|
KRİSTAL YANGININDAN DÜŞEN AFORİZMALAR
Yandığım doğrudur metanet denizlerinden…Her gün bir gülün derdindeyim…ne gören
oldu ne de anlayan…bu yüzden kaçışlarım vardır kalabalık vadilerden kuytu
aşiyanlara…bazen bir kuş kanadında , müşfik bir seslenişin ortasında …bazen de
gülzarında bir rüyaya çıkıyor kapılarım…bütün bunlardan ne nur yüzlü kızlar ne
de gül kokulu azizler bihaberdi…
Ne kadar Yusuf’uz ve ne kadar Yusuf’sunuz ! … Saf bir çocuğun kalbinden çıktım
bu gece ben…çıkarken künefeciden… mesajında bütün güzellikleri buldum
ben…kendimde miyim desem , değildim zaten…ayazların , parmak uçlarının ve en çok
da bir gülün derdindeydim…
Yandığım doğrudur zindanlarında…olgunlaştığım da…aşk ile yanıp yakılan bütün
insanları dinliyorum…herkes ağlayanım oluyor halime , ama merhem de olmuyor
kimse…kokusunda kaldığım bir gülün uçurtma kanatlarındayım…kimseyi
yaklaştırmıyor tahtına sevgilim… sevdiğim ne güzel… zindanım ne güzel…ne güzel
rüyalarım…ne güzel…
Ne kadar Yusuf’uz kaçışlarımızla….düşündüm… ağladım bugün üç çeyrek
güzelliğine…herkes güzel de bir ben miyim çirkin diye… bütün seslerin
haykırışında isyanlar vardı ve sus dediler artık sus! Rüyalarımızı verdik ne
güzel insansın diye…gelen geldi vereceğini verdi… sen de ver güzelliğini
de…Nasıl olur dedim nasıl ?...olur olur dedi…peki tekrarından nasıl olur
dedim…açarız önünü dedi…demek huzur ile kalktığım bu yüzden…ne güzel rüyalarında
olmak…ne güzel…
Yandığım doğrudur hasretinden… arzu halimle gaflet ve delalete düştüm mü ben
?...zina ehli mi oldum ?… konuştum mu sustum mu ben ? söyle gül kokulu yar söyle
! ağlatıp da soldurdum mu ben?
Ağlayıp da solan bir benim… zindanlarında mutlu olan da ben ? ama yandığım
doğrudur hasretinden…gafletlerden de kaçtığım doğrudur…
Ne kadar Yusuf’uz içimizdeki sese , soluduğumuz kafese…ne kadar rüyayız ilahi
nefeslere…ne kadar gerçeğiz nefislerle…sahi biz ne kadarız ?... belki
öğretilerimiz kadarız sokak uçlarında , belki üşüdüğümüz kadarız , aşk
iklimlerinin köşe başlarında…zindanlara girebilecek kadar yumuşak huyluyuz
belki…hatırda kalacak kadar yorumlardayız…ne kadar Yusuf’uz içimizdeki sese…sahi
ne kadar Yusuf’uz
Yandığım doğrudur krizantem düşlerinde…aforizmalarda kaldığım doğrudur…yağmur
hıçkırığıyla çoğaltıyorum gündüzümün en kuytu yerlerini…aşk ızdırabıyla aşıyorum
rüyalardan kalanları…sabır diyorum her şeyden evvel sabır…sabır ey güzel sabır ?
ne de güzelsin sen ulvi iklimlerde…ey güzel sabır !...
İlk ve son nefes kadar aralardasın…aşinalığım da sana , sabrım da…kararsız
noktalarda kaldığım aşk ile yandığım kutsalın kıyılarındasın…lavların akarken
ayak uçlarımdan denize kavuştuğum noktadasın…soğuk dalgalar kadar yakıcı lavlar
korkusundan taşıp da coşan , ne çok öte aralardasın…elini açtın dua ile… her
günüm Yusuf-33 diye…bekle beni bekle ! ateşinden korktuğum rabbimin sabrındasın…
Sufi’nin bir günü gibi yaşamamışsam bir ömrü , terk edilmiş cennetlerden ve ana
rahmine düştüğüm günden beri elvedalarına ağlamamışsam , bir günü bir gül
niyetine sevmemişsem , sesimde kalan sesini zina diye vermemişsem ve eğer ki
zindanlarına mahkumum dememişsem , bir ömür bir gün olsa ne yazar…
Yandığım doğrudur ne kadar Yusuf’uz deyişimizden…bir güne niyet verdim Nurundan
gülümsün diye…nurundan güller veresin…uçurtmanın ipinden tutulasın kuyruğundan
ben jilet diye…reyhan reyhan kokulu öğretilerde kemaleti öğreten olasın… sen de
zindanlarımda benim gibi Yusuf Yusuf kalasın…
Mehmet KELEBEK |