|
ONUN İÇİN FARK EDER...
Bir düşünür, bir gün sahilde yürüyüş yaparken, uzakta garip hareketler yapan bir
adam dikkatini çeker. Bir süre izler adamı. Ama uzaktan hareketlerinin anlamını
bir türlü çözemez. Merakını yenemeyip biraz yaklaşınca bir gencin yerden bir şey
alıp denize attığını, kısa bir koşuyla geri dönüp aynı hareketi sürekli
tekrarladığı görür. Yanına yaklaşıp genci selamlar. Ve aralarında şu konuşma
geçer:
-Ne yapıyorsun böyle?
-Okyanusa deniz yıldızı atıyorum.
-Deniz yıldızı mı?
-Evet. Güneş yükseldi ve sular çekiliyor. Eğer onları hemen suya atmazsam az
sonra ölecekler.
-Ama görmüyor musun? Kilometrelerce sahil var. Ve baştan aşağı deniz yıldızı ile
dolu. Birkaçını denize atmakla ne fark edecek?
Genç adam eğilerek yerden bir deniz yıldızını daha alıp denize fırlatırken:
-Bakın, der. Onun için fark etti.
Düşünür geri döndüğünde, gördüklerini bir türlü zihninden atamaz. Anlar ki
sahildeki genç sadece olup biteni izlemeyi değil, anı yakalamayı, aktif olmayı
ve bir fayda sağlamayı seçmiş. Yep yeni bir bilinçle uyanır sabahleyin. Sahile
iner, genci bulur ve saatlerce onunla okyanusa deniz yıldızı atar.
.................................
Bu hikayeyi zaman zaman okumaya çalışıyorum. Yaptığım işlerin arasında
boğulduğumda, pek çok iş yapıp hiçbir şey yapmadığımı sandığımda, kendimi
küçümsediğimde okuyorum. Ve mutlu oluyorum. Yaptığım her işin bir tohum olduğunu
hatırlatıyor bana. Allah zaman verirse ilerde açacak pek çok tohumu şimdiden
ektiğimi hatırlatıyor. Bu yüzden seviyorum.
Bu hikayeyi zaman zaman okumaya çalışıyorum. Ve mutlu oluyorum. Hatta
insanların sevdikleri sözleri, resimleri, kendisi için önemli ama başkası için
pılı pırtı olan eşyalarını astıkları panolar vardır ya! İşte bu da benim panomda
yer alan hikayelerden biri. Hepimizin dünyasında değer verdiği eşyaları, ya da
anıları ya da hikayeleri var. İyi ki de var! Bana küçük şeylere değer vermeyi ve
onlara zaman ayırmanın önemini hatırlatıyor ayrıca. Çocuklar gibi tıpkı.
Çoğumuzun küçümsediği çocuklar gibi. Dışardan minik görünen ama büyüklerden daha
büyük dünyaları olan çocuklar gibi. Onlara açılması gereken ufukları,
kazandırılması gereken güveni, gösterilmesi gereken saygıyı, emeği hatırlatıyor.
Minicik elleri, saf bakışların önemini, menfaatsiz seven minik kalplerin
içindeki dünya kadar sevgiyi ve bunun ne kadar değerli olduğunu hatırlatıyor.
Zaman zaman okuyorum bu hikayeyi. Bana emeğin hiçbir zaman boşa gitmeyeceğini
hatırlatıyor. Bir gülümseme, bir hatırlama, bir selamlama, bir anma, bir vefa.
Görmek ve göstermek, kıyıya vurmuş bir deniz yıldızını denize atmak gibi.
Kıyılarımıza vurmuş olanların farkına varmak gibi. İçimize sorular sormak ve
içimizden gelen cevapları duymak gibi. Bir deniz yıldızı gibi vurduğumuz kıyıda
tekrar denize kavuşmayı beklemek gibi. Kıyıda güneş altında öylece beklerken
denizin güzelliğine derin özlem duymak gibi.
Zaman zaman okuyorum bu hikayeyi. Dünyada sadece benim olmadığımı,
çevremdekilerle hayatın güzel olabildiğini hatırlatıyor. Her şeyimle sıkı sıkı
tutunduğum ben’ in aslında bir hiç olduğunu anlatıyor. Hayatın biz’ ken anlamlı
ve güzel olduğunu söylüyor. Şükretmem gereken ne çok sebebim olduğunu.
Dedim ya bu hikaye panomda. Zaman zaman okuyor ve mutlu oluyorum. Bunlar benden
taraf pencereden görünenler. Bakalım sizin oralardan nasıl görünecek?
Fatma Beyza TÜTÜNCÜOĞLU |