|
KELİMELERE SIĞINMAK
“Bu karanfil kimin için? “ diye soruyor birisi...
Adamın cevabı şöyle oluyor: “En çok kaybedilen ikindilere acıyorum.” Sonra
ekliyor:
“Çocuklara bakmak istiyorum. Sevmek istiyorum onları....Ama anneleri izin
vermiyor.”
Diğeri, bu cevap karşısında şöyle diyor:
“Ama bilmiyorlar ki, rakamlara tutsak olmanın yolu onlara efendi olmaktan
geçer...”
Gülüyor adam ve yüzüme bakıyor. Yüzünde öyle bir ışıltı var ki gözleri parlıyor.
Kâlp atışlarını duyar gibi yakın hissediyorum onu kendime...
Konuşmak istiyor ve yine kelimelere sığınıyoruz.
“Toplumun değerleri..”diye söze başlıyor yan masadaki genç. Orta yaşlı olanı ise
onu sözünü bitirmesine fırsat vermiyor ve araya giriyor:
“Bağlanmalısın onlara...Karşı çıkmakla eline ne geçecek...”
“Ben kişisel değerlere inanıyorum.” Diyor genç adam. “Bir olsam da fark etmez.
Çünkü bir, bin’in başlangıcıdır.
Sonra düşünüyoruz. Yeterli mi bu...Yani bir olmak, bireyin değerlerine
inanmak...Daha doğrusu böyle bir değerler manzumesi oluşturmak...
Bütün bunlar, sözün manasına bağlı elbette. Kişisel denilen değerler, kişinin
kendi nefsinde belirledikleri ise onların ne farkı kalır ki karşı çıkılan ve
yine aşkın bir kaynağa bağlı olmayan değerlerden.
Önemli olan kişiye göre değil, hakikate göre doğruluktur.
İsterseniz, bir de şöyle bakalım olaya:
Bugün için ortaya bir güzellik koyamayanlar, ya böyle tutarsız düşüncelere
sığınıyorlar ya da geçmişe...
İçinde doğrulardan çok yanlışların bulunduğu bir yapıyı toptan sarsacaklarına,
onu bizim sayıp tezlerini bu temel üzerine bina ediyorlar.
Oysa yanlışı görmeden, ayıklamadan yapılan bu sahiplenme, eski yapının
doğrularının da görülmesine engel oluyor.
Bir çok insan, bu yanlışların o doğrulardan geldiğini düşünerek o doğruları da
mahkum etmek istiyor.
Kişisel olan mı toplumsal olan mı?
İkisi de bir yerde aynı kapıya çıkıyor.
Korkmayalım eleştiriden.
Tutunacak bir ipimiz varsa, ayaklarımız boşlukta olsa da fark etmez..
Düşersek temele düşeriz.
Ve yine kelimeler....Sözün özü yine şairlere ait. Sezai Karakoç’un “Alınyazısı
Saati”nden birkaç mısra...Şimdi onlara yani kelimelere tutunalım, onlara
sığınalım:
“Savaşırım, doğudan daha doğu
Doğrudan daha doğru olanı bulmak için
Zulme karşı savaşabilirim
İnsan başı yalnız Tanrı önünde eğilecektir
Bunun için savaşırım ben
Bunun için kanım helâl olsun....”
Mustafa
Özçelik |