamberimiz:
“Beni Rabbim terbiye etti, terbiyemi ne güzel etti.” buyuruyor. Elbette
mürebbisi Allah olan bir kulun terbiyesi de güzel olur. Ve Kur’an : “
Peygamberin hayatında bizim için güzel örnekler vardır. “ diye öğüt vermektedir.
Edep bir taçtır, Nuri Hüda’dan
Ki, ol taç emin eder her bir beladan.
Bir çocuk için: Şunu yaparsan kafanı kırarım, bunu yaparsan, öldürürüm, gibi
ifadeler menfi tesirler meydana getirir. Yine bir çocuk için daima: Levent,
yaramazdır. Onun kafası çalışmaz; o, bu işi yapamaz... tarzındaki yaklaşımlar
çocuğun dünyasını yıkar, çocuğun ruh dünyası alt üst olur. Bu türden telkinlerle
karşı karşıya kalan çocuk iyice yaramaz olur. Böylece davranış bozukluğu kendini
gösterir. Artık bundan böyle davranışlarında düzelme yerine bozulma görülür.
Sevgi ve şefkatten mahrum kalan çocuk, kendisine değer verilmediğini anladığında
aşağılık kompleksine kapılır, kendine olan güvencini yitirir ve başarısız olur.
Çünkü; “ sen bu işi yapamazsın, senin kafan çalışmaz, sen çok yaramazsın”
ifadeleri ile karşılaşan insanın ister istemez şuur altında bir bilinç gelişir.
Üst şuur daima alt şuura baskı yapar, bilinç altında kendiliğinden kötü
davranışlara kapı açılır. Başarısızlıklar birbirini takip eder ve başarısızlık
kişi ile özdeşleşir.
Cepheye koşan bir asker zafere inanmaz ise kaçmanın ve hayatta kalmanın
yollarını araştırır. Ama, mutlaka başaracağına inanan bir asker için hedefe
kilitlenme şuur altında gelişir; artık zafer, kaçınılmaz bir sonuçtur.
İkaz ve uyarılarda; “ Ahmet, yere tükürmez; Mehmet, yalan söylemez; Salih, bunu
yapmaz.” Ali çalışkandır, o başarır. Ben ona güveniyorum gibi yaklaşımlar, daha
olumlu sonuçlar doğurur. Bu telkin ve tavsiyeler şuur altına emir olarak
gönderilir, böylece bilinç altında kişinin kendine olan güveni kendiliğinden
artar. Ahmet, çok usludur; Mehmet, çok akıllıdır; herkes onu sever... bu,
ifadelerle karşılaşan bir çocuk, mutlaka iyide ve güzelde temayüz etmek ister,
bu telkinlere layık olmaya çalışır.
Bu bakımdan okulların açılması ile birlikte ana ve babalara, değerli
öğretmenlerimize çok önemli vazifeler düşüyor. Sevginin açamayacağı kapı,
aşamayacağı engel yoktur. Sevgi ve şefkatle kucaklanan, ilgi ve alaka duyulan
çocuklar mutlaka hayırlı evlat olur, mutlaka başarılı olur.
Nurullah ÖZKILIÇ |