|
MANİFESTO
Hiçbir yazarın, şairin ''güzel dünya, mavi çiçekler açsın, kırmızı böcekler
ötsün'' gibi klişe sözleri söylemeye hakkı yok. Görünen o ki; ayaklarımızın
altındaki topraklar bir daha ne yeşillenecek boydan boya, ne de mavileşecek
uçsuz bucaksız...
İnsanları bulunmaz hint kumaşına benzetiyorum. Dünyayı görmüşler, yatmışlar
toprağında, içmişler suyundan, çekmişler havasını ve sonra çocuk yapıp üreyip,
kentleşip, güzelleşip, hırslanıp yemişler dünyayı ağız şıpırdatarak.. Ustaların
kelime oyunları bağlamasın gözlerimizi, bir müddet belki ama gerçek görünecek
tam manasıyla bembeyaz.. Ressamlar hayal edemeyip çizemediğinde, anlaşılacak
artık beyazın oniki renkten farklı olduğu palette... Dağ taş kesecek civarı,
inler ve cinler top oynayacak yeşil sahayı bulamadığında çıkacak gerçek
ortaya... Hepimiz dört açıp, kulak kesilmeliyiz doğaya... Kuş cıvıltıları
duymayıp, nergisi koklayamadığımızda derinden, el açıp dua etmeyelim yüce
kahine... STEPHAN HAWKİNG: ''büyük patlama bir kez oldu... Dünya da bir kez yok
olacak... Başka gezegene kaçalım'' demişti son gösteriminde... Şapkalarımızı
koyalım dallarını kesip, yeşile küstürülen gürgen masanın üzerine. Kentleşme var
olan insanlığı kurtaracak düzensizlikten, ilerki kuşağıda kaldıracak belki...
Peki ya beşyüz yıl sonrakileri? Yediyüzyıl sonrakileri? Suyun alternatifini
bulacak teknoloji hangi mantıkta gizli? Termik zehirlenmeyi önleyecek büyük adam
nerede? Yanıldığım noktalar olabilir; ama yanılmadığımı kanıtlayacak gerçekleri
ve yaşanması muhtemel gerçekleri, gün ışığında başını maneviyata çeviren
çiçekler gibi görebiliyorum... Yol çizmek insanlara, boyumu aşar. Hikayenin bana
düşen kısmında ağzımdan; ''başka gezegene kaçalım'' sözleri düşecektir... El ele
verip, kaçmanın bir yolunu bulup, vitesi beşe takıp, uzaklaşmak lazım arkamıza
bakmadan...
Nihat ÇAPAR |