|
LALEZARDIR GÖNLÜM
Derin okyanuslar dökülür yapraklarından.. yağmur koşar yüreğine.. sessiz sedasız
anılar gelir uzaklardan… sevda düşer üzerine…
Altın renkli cemreler vuslat adına kucaklaştımı toprakla, hiç bir şafak ona
buseler kondurmadan uyandırmaz gün ışığını… hoyrat rüzgarlar inzivaya çekildimi,
soğuk mevsimlerden ılık meltemler sarar ince bellerini… inceciktir yürekleri de
tıpkı belleri gibi… ipekten tenleri vardır yapraklarının gün ışıdımı pırıltılar
dans eder üzerinde,denizin mavisine vuran güneş ışıkları gibi…
Nisanın ilk gözağrısıdır onlar… nisanın ilk vakitleri deydimi narin
kirpiklerine, uyanıverirler uzun bir çift yeşil kucağın arasından..
Her sabah tanyeri al bir laleden alır rengini… ak laleler kışları saklar belki
içlerinde. Sarı entarili laleler,en çok çocukları hatırlatır bana… o kadar masum
okadar sıcak…
İnce bellerinden iki kanat gibi uzanır boylu boyunca iki yaprak… onlarla
kanatlanırlar sanki başka iklimlerin başka zamanların renklerine… başka
diyarların seslerine…
Gururlu bir duruşları vardır… asalet onlarda yaşar sanki… ne mevsim rüzgarlarını
dinler, ne de boyuna yağan nisan yağmurlarını… hiç ümidini kaybetmeyen ıslak
yürekleri vardır sanki solmayan hüzünlerde bile…
Bütün çiçekler kendi dillerince konuşur… dillerinden anlayanlar… onları hep
dinler de bir tek laleler susar gibi gelir bana… yüreğini açsan biraz, hiç ses
vermezler sanki… suskunluğunda saklıdır sırlar, sevgiler,unular… aslında
söyleyemeyeceği kadar çok şey anlatırlar… sende susup bir lale ile baş başa
kalabildiğinde…
Masumluk saltanat tacını giyer birlalenin sessizliğinde… o kadar nazik ve ince
yapılıdırlarki hafif bir darbede kırılırlar… o ince vücutlarıyla göğüs gererler
soğuk gecelere… onların katlanılacak dikenleri de yoktur bedenlerinde…
Onlar ilkbaharın ilk düşlerinin zarif kahramanları… baharın ilk uyanışında
açarlar gözlerini dünyaya… güneş iyice ısıtmadan toprağını, baharın en zor
zamanında tüketirler soluklarını… en çok yaprağı ıslanan, en çok üşüyen çiçektir
belki onlar… toprak onlarla, gelen baharın bedelini öder sanki… Zaman büyütmez
nedense onları… yıllar geçse de dallanıp budaklanamaz dallarında açamazlar
çiçeklerini… hep narin ince ama suskun ve asil… hassas bir gönülleri vardır
onların… ince ruhlar, ince ruhlular gider bulurlar onları…
Dua eden avuçların yan yana dizilişine benzer toprak üzerinde boylu boyunca
uzanışları… her nedense suskun dualar boy verir duyulmayan seslerinde… sessizdir
Rabbime zikirleri… Her çiçek dokundumu güneş tenlerine, açılıp salarlar
yapraklarını doğan güne… oysa onların yaprakları kapalıdır hep… içinde gizli
hasretler saklarlar sanki..görülmemiş servetler büyütürler sevgiye dair… bu
gizem hep alır götürür beni uzaklara… sanki yalnızca kendi kalplerine gömerler
sevinçlerini de acılarını da… mütevazıdır alımlı duruşları… ince nağmeli
kelimesiz nice şiirler okurlar gecelere… belki bir tek hilal dinler, yakamozlar
duyar seslerini… kaç kış baharı buluyor kimbilir yapraklarının ılık dokunuşunda…
kaçıncı umut yeşilleniyor kimbilir içimde dalgalanışlarınnda… öyle kısa ki
onlara bahşedilen ömür, kalplerindekilerini anlatmaya yetmiyor..kelebek ömürlü
güzeller… ayrılık hazanları, vuslat heyecanları ve gönül yaraları… özlemler
yalnızlıklar… hep anlatamadıklarıyla beraber geçen zamana karışıp toprak
olurlar… oysa gecelerden sabahlara taşan nice kelimeler nice hikayeler vardır
kapalı yapraklarının arasında…
Nisan, onların aşkına türkü yakar yağmurlarınınmırıltısında… yıldızlar her gece
sabaha yakın zamanlarda onları izlemeye iner yeryüzüne… toprak, kızını gelin
eden bir ananın buruk sevinciyle izler, bir kış boyunca bağrında sakladığı
evlatların çiçek açışını… rüzgar serin nağmelerle serenata başlar hafifçe
okşarken yapraklarını… ama onlar yine susarlar… alımlı salınışından anlarlar ona
sevdalananlar ne anlatmak istediklerini.
Evet sarhoş eden kokuları yoktur onların..hanımeli gibi görmeden varlığını
anlayamazsın kokuları yayılmaz metrelerce öteye… kokuları kadife renklerinde
saklıdır belki içlerinden söyledikleri türkülerin satırlarında belki…
Yalnızlık… yalnızlık ve sessizlik ne kadarda yakışır birbirine… oysa onların
yalnızlığa ne yürekleri dayanız ne bulut yanaklı yaprakları… yalnızlık
ölümleridir beklide onların… yalnız başına bir güle rastlayabilirsiniz. Bir
zambağa… ama tek başına yaşayan bir laleyle rastlamanız düşük bir ihtimaldir
kalabalık bir aile gibi yaşarlar onlar… sıkı dostlukları hatırlar hep bana…
Hayat hiç kimseyi konuşup kırmayacak kadar kısa ve kıymetlidir onlar için..
hiçbir kalbi kırmadan sahiplerine kavuşurlar… görülmemiş rüyaları, söylenmemiş
sevdaları kalplerinde gelecek nisana kadarsaklı tutarlar.kelebek ömürlü
yarenler. Sevdaları bir tek nişsanadır sanki… nisan mayısın yollarını
gözlediğinde, onlar çoktan toprağa karışmış olurlar… doğumları gibi ölümleri de
sessiz olur ve toprak sımsıcak kucağını açar şefkatli bir ana gibi… onlar da
belki birtek toprağa anlatırlar yeryüzündeyken anlatamadıklarını...
Gün yeni yeni salınırken tanyerinde, bir damla düşüyor mavi bulutlardan al bir
lalenin yanağına.işte hayat bu damlada gizleniyor... sevgi de şefkatte bu
damlayla bu yaprakta mühürleniyor…
Sen ıslak yanaklı bir laleye sokuldunmu hiç… usulca avuçlarına alıp ince belini,
içine çektin mi suskunluğunu… onun güzelliği serin rüzgarlarla doldumu içine… o
güzellik karşısında bir damla yaş kirpiklerinden yol bulup onun yüreğinde
durakladı mı? Dudaklarının bir busesi var mı bir lalenin kadife yaprağına
dokunmuş? bağrına bastınmı biir lalenin ince kalbini… sevgiye akan bakışlarını
buldunmu onu izlerken…
Kaç gönül kaldı ki saksısında laleler büyüten? kaç gönül gözü kaldı ki onların
gözlerinde kilitlenen?
Sevgini yeryüzündeki renkleri çiçekler… baharın sevgilisi nisanın ilk aşkı…
masumluğun sultanı… sessizliğin hilkati laleler…
Hazan bahçesinde umut yetiştirenler… dokunuşlarında sevgiye şiirler yazanlar…
lale vaktinde laleler gibi dirilip duaya duranlar… yürek topraklarına lale
soğanları ekenler… dört mevsim içlerindeki gökyüzünden çiçek kokulu yağmurlarla,
lale sulayanlar…
Bir avuç lalenin mavi gölgesinde, kocaman yüreklerini dinlendirebilenler…
lalenin suskunluğunda suskunluğunu bozabilenler… işte bir tek onlar
duyabiliyorlar lalelerin sessiz türkülerini ve kalplerinde toprağa götürdükleri
yağmur renkli gizemini…
Zuhal GEDİK |