ARZ-I HÂL

 

Hala naz makamı, öyle mi?

 

Hep söyledim yine diyorum ;

buralarda ihtiyat değil,

soluduğum her yerde ihtiyaçsın benim için.

 

İnan son raddedeyim. İvedi yetişmen lazım.

 

Sözünle ılık ılık aktın yine içime;

ama diplerimde zemheri var,

ayaz ayaz soluyorum bilesin.

 

Daussıla dedikleriyle tanış olduk, samimiyet ilerledi ;

her gün bendeyiz.

Nefesler derin, gözler dalgın, umut dediğin yorgun.


Melâl fazla mesai yapıyor, kaleme çalışıyoruz.

Hasretin içime is yaptı gözüm, zaten duman altı içerim, teselliden de geçtik, bağışıklık yapıyor.

Bünyede "sen" kalmamış;

hayalinin dozunu arttırmalı vesselam.

 

Yine de...

 

Aynı göğe bakmanın rahatındayım.

Yatıştırıyor.

 

Sema ile halleşirken,

kaldır cankız gözünü diyorum,

aya değdir,

cevaben bir yıldız göz kırpıyor.

 

Özlem gülüşlü çehrelere ekleniyorum gün be gün...

Tebessümlerinde firâk izleri...

Herkesin bir derdi durur içinde için için,

cevabını bildiğim soruyu sormuyorum.

 

Diline türkü diye bağla ; al senindir :

 

Zarfı ben olanın mazrufu muhal değil

Senle sıla içimde bağdaş kurmuş oturur

Zor zaman dedikleri âhirde zâhir midir

Soru soran dilime, cevabı unutturulur

 

İşte böyle düşkız , bir acayip bilişteyim

Kendinde değil dersen, derdinden geçişteyim

 

Seni yazarken,

kalemine dolanıp düşen bu sakar yazarın

toparlayamadığı kelimeleri

hürmeten ya da lütfen;

sen yine diz hayaline...

 

Ve çevir gözünü bir bak.

her an mucize dokunduğun ;

hüzün,

yetim

ve ölüm...

Özlem ERDOĞAN

 

Geri Ana Sayfa Arkadaşına Gönder

Yukarı