|
DOSTUN GÜLÜ
Issız bir mekânda kendimle söyleşmeyi yeğlerken yine çıkageldin. Her gelişinde
namlusu geri teptiği gibi karanlığın, ümitsizliğin. Karamsarlık bulutlarını
dağıtıp fitilini ateşlediğin gibi umudun, aşkın, heyecanın. Bu kez gece yarısı
bir bülten ve beni gözyaşlarına boğan kelimeler. Kelimeler bizde soluk almadır
bilirsin, kelimeler bizde mücevherdir, kelimeler bizde sorgudur, tartıdır. Şiir
barınağında az mı harmanladın kelimeleri, dağarcığında az mı heceledin. Her
satırı kendinle hesaplaşma olan, her satırı kendimizle hesaplaşma olan, her
satırı bir şairin manifestosu olan bir bülten. Kendimizden kaçışın değil,
kendimiz olmak için çabalayışın ayak sesleriydi ifadelerin. Yazgısı ne olursa
olsun, yaşayacakları levh-i kalemde nasıl takdir edilir bilemediğimiz,
başlangıcı ve sonu hayır olan bir yol için duada ve kıyamdaydık. Zor olduğunu
bilerek, bugün takdir edilmediğini ve yalnızlığa terk edildiğini görerek yola
çıkmıştık. Emekleyerek ve ilkeler ortaya koyup, o ilkelere sadık kalarak
yürüyüşe devam edecektik. Yazdıklarımız kadar yaşadıklarımız, kelimelerle ifade
ettiklerimiz kadar duruşumuz da önemliydi. Müslüman olmanın gereği olarak, nasıl
olmamız gerekirse öyle olacaktık. Yol haritamız belliydi ve zihni kargaşalar
yaşamıyorduk. Neden yaşayalım ki, neden kalb-i emin olmayanların korkularını
taşıyalım ki?
Yola koyulanlar özür beyan etmemeli ve gidecekleri menzil için emin adımlarla
yürüyüşe devam etmeliler. Biz de öyle yaptık ve yılmadan ve bıkmadan da devam
edeceğiz. Gördüklerimiz, tanık olduklarımız var ki, sende büyüyen ıstıraba ket
vuruyor, kimi zaman da her birimizi üzüyordu. Ana caddeleri işgal edip, ara
sokakları çıkmaza dönüştürenler ve kendilerinden başka merkez tanımayanların
fıyakaları bozulacak, temsil ve takdir hakkının kendilerinde olmadığını yine de
anlamayacaklardı. Şikâyeti lütûf sayıp, ele geçirdikleri küldişi kulelerden
saman çöpü oklar atmayı hüner addedenler, objektif bakışın tellalı, subjektif
iğnelemenin cellâdı kesilmişlerdi. İnsan yetişmiyor, sanat ve edebiyat
kımıldıyor ama, şahlanmıyor. Şiir var ama geleneğin armanağı şiir yok , mısra-ı
berceste yok. Öykü nerede.? Deneme nerede yazılıyor? Araştırma ruhunu
kaybetmemiş akademisyenler hangi gemide yolculuk yapmaktadırlar? Sadece sorular
olsa ne gam, sadece sorgu olsa ne gam. Sorgu sonrasında topyekün yok
çığırtkanlıkları ve aranmayan sebebi hikmet. Feryad edeceğinize, yol açın,
kulvar açın, olması gereken konusunda fiili adımlar atın. Adım atmak yok, öncü
olmak yok, biz varız ve başkası yok anlayışında ısrar var. Sonra da tevazû
gösterip hizmeti şahsiyetin önüne alanlar iğneyle kuyu kazar gibi bir şeyler
ortaya koyunca rahatsız olmak. Haksız ve yersiz mukâyeseler, urbası gurur ve
kibir kokan diklenmeler.
Gece bülteni bende mahfuz, ama bilmeni istiyorum ki, sanal dünyanın hiçbir
disipline tâbi tutmadan harcadığı yetenekler ve kendi hazırladıkları sahifeleri
genelde kendileri okuyan veya farklı üslûplarla her yazılanı sanat-edebiyatla
ilişkilendirenler, bu selin karşısında direnen ve geleneği koruma altına alan,
bu geçiş döneminde varlık mücadelesi verenleri şükranla anmak yerine yok
saymaktadırlar. Bu sağnağı görmeyenler, belli bir disiplin içinde çalışmalarını
sürdüren, verdiği ürünlerle soylu bir yürüyüş yapanları da görmüyorlar. Nedense
görmezden gelmek gibi bir davranış erdem sayılır oldu. Birilerine eziyet olsun
diye değil belki, ama kendi varlıklarının gölgelenmesinden korkuyorlar. Sonra da
sofrada tuzu-biberi bulunmayanlar hesaba çekiyor, yılgınlık kapısını
araladıklarını bile fark etmiyorlar. Bugün zor şartlarda kültür ve sanat
faaliyetine katkıda bulunan, sanaldan kopardıkları yeteneklere kendilerini fark
ettirenler ve bunun maddî-manevî külfetine katlananlar tüm olumsuzluklara rağmen
ürünler veriyor, bir kıvılcım bile olsa aydınlatmaya devam ediyorlar.Yıllardır
bu çaba ve gayretle yol alanları kutlamak, takdir etmek düşüyor bize. Fetret de
bir doğum haberidir. Kimi susuşlar, beyhûde konuşmalardan çok hem de çok
evlâdır. Güzel insan, çehresi nur, yüreği Ortadoğu ve sözü yunus olan.
Kelimelere yüklediği hasleti kimliğine de nakşeden alperen. Susuşun kardelen
olunca bekliyoruz. Gurbetini yok saydığımız acılardan feragat ediyor, ufka
kilitlenen hasretimizi dindirecek günleri sayıyoruz.
Durman
Şair
Diploması okumak olan bilge.
Şimdilerde yine kendini sorguluyor.
Şeref AKBABA |