İSTANBUL SÜKUNETTİR

 

Oturdum şehir hatları vapurunu seyre daldım. Masmavi bir boğaz. Hafif bir
rüzgâr. Ihlamur ağacı zikir halinde salınıp duruyor.

 

Şehir hatları vapuru geçip gitti. Boğaza çok yakışan bu yolcu vapurları. Hep
bir heyecan. Şehir zaten en çok bu vapurlarla İstanbul olur. Biraz kuğu,
biraz martı, biraz boğaz, biraz balık kokusu. Satırların arasına martı
çığlıkları karışıyor. Bir İstanbul şarkısı doluyor odaya. Adalardan,
bahardan, Süleymaniye’de güneşten, mavi İstanbul hasretinden dem vuruyor.
Bir hasret yumağı değil midir zaten İstanbul: “Büyük ve sakin Süleymaniye’n
ile, parkların, köprülerin, meydanların ile bekle bizi İstanbul.”

 

Biz İstanbul’u tüketirken neleri feda ettiğimizin farkına geç varıyoruz.

Sonra şiirlerin, şarkıların, yakınmaların İstanbul’u olup çıkıyor karşımıza

İstanbul... İçinde olmak ve içinde olmayı unutmak.

 

İstanbul bir şiir, bir musiki, dekoru her an değişen bir tiyatro sahnesi.

Acılardan sevinçlere sürekli bir med cezir.

 

İstanbul ferasetin öteki adı

İstanbul bir ürpertiyle uyanan güzel.

Ali HAKKOYMAZ

 

Geri Ana Sayfa Arkadaşına Gönder

Yukarı