|
AĞLAMAK ÜZERİME
Ağlamak, insanlar
için büyük bir nimettir. Çünkü ağlamak, ruhun kendisini rahatlatmasını ve
insanın üzeirindeki yükü atmasını sağlar.
İnsan, keder ve mutluluğun doruk noktalarına ulaşınca gözlerinden yaşlar damlar.
En vefalı bir dost gibi, kederli ve mutlu günlerimizde de bizi yalnız bırakmaz.
Kaynağını kalbimizin derinliklerindeki duygu kuyusundan alır. Hayatta olan
olaylardan etkilenip duygulandıkça kalbimizdeki duygu kuyusu taşarak
gözlerimizden akar. Sakın ağlamanın, insanın acizliğini gösterdiği yanılgısına
kapılmayın. Aksine insanın his ve duygu zenginliğinin bir habercisidir.
Ağlamak, insanın kalbini yumuşatır, kalbine huzur verir. İnsanın elinde tuttuğu
kalkanı kaldırıp atarak, kalbimize dostluğun ve sevginin akmasını sağlar. Bu
yüzden karşımızdaki kişiye önyargısız olarak bakarız, kalıcı ve sağlam dostlar
kazanırız.
Ağlamak, ruhun feryatlarıdır. Bu feryatlar öyle anlamlıdır ki, karşımızdaki
insanı etkiler. Eğer yüreğine kadar ulaşmışsa feryatlarımız, onun da gözlerinden
yaşlar süzülür. Böylece öyle bir duygu yoğunuluğu yaşanır ki, kalbimiz bu
yoğunluğa dayanamaz olur. Kalpten kalbe köprü kurarak, o yoğunluktan
kalplerimizi kurtarırız. Köprüden akmaya başlar duygularımız, tam ortada
çarpışarak reaksiyona girerler. Bu reaksiyonda kötü duyguları, iyi duygular yok
ederek dostluğun saf ve temiz olması sağlanır. İşte ağlamak bu duyguları
kalplere taşımak ve kalbin kapılarını açması bakımından çok önemlidir. Öyleyse
ağlamaktan kaçmak nedendir ki?
Süleyman DİKER |