|
ÂKİF’İ DOĞRU OKUMAK
Mehmet Âkif Ersoy, 27 Aralık 1936’da Hakk’a yürüdü. Aradan 68 yıl geçti. Ama
Âkif, unutulmadı. Ölümünden bu yana muhtelif vesilelerle hep anıldı. Fikirleri
tartışma konusu oldu. Hakkında eserler, makaleler yazıldı. Eseri Safahat,
defalarca basıldı ve neredeyse her eve girdi.
Âkif, fikir ve sanat hayatımızın bugün de gündeminde olan bir isimdir. Fakat
ortada çok farklı Âkif portreleri var. Halkımızın neredeyse tamamına yakını,
fikir ve sanat ehlinin ise büyük bir bölümü Âkif konusunda müsbet görüşlere
sahip olmasına rağmen, kimileri geçmişte de örnekleri görüldüğü gibi hâlâ Âkif
muhalifi. Ama kanaatler ne olursa olsun Âkif, yaşıyor, hakkında konuşulup
tartışılıyor. Fakat okunup anlaşıldığını yani doğru okunup doğru anlaşıldığını
söylemek oldukça zor görünüyor.
Bu zorluğu geçmeden önce Âkif’i bugüne getiren özelliği üzerinde durmak gerekir.
Çünkü, pek çok fikir ve sanat adamı bugün için ancak edebiyat tarihlerinde bir
yer işgal ederken Âkif canlılığını fiilen sürdürmesi üzerinde gerçekten
düşünülmelidir. Âkif, şüphesiz ki büyük bir şairdi. Bir fikir ve aksiyon
insanıydı. Dolayısıyla bütün bunlar, Âkif’i bugüne getiren sebeplerdir. Fakat,
bütün bu özelliklerinden önce bence Âkif’i büyük ve hâlâ yaşıyor kılan sebep,
onun ahlâkıdır. İlkeli tavrı ve inançlarındaki samimiyetidir. Bu yönleriyle o,
hemen herkes için idealist bir insandır.
Dolayısıyla Âkif’i bu gün için de doğru anlamanın yolu önce bu yönünü görmekten
geçiyor. Zira bilgi, fikir bakımından malumat deposu olmuş pek çok insana
rastlanabilir ama idealist ve ilkeli insanların sayısı son derece azdır. Durum
böyle olunca da vicdan sahibi her insan, onun şiirlerini sevmese, fikirlerine
katılmasa hatta düşmanı dahi olsa ahlakı ve şahsiyeti konusunda müsbet sözler
söylemeden edemiyor. Çünkü onda sanat da fikir de önce bir insan ve millet
meselesi olarak ortaya çıkıyor. İşte böyle insanlar toplumların özellikle
sıkıntılı dönemlerinde hep bir umut ışığı olarak yeniden gündeme gelir.
Yaşayan Âkif’i doğru anlamanın ikinci önemli yolu da onu ciddi anlamda okumadan
geçiyor. Zira onun birkaç mısraına bakarak ortaya bir portre çıkarmak doğru
olmaz. Ne yazık ki, bu talihsiz tutum Âkif’in başına hep gelmiştir. Onu kısmi
bakış açısıyla değerlendirenler, bir mısraına bakıp pekala medeniyet düşmanı
ilan edebiliyorlar. Milli bir şair olmasından kuşku duyabiliyorlar. Bu tür
tutumların örneklerini çoğaltmak mümkündür. Fakat, netice değişmemektedir. Öte
yandan Âkif, okunur ve değerlendirilirken devrinin dünya ve ülke şartlarının da
iyi bilinmesi gerekmektedir. Onu bugünün şartları içinde değerlendirenler,
elbette doğru sonuçlara ulaşamazlar.
Âkif’i okumanın önündeki bir başka büyük engel de ideolojik ve ön yargılı
yaklaşımlardır. Böyle bir tutumla Âkif’e eğilenlerin, karşılarında doğru dürüst
bir Âkif portresi bulabilmeleri imkansızdır. Durum böyle olunca kendi
söylediklerinin de bir değer ve önemi olmayacaktır. Böylesine yaklaşımlar,
kimseye olduğu gibi sahiplerine de hiçbir şey kazandırmayacak, olsa olsa kafa
karışıklığını artıracaktır.
Bu meselede söylenmesi gereken bir husus da kavramların anlam haritalarının
sürekli değiştiğinin dikkate alınmasıdır. Dün için mesela milliyetçiliğin,
batıcılığın, islâmcılığın taşıdığı anlamla bu günkü anlamlar oldukça farklıdır.
Öte yandan kavramları hangi dünya görüşüne göre tanımlandığı da bir başka önemli
husustur. Âkif okunur ve değerlendirilirken bu konu üzerinde de durulması
gerekir.
Bütün bunlar dikkate alınarak okunduğunda karşımıza gerçeğine daha yakın bir
Âkif portresi çıkar. Buna bugün için de büyük bir ihtiyaç vardır. Zira Âkif’in
dile getirdiği meseleleri hâlâ çözebilmiş değiliz. Türkiye’de ve dünyada yıllar
ve şahıslar değişmiş olsa de olayların mantığı ve muhtevası hep aynıdır.
Dolayısıyla Âkif’in doğru okunması ve anlaşılması günümüz fikir ve sanat hayatı
için de önem taşımaktadır. Buna hem Âkif’i sevenlerin hem de muhaliflerinin
ihtiyacı vardır.
Âkif, bence kişilik, sanatkarlık ve fikir adamı yönüyle önümüzde hâlâ aşılamamış
idealist bir örnek olarak durmaktadır. Âkif’i tartışmak yerine onu önce okumak
ve anlamak çabasının kültür ve düşünce dünyamıza daha çok şey kazandıracağına
inanıyorum.
Mustafa ÖZÇELİK |