|
YAĞMUR DÜŞTÜ GÖZLERİME
Yağmur yağdı, dolan gözlerimde açan güllerin üzerine… .
Islanan kirpiklerimin arkasından gökkuşağının doğmasını bekledim. Renkleri yoktu
beni baştan başa saracak…
Kırmızımı, soğuk bir sabahta eldivensiz ellerini ovuşturarak ısınmaya çalışan
bir yavrunun üşümüş al al olmuş yanaklarında buldum; maviyi, zayıf bedeni
titrerken sıcacık bir paltoyu hayal eden bir çocuğun düşünde...
Yeşili, kendi çizmelerimi beğenmediğim bir kışta, ayakkabıları altından su alan
bir çocuğun, yaşlanan gözlerinde buldum.
Pembeyi kimsesiz bir genç kızın hayallerinde giydiği entarinin üzerinde …
Gökkuşaksız bir yağmur yürüdü gönlüme…
Uçsuz bucaksız çöllerimde bir çiçek açtı susuz…
Gönlümün en ücra köşesinde gözlerini hayata kapayan bir menekşenin sızlanışını
duydum.
Tan yeri bulanmadan kızıllığa gece oldu içimde…
Bir güneş, doğmadan ay oldu benliğimde…
Bir leylak kan ağladı nefes alışımda…
Her nefesim bir karanfili yaktı her karanfil bir tebessümü…
Ve tebessüm kurudu dudaklarımda…
Sebepsiz yakarışlarım can verdi çöken omuzlarımda…
Düşsüz bir gece topladı bütün yıldızlarını asumanımdan…
Bahar cemresini çekti aldı yanına topraklarımdan…
Dağ başlarımda salınan alımlı lalelerim eğdi başlarını…
Erbainim bile kopardı bir bir tepelerindeki berfinlerini mevsimin...
Yalnız bir çocuğun çaresiz bakışlarında kaldı çiçeklerim…
Hasta bir çocuğun umutlarında…
Soğuktan donan bir çift elin avuçlarında kaldı çiçeklerim…
Güneşim, kuru ekmeğe muhtaç bir yüreğin hıçkırığında kaldı.
Karları üşüdü ruhumun, dualarımın yeşil yamaçlarında…
Bir hazan iniltisinde yağmur düştü gözlerime. Gökkuşağı bıraktı renklerini
gönlümün dokunamadığı her nefese…
Gökkuşağımın renkleri hüznümün fırçasında şimdi…
Zuhal GEDİK |