SANDIK  LEKESİ

 

“Ne kadar çoksa, o kadar  az görürsün” dedi Mefşelâ. “Karanlık gizler renkleri, şekilleri; kaybolursun. Ne kadar boyarsan boya, karanlık boya tutmaz.”

Mefşelâ birgün göl kıyısına inip uçurtmasını yukarıya, daha yukarıya, en yukarıya havalandırmak istedi rüzgarın önüne katıp. Bütün kış yerlere döşenen karın erimesini beklemişti. “Tamam, buzun üzerinde kaymak da güzel, ama parmak uçlarım çok üşüyor” diye mırıldandı. Bahar başkaydı tabiî. Daha mı özgürdü insan ne. “Belki de daha renkli...” dedi kendi kendine. Yürümek daha keyifliydi mesela. Ve sokak kedileri daha mutlu görünüyorlardı.

Çizici: Behice KOLÇAK ŞARK

Mefşelâ bütün bunları düşünürken gıcırdayan kapı ile uçurtması gökyüzünden yere süzülüp kaldırımlar buz kaplandı ve kış döndü yerine. Annesi tüm sessizliği uyandırıvermişti: “O sandığın önünde oturmuş ne yapıyorsun öyle?”

 

Mefşelâ “bakıyorum” diye cevap verdi. Şimdi annesi ona yaklaşmış baktığı yerde birşeyler bulmaya çalışıyordu. “Neye bakıyorsun” diye sordu.

 

“Karanlığa baharı çizmeye çalışanlarla karanlığı yıkmakla baharın gerçeğe doğacağına inananın resmine bakıyorum” dedi Mefşelâ sevinçle.

 

Annesi sandığın üzerine eğilip daha dikkatli süzdü. Hayretle “ama o yalnızca bir sandık lekesi” dedi.

 

           

            “En militan tarafımla sevdim düşlerimi, dağları mesken edinip

            İçimde doğan güneşim, gök mavisini gözlerime yayıyordu çarşaf gibi

            Ve ben en militan tarafımla sevdim düşlerimdeki senliliği

            Sen sandığımda gizlediğim...

 

            En militan tarafımla sevdim düşlerimi, üzerime siyahları giyinip

            Birbirine dokunan beyaz bulutlarım, vaveylâ eşliğinde hu çekiyordu

            Ve ben en militan tarafımla sevdim düşlerimdeki vurgun yemiş ufku

            Ufuk sandığımdaki yüreğim...

 

            En militan tarafımla sevdim düşlerimi, mavzerlere diş bileyip

            Göğe uzanan merdivenimle gördüklerimi boyuyordum sevince, kim ne

            derse desin eşliğinde

            Ve ben en militan tarafımla sevdim düşlerimi, sımsıcak sarılarak

            mevzudaki geçmişe

            Geçmiş sandığımdaki erişemediğim...

 

            En militan tarafımı sandığıma kilitledim.”

 

“Mefşelâ bir düşün güneş hem kırmızıdır, hem sarı; hem yakındır, hem uzak” dedi çizici. Mefşelâ çizici’nin söylediğini yaptı. Düşündü. “Bir tutam bahar içine bir tutam cemre bırakıp ılık bir sabah vaktinde bir taşım kaynatacak, çok da soğumadan yudumlayacaksın. Ve ‘ey karanlık! Bahar sana bile uyanacak, sana bile uyanacak... sözleri dökülecek çizgi’nin üzerine” diye mırıldandı.

Naz FERNİBA

 

Geri Ana Sayfa Arkadaşına Gönder

Yukarı