|
ARTIK
BULUTLARA BAKIP
‘o bir pamuk şekeri mi’ SORUSUNU SORAN ÇOCUKLARLA
KARŞILAŞMIYORUM
ONLAR MI BİLMİYORLAR PAMUK ŞEKERİNİ,
BULUTLARI MI GÖREMİYORLAR…
suları çekilmiş
buradan
geride kalanlara,
‘peşime düşün’ demiş
kimse deniz kadar
cesur değilmiş
İnsanın kendi hayatını yönlendirdiğini görebilmesi kadar güzeldir göç vaktini
seyretmek. Bir cümle ya da bir kelime, akışını değiştirir kader çizgisinin.
İstemek... İstemeyi vermezdi, isteseydi.
‘Oturup bir köşeye söyleşmek geçti içinden. İçinden her geçeni nasıl yapamadıysa
bunu da yapamayacağını biliyordu elbet. Bilmekse yetmiyordu çok şeye, anlamak
gerekti. Her şeyi anlamak. Anlaşılmayı beklemekten çok anlamak... Bir göç
yolunun hangi yöne meylettiğini... bir güney yolcusunun güneye düşen gönlünün
nasıl yitip gittiğini... gözlerden süzülenin bir tek yaş değil hayatın en büyük
parçası olduğunu... günbatımında batanın bir süreliğine yitişini... sözlerin
ardında yatanların, uykusunun ne kadar derininde kaybolduğunu... çamların
çatıkatında yaşayan sincapların fındık depolarken tükettikleri enerjiyi...
Anlaşılmayı beklemeden, önce anlamak...’
İnsanın hayatın tadına bakacak kadar vakti olması kadar güzeldir bir kayığın
küreklerini çekmek. Bir acı ya da özlem, küstürmeye yeter sevinci. Direnmek...
Gücü vermeseydi yüklemezdi.
gökyüzüne çıkan merdiveni
tamamladı adam
herkesi çağırdı, bir bir
tırmandılar
geride bir çocuk kaldı
gidenlerin ardından uzun
uzun baktı
‘güneşin ısıtacağı biri
olmalı.
masalları okuyan...
toprağa basan...
ve karanlıktan korksa bile
gece uyuyan...’
dedi çocuk
İnsanın hayatın da öğrenilebileceğini bilmesi kadar güzeldir olgunlaşmış bir
inciri dalından koparmak. Bir öykü ya da masal, yaşanabileceklerin sınırını
çizer. Sormak... sorular olmasaydı cevapların anlamı kalmazdı.
eğer sözlerimin ölçüsünü tartabilseydi çok ağır
olduğunu farkedecekti
başka yöne çevirebilecekti o bakışları havanın
ve düşün dilinin
inceliklerinde karanlığa bir mum yakıp
‘ben’den örülme senfoniler dinleyecekti yıldızlar
yağacaktı belki saçlarından
soruların felsefesinin, cevapta biteceğini o
yıldızlardan anlayabilirdi
bilseydi
eğer kaybolacağını
belki hiç cevap aramayacaktı uzaklarda
Naz FERNİBA |